Askeri vesayette Huntington formülü mü?

Türk jetinin, iç savaşın yoğun olduğu komşu Suriye hava sahasına -kısa süreli de olsa girilmiş- yakın bölgelerde uçuş yapması için hükümete akıl verenin asker olduğunu düşünüyorum. Hükümet de bu aklı, siyasi süzgeçten geçirmeden ve sonuçlarını iyi hesaplamadan yerinde bulup uygulamış olsa gerek.

Bu noktada, ünlü Amerikalı teorisyen Samuel Huntignton’ın, 1957 yılında yani 55 yıl önce geliştirdiği ve orduların sivil yönetimlere tabii olacağı ancak askeri konularda karar alma yetkisini ellerinde bulunduracakları ve sonuç olarak özerk yapılarını sürdürebilecekleri bir modeli, AK Parti hükümetinin bir süredir benimsemiş olduğu sonucuna varıyorum. Zira, hükümet, uzunca bir süredir, 21’nci yüzyıl çağdaş dünyasında orduların sivil demokratik kontrolü için gerekli olan yasal reformları yapmak yerine siyasi ortamın lehine değişmesi halinde hemen eski vesayetçi anlayışa dönüş yapabilecek olan TSK’nın, ortaya attığı sembolik değişimlerle yetinmeyi yeğliyor.

22 Haziran Cuma günü, Suriye’nin, Türk F-4 jetini düşürdüğü sıralarda Ankara’da CESS ve Arı grubunun ortaklaşa düzenlediği Ankara toplantısında, işte bugünün dünyası için çağdışı kalmış Huntington teorisinin, TSK tarafından uygulanmasının isabetli olacağı görüşlerini destekleyenler çokça idi. Bir konuşmacı, zaten hükümetin de yasal reformları yavaşlatıp yerine TSK’dan gelen sembolik değişimlerle yetinmekte olduğu Huntington teorisini destekler bir modeli benimsemekte olduğunu hatırlatıyordu.

Ordunun siyasete geri dönmemek üzere asli görevi olan yurt savunması için kışlasına çekilmesini sağlayacak yasal reformları ihmal eden hükümet, büyük olasılıkla, asker ağırlıklı eski Türkiye’nin “maraza çıkarma” refleksinin cazibesine kapılıp F-4‘lerin savaş bölgesine yakın uçuşlarına ses çıkartmadı. Sonuçta irtifa kaybeden Türkiye oldu

Lale Kemal / Taraf

 

Bir cevap yazın