Bu Ramazan “Kardeşlik İftarları” var

Geçen sene, Ramazan ayının tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmesine dair itirazını otel önlerine serdiği iftar sofralarıyla gösterilmişti.

Bu sene ise neye karşı olunduğu bir kez daha hatırlattıktan sonra amacın ne olduğunu daha iyi ifade etmek amacıyla  “Kardeşlik İftarları” düzenleniyor. Buna göre sonraki haftalarda iftarlar  işçiler, işsizler, taşeronlar, evsizler, sokağa terk edilen çocuklarlar ve göçmenler ile birlikte yapılacak.

İlk iftar 21 Temmuz 2012 Cumartesi günü Taksim Gezi Parkı’nda.

Çağrı metni şöyle:

Ramazan bize zorlukta ortaklaşmayı ve zorluğun aşıldığı vakitte kardeşçe bir araya gelmeyi öğretir. Nasıl gün boyu açlıkta susuzlukta yoksunlukta buluşuyorsak, iftarda da bu birliği perçinlememiz umulur.

Hayatlarımız duvarlarla birbirinden ayrılmış durumda. Site duvarları, otel duvarları, işyeri koridorları, güvenlik görevlileri ve kameraları… Daha nice görünür ve görünmez duvarın ayırdığı hayatlarımızı yakınlaştırmak için oruçta eşitlenip iftarda buluşmaktan daha güzel bir vesile düşünülemez.

Orucun mütevazı, sade ve temel ihtiyaçlara öncelik veren bir yaşayışın; şaşaa ve israfa galebe çalması gerektiğini bizlere her yıl hatırlatılan bir vazife olduğuna inanıyoruz. En zengin insan da en fakir insan da bir tabak yemek ve bir bardak suyla açlık ve susuzluğunu giderebilir. Bütün insanlar yaşamak için aynı şeylere muhtaçtır. Oruç bize temel ihtiyaçlarımızı ve bunlarda ortak olduğumuzu hatırlatır. Bizleri yoksunlukta buluşturan oruç, hepimizi kendimizin ve birbirimizin yoksunluklarına şahit ve müdahil olmaya çağırır.

Bu mübarek ayın, her şeyi bozan ve metalaştıran tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmesine dair itirazımızı geçen sene otel önlerine serdiğimiz iftar sofralarıyla göstermeye çalışmıştık. Bu itirazımızın karşılık bulması ve bazı kurumların Ramazan’ın manasına uygun bir toplumsal duyarlılığın göstergesi olarak otel iftar organizasyonlarını iptal etmesi bizleri sevindirdi.

Bu sene de kişi ve kurumlardan istediğimiz, bu tarz iftarlara harcanacak parayı, elimizdeki fazlalıklarda hakkı olan ihtiyaç sahiplerine aktarmalarıdır.

Bu hassasiyetimizi dile getirmek ve çağrımızı duyurmak için iftar buluşmalarımızı sürdüreceğiz. Toplumumuzu bölen uçurumların sadece tüketimle ilgili olmadığını, meselenin üretim ve bölüşümle de alakalı olduğunu akılda tutmak gerekiyor.

Geçen yılki iftar programlarımızda neye karşı olduğumuzu göstermiştik. Fakat çağrımız, yalnızca israfa karşı olmayı kapsamıyor. İnsanın insan olarak itibarını alaşağı eden bu üretim ve tüketim ilişkilerine hiçbir şekilde rıza göstermeyen bir ses yükseltmek istiyoruz. Bu seneki iftarlarda, neye karşı olduğumuz kadar, kimin yanında olduğumuzu da ifade etmek niyetindeyiz. İnsan sevdiğiyle beraberdir. Ramazan da şüphesiz bu beraberlik için bulunmaz bir vesile. Ramazan vesileyle toplumumuzdaki uçurumlardan birkaçına olsun temas etmek; işçi, evsiz ve göçmen abi, abla ve kardeşlerimizle birlikte iftar etmek için şöyle bir program yaptık:

21 Temmuz Cumartesi günü, kaldığımız yerden bir başlangıç yapmak, “lüks iftar” garipliğine yönelik tepkimizi hatırlatmak, Ramazan’ın ruhunu paylaşmak ve çoğaltmak için, Taksim Gezi Parkı’nda buluşacağız.

28 Temmuz Cumartesi günü, güvencesizleştirilen, taşeronlaştırılan, asgari yaşama mahkum edilen, haklarınıaramaları engellenen, kolaylıkla işten atılabilen, güvenlik önlemi maliyetinden daha değersiz görülüp cinayet gibi “işkazaları”nda ölen işçilerin sorunlarına dikkat çekmek ve sorunlarını onlardan dinlemek için Fatih Saraçhane Parkı’nda toplanacağız. Çeşitli işyerlerinden işçiler bizlerle olacak ve hikayelerini, sıkıntılarını ve hak arama mücadelelerini anlatacaklar.

4 Ağustos Cumartesi günü, sokaklarda yaşamak zorunda kalan, hakkını arayabileceği meşru zeminlere dahi sahip olmayan, devletin ilgili birimlerinin dertlerine derman olmaktan ısrarla kaçındığı evsiz kardeşlerimizle birlikte Tophane Parkı’nda iftar edeceğiz. Evsizlik meselesinin kamuoyunda ve gönüllerin gündeminde daha fazla yer bulabilmesi için evsizlerden sorunlarını dinleyeceğiz.

11 Ağustos Cumartesi günü ise, daha iyi bir hayat umuduyla ülkelerinden kaçan, ama İstanbul’un kenar mahallelerine sıkışan, ne gidebilen ne kalabilen, arafta yaşayan ve adaletsiz göçmen politikası yüzünden hukuken hükümsüz kalan, resmiyette ülkemizde olmayan ama hemen her gün görüp kanıksadığımız, buna rağmen nasıl yaşadıklarını, nasıl geçindiklerini bilmediğimiz göçmenlerle birlikte, Tarlabaşı, Kemer Hatun Camii’nin yanındaki parkta olacağız.

• Tüm iftarlarda soframız ve yüreğimiz herkese açıktır.

Herkesi bekleriz.

Ramazanınız mübarek olsun…

 

Bir cevap yazın