Akyazı’da direniş 281. haftada

Dünyada ve ülkemizde yaşanan olaylarla iyice ısınan bir gündemle karşı karşıyayız. Geçtğimiz hafta Şanlıurfa cezaevinde yaşanan olaylarda 13 tutuklunun ölmesiyle birlikte ülkemizin cezaevleri sorunu yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlülerin kaldığı cezaevlerinde havalandırma sistemlerinin bulunmaması ve diğer insani ihtiyaçların karşılanmaması gibi çeşitli problemler yüzünden isyanlar yaşanmaktadır. Şanlıurfa cezaevindeki kötü koşullar tutuklu ve hükümlüleri isyan ettirmiş ve çıkan yangın sonucu insanlarımız yaşamlarını yitirmişlerdir. Cezaevlerinin biran önce ıslah edilmesi, temel ihtiyaçların karşılanması ve insanca muamele edilmesi bakımından yetkililerin biran önce gerekli önlemleri alması gerekmektedir.

28 Şubat postmodern darbe dönemindeki olayların soruşturulması bağlamında Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile 3 eski yönetim kurulu üyesi hakkında gözaltı kararı vermesiyle soruşturma sivillere uzanmıştır. Hatırlanacağı üzere dönemin YÖK başkanı olan Kemal Gürüz, üniversitelerde acımasızca başörtüsü yasağını uygulamış ve çok sayıda öğretim üyesini irticacı yaftalamasıyla fişleyerek mağdur etmişti. 28 Şubatın asker-sivil tüm sorumlularının yargı önüne çıkarılması darbe suçlarıyla mücadele bakımından büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla savcılığın verdiği son kararın 28 Şubat darbe döneminin aydınlatılması için ciddi bir şans olduğuna inanmaktayız.

Komşumuz Suriye’de devam eden zulüm ve katliamlar tüm hızıyla devam ederken diktatör Esad’a bağlı milislerin işlediği savaş ve insanlık suçlarına her gün yenileri eklenmektedir. Humus ve Hama’daki katliamların tüyler ürperten görüntüleri bütün dünyada derin bir nefret ve öfkeye neden olmuştur. Cinayetlerini sürdüren Esadın ordusu dün bir Türk jetini düşürerek ülkemize yönelik büyük bir tahrik ve provokasyona imza atmıştır. Bu olayı planlayan güçler ülkemizi de içine çekecek bölgesel bir savaş çıkararak İslam dünyasında uzun yıllar sönmeyecek bir ateşi tutuşturmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin bölgedeki siyasi itibarını yok etmek isteyen İsrail ve mütefiklerinin bu planın önemli bir parçası olduğunda şüphe yoktur. Türkiye Suriye rejimine bu olayla ilgili gereken yanıtı elbette vermeli fakat uluslararası şer odaklarının sinsi emellerine karşı uyanık olmalıdır. İslam milletini parçalamak ve birbirine düşürmek için her yolu deneyen emperyalist güçlere karşı hepimiz dikkatli ve sağduyulu olmak zorundayız. Aksi halde bilerek ya da bilmeyerek bu oyuna alet oluruz ki, hiçbirimiz bunun vebalinden kurtulamayız.

Gelecek hafta cumartesi saat 12:30’da buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına

Mazlumder Akyazı Şb. Bşk.

Mahmut ALEMDAR

 

 

Bir cevap yazın