Fatih’te Uludere/Roboski için adalet çağrısı

Yordam Dergisi’nin çağrısıyla farklı kesimlerden birçok kişinin adalet ve vicdan arayışında bir araya gelerek düzenledikleri Roboski/Uludere için Fatih İtfaiye Parkı’nda gerçekleşti.

Eyleme katılanlar “Nisyana isyan”, “Bu kez Jitem yapmadı”, “Roboski/Uludere’nin failini meçhul bırakma”, “Geciken adalet adalet değildir”, “Roboski’yi unutma, vicdanını uyutma” yazılı dövizler taşırken, basın bildirisi Türkçe ve Kürtçe olarak iki dilde okundu.

Eylemde okunan basın bildirisinin tam metni:

Uludere / Roboskî’de 34 kişinin öldürülmesinin üzerinden nerdeyse yarım yıl geçti. Altı aydır unutturulmaya çalışılan bir katliam… Değil faillerini bulmak, kuru bir özrü bile çok gören anlayış, bu insanlık dışı zulmü görmezden gelmemizi salık veriyor. Bu katliamın sorumlularının kimler olduğunu merak eden bizlere ‘katliamı istismar etmeyin’ diyorlar…

Evet, 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, sınırda “kaçakçılık” yapan Uludere / Roboskili Kürt köylülere operasyon düzenlendi ve çoğu çocuk olmak üzere 34 can vahşice katledildi. Hükümet, Uludere’de gerçekleştirilen bu katliam için halen bir özür dilemedi. Önce “Komplodur bu. Amaçları hükümeti yıpratmak.” dediler. Sonra “Bu bir hataymış. Tazminatsa tazminat! Para ver, susarlar zaten”. dediler. Üstelik bir bakan da “Ölmeselerdi kaçakçılıktan yargılanacaklardı” gibi vahim bir söylemi dillendirdi. Savcılık davayı gizlilik şerhiyle askeri yargıya havale ediyor. Dersim için oldukça dokunaklı konuşmalar yapan başbakan, olayı tazminat ödeme soğukkanlılığı ile çözeceği vehmine kapılıyor. Dindarları temsil eden medya, “Uludere için akan gözyaşlarınız örgüte can suyu oldu” gibi abuk subuk gerekçelerle, ölüm üstünden bir dil kurma hayasızlığına bile yelteniyor. Sessiz kalmayanlar, yine işlerinden olmaya devam ediyorlar…

Devletin üst kademelerindeki iktidar kavgası ya da uluslararası birtakım hesaplar… Bunların hiç birisi adalet talebi gibi dünyanın en haklı davasının asaletini gölgelemeye yetmez. Uludere / Roboskî’de halkını ölüme mahkûm etmekten kaçınmayan ama bunun hesabını vermekten kaçınan devlet aklı, kendini tekrardan gösterir olmuştur. Katliam, çeşitli siyasal odaklar arasında yaşanan kavganın malzemesi olamayacak kadar ortada ve sulandırılamayacak kadar diridir, insanidir.

Bizler, vicdan sahibi insanlar olarak, siyasi erklerin kendi aralarında sürdürdükleri kavganın kazananıyla ilgilenmiyoruz. Siyasal çekişmelerin taraflarından biri değiliz. Uludere / Roboskî’de katliama maruz kalmış canlarımızın, kardeşlerimizin kanlarını dökenlerden hesap sorulmasını istiyoruz.

Bizler, ahlak sahibi olmaya çalışan insanlar olarak, yaşadığımız dünyada, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek gayretiyle, Uludere / Roboskî’de gerçekleşen katliamın sorumlularının bulunmasını ve bu katillerin hukuk önünde hesap vermelerini istiyoruz. Saf adaletin tecellisinden başka bir şey talep etmiyoruz. Bize göre herhangi bir hükümetin yıpratılması, herhangi bir insanın yıpratılmasından daha önemli değildir. Bugün hükümet sessiz kalarak kendi kendini yıpratmaktadır

Biz bu sessizliği bozmak için “sessizliğimiz”le burada buluştuk. 34 masumun anısına 34 dakika boyunca sessiz, slogansız, sadece vicdanlarımızın sesini dinleyerek bekleyeceğiz. Sorumlulardan hesap sorulana kadar bu işin peşini bırakmayacağımızı ilan ediyoruz. Uludere’nin Ölüdere olarak anılmasına asla izin vermeyeceğiz.

Bir cevap yazın