Ankara’da 332. eylem

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından düzenlenen 332. hafta basın açıklamasına hoş geldiniz.

Kimine göre Kürt sorunu. Kimine göre güneydoğu sorunu. Kimine göre ise terör sorunu. İsmi üzerinde bile uzlaşı sağlanamayan bir sorun. 18. Y.Y avrupasının hastalıklı zihinlerinin ürünü olan ve özellikle İslam toplumlarının iliklerine kadar enjekte edilmiş bulunan etnik milliyetçilik hastalığı maalesef hala toplumumuzun gündemini işgal ediyor ve canlarımızı yakıyor. Ulusal sınırlarını kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmalar ve birlikler vasıtası ile kaldırmaya çalışan batılı zihniyet, yaşadığımız coğrafyada farklılıklarımızı ayrışma nedeni kılıyor. Özellikle kişisel hırs ve çıkarları uğruna toplumu kutuplaştıran yerli siyasi ve bürokratik oligarşi ile yerli medya ve sermaye ortaya koymuş oldukları eylem ve ürünlerle bu topraklarda batılı zihniyetin taşeronluğu rolünü üstlenmişlerdir. Binlerce yıldır farklı etnik köken ve dile sahip olmamıza rağmen bizleri kardeş kılan islamın; batının ve taşeronlarının hedef tahtasında en ön sırada yer alıyor olması asıl niyeti ortaya koyan ve düşünülmesi gereken bir durum arz etmektedir. 90 yıldır süren ve etnik bir unsuru öne çıkararak diğerlerini baskı altına alan ve yok sayan devlet politikası artık iflas etmiştir. Bu süreçte etki doğal sonuç olarak tepkiyi doğurmuştur. Şiddet beraberinde şiddeti getirmiştir. Onbinlerce insanımız canını yitirmiş, milyarlarca lira zarar edilmiş ve sorun daha da içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Sıkılan her bir kurşun, yitirilen her bir can bizi birbirimize daha çok öteki kılıyor.

Sorunun temelinde seküler mantığa sahip laik, etnik milliyetçi devlet yapılanması vardır. Bu düşünce devam ettiği müddetçe etnik temelli sorunlar hiç bitmeyecektir. Bizler diyoruz ki; islamın kuşatıcı ve eşit kılıcı kardeşlik olgusu hayata geçirilmeli ve adalet eksenli bir yönetim oluşturulmalıdır. Aksi takdirde çözüm adına üretilecek şeyler noktasal, anlık çözümler olmanın ötesine geçmeyecektir.

Hükümetin Kürt açılımı kapsamında ana dilde eğitimin seçmeli ders olarak verilmesi konusundaki açıklamaları geçtiğimiz haftaya damgasını vurdu. Kısıtlamaların ve yasakların hiçbir sonuç vermediğini, sorunu çözümsüzleştirmekten başka bir işe yaramadığını yaşanmışlıklardan öğrendik. Toplumsal kamplaşmayı körükleyen kısıtlamalar beraberinde anarşiyi getiriyor, cumhuriyet döneminin tekerrür eden tarihi bunu gösteriyor. Kürt sorunu başlangıcından itibaren yasaklar ve kısıtlamalar ile semirmiş bir sorundur. Kürt toplumunda anadilde eğitim talebi yüksek sesle dillendiriliyorsa ki öyledir, anadilde eğitim bu ülkeye bir şey kaybettirmeyecektir. Dil toplumların iletişimde kullandıkları en önemli unsurdur. Bu unsurun korunması barışa elbette müsbet yönde bir katkı sağlayacaktır. Türkiye çok zengin bir alt kimlikler topluluğudur. Alt kimliklerin Türkçe’nin yanı sıra yöresel etnik dillerini de öğrenebilme imkanına sahip olabilmeleri bu ülkenin kültürel zenginliğine büyük bir katkıda bulunacaktır. BDP’nin ifade ettiği gibi bunun bir asimilasyon çalışması olduğu iddiasını gerçekçi bulmuyoruz. Atılan bu adımlar yetersiz olmakla birlikte özellikle kardeş kanının akmasına engel teşkil edebilecek olması sebebi ile desteklenmesi gereken bir durumdur.

Suriye’de kan durmuyor. BM adeta dalga geçercesine ve ülkedeki kamplaşmanın daha derin hale gelmesini beklermişcesine sözde barış için yeni yol haritaları oluşturmakta ve ateşkes için yeni tarihler belirlemektedir. Bütün dünyanın gözleri önünde cereyan eden katliamlara rağmen ciddi bir yaptırımın yapılmıyor oluşu bu katliamların tek müsebbibinin Esed rejimi olmadığının aksine küresel komplocuların parmağının bu işin içinde olduğunun göstergesidir. Suriye üzerinden bütün bölgeyi ateşe atacak büyük bir komplo üretilmektedir. Bu durum karşısında gözlerini ve kulaklarını kapayan herkes şunu bilmelidir ki ateş sizlerinde kapısını çalacaktır.

Son olarak Müslüman Fransız düşünürü Roger Garaudy’i kaybettik. Garaudy kitapları ve çalışmalarıyla batıda İslam’ı tanıtan ve yaşatan mümtaz bir şahsiyetti. Özellikle yayınlamış olduğu eserlerinin sansüre uğratılması ile batının ve batılı kafaların özgürlük anlayışını bizlerin nezdinde dahada bir netleştirmiştir. Kitapları ile özellikle Siyonist Yahudi lobisini rahatsız etmiş ve maddi manevi türlü sıkıntılara maruz kalmıştır. Kendisine rahmet diliyor ve Allah’tan Garaudy gibi inancı ve ideolojisi uğrunda yaşayıp, bunun mücadelesini verenlerin sayısını çoğaltmasını temenni ediyoruz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

İHH ANKARA YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Serkan CODAL

 

Bir cevap yazın