Türkiye’de Suriye halleri

 

Suriye konusu o kadar çetrefilli ve çok boyutlu bir hal aldı ki, her gün meselenin yeni bir boyutu ön plana çıkıyor ve bizler de bu yeni boyutu konuşuyoruz…

Mesele iç işimiz olarak tanımladığımız bir konuysa, sınır boyumuzda yığılmış onbinlerce insanın kaderini ilgilendiriyorsa ve aynı zamanda yanıbaşımızda ve dünya dengelerinin kilitlendiği bir alanda da sıkışıp kaldıysa, Türkiye’nin ilgisini normal kabul edebiliriz. Ancak sorun, Rusya’nın Çin’in, ABD’nin, Avrupa’nın ve İran, İsrail, Suudi Arabistan gibi bir çok ülkenin de en az bizim kadar bu konuya duyarlı olması.Sorun, enerji koridorlarından, Kürt meselesine, mezhep kavgalarından Akdeniz’in askeri dengelerine kadar her boyutun kavranması…

Bugün gelinen noktada Türkiye’nin hallerine de değinmek gerekir diye düşünüyorum. Özetle…

1) Sokaktan Meclis’e kadar her alana sirayet eden bir uyumsuzluktan söz edebiliriz. Bir yanda sırf hükümetin ya da daha özelinde dışişlerinin zorda kaldığına sevinen bir yaklaşım, diğer tarafta her türlü eleştiriyi hainlikle özdeşleştiren bir tutum… Bu aralar siyahla beyaz ‘in’, gri pembe, mor, kırmızı, her türlü renk ‘out’.

Esad’a karşı iseniz savaş çığırtkanısınız, Esad’ı destekliyorsanız barış güvercini; ya da tersinden gidelim ‘Esad’a karşı iseniz demokrasi ve insan hakları şampiyonu’ eğer destekliyorsanız ‘kana susamışların işbirlikçisi’. Arada derede kalıp da ‘ama’, ‘lakin’ diye başlayanların iki tarafça da lanetlendiğini belirtmeden geçmeyelim… 

2) Suriye meselesinin bu şekilde herhangi bir nihayete ulaşmadan sürüncemede kalması Türkiye için en kötü durum. Hem iç barışımız hem de dış politikamız açısından komşumuzun bir an önce istikrara kavuşması gerekiyor…

Esad’lı bir barış planının bunca kandan sonra yürümesi oldukça zor ama yumuşatılmış bir BAAS’lı istikrar daha mümkün görünüyor. Zaten mesele de çeşitli kamuoyu manipülasyonları ile BAAS’tan çok Esad haline gelmiş durumda…

Rusya’nın Suriye’ye silah satışını durdurmasına bakarak uluslararası pazarlığın bitmeye yakın olduğunu söylemek mümkün. Bu bakımdan Annan’ın son turlarının bundan öncekilere nazaran daha fazla umut vaadettiğini düşünüyorum. Türkiye de, son gelinen noktada Esad’a karşı ama Suriye halkının yanında bir ülke profili sergileyerek bir sonraki döneme yatırım yapmış olabilir.

3) Türkiye’nin Esad sonrası dönemde Suriye ile iyi ilişkiler kurmaması için bir sebep yok. Bu ülkede ister Rusya etkin olsun, ister Batı ittifakının kontrolü artsın, her şekilde Türkiye’nin problem yaşaması gerekmez. 

Deniz Ülke Arıboğan

Tamamı için Akşam

 

Bir cevap yazın