Konya’da 251. eylem

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu olarak 251.Hafta Basın açıklamasını yine Kayalıpark’ta yaptık.

Platform adına açıklama yapan Abdurrahman Akcan, Suriye’de yaşanan olaylara dikkat çekti.

 Hem toplumun hem de bireylerin geleceğinin toplumsal ve sosyal olaylarla bağlantılı olduğunu ifade eden Akcan, “Geleceğin olumlu olması bugünden atılacak adımların da olumlu olmasına bağlıdır. Yanlış adımlarla doğruya ulaşılamaz. Sulh ve selamet; kan ve gözyaşı ekerek hasat edilemez. Halkların isteklerini yerine getirmek için halkların isteklerine muhalif adımlar atılamaz. Sizin için en iyisini biz düşünürüz diye düşünmek elitist bir düşünce olup halkalara yapılmış en büyük ihanettir. Ve bu düşünce tarzıyla yapılan siyasetler halkların isteklerini yerine getirmekten ziyade birilerinin kibirlerini tatmin etmeye yarar” dedi.

KATLİAMLAR VAKA-İ ADİYE’YE DÖNÜŞTÜ

Suriye’de vahşetin hüküm sürdüğünü ifade eden Akcan, Kan ve gözyaşı ile Suriye’nin gündelik görüntüsünün oluşturulduğunu söyledi.

Akcan, “Katliamlar Vaka-i Adiye’ye dönüştü. Bu görüntülerden rahatsız olanlar ve Suriye’nin yanında olduğunu iddia eden herkes Suriye’de kalıcı bir barışın meydana gelebilmesi için çaba göstermek mecburiyetindedir: Fakat bu çabalar Suriye halkının meşru ve adil taleplerine muhalefet etmemelidir. Bu taleplere muhalefet eden her çaba adalet için öğretilmiş bir çaba olmaktan çıkacaktır. Suriye’de kalıcı ve adil bir barış ortamı Suriye’ye yapılacak bir dış müdahale ile mümkün olamaz. İster birleşmiş milletler şemsiyesi altında, ister NATO öncülüğünde ister de Arap birliği veya Türkiye’nin öncülük ettiği oluşumla olsun bu bir işgal olarak algılanılacaktır. Bu zamana kadar ki barış için yapıldığı iddia edilen dış müdahalelerin sonuçları da ortadadır. Afganistan, Somali ve Irak tecrübeleri ortada iken ve kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor iken yeni bir dış müdahalenin daha kötü sonuçlar meydana getireceği açıktır. Her aklıselim bunu görecek durumdadır. Suriye’de zalim Baas rejiminin gitmesi için İslam halklarına ve Islama düşman, Müslümanların düşmanlarına ve onların sapkın ideolojilerine dost anlayışları desteklemek, hem inançlarımız gereği sıkıntı hem de Suriye’nin geleceği açısından problemli görülmektedir. Suriye’de Baas rejimine karşı mücadele edenler sağlıklı bir şekilde tahlil edilmelidir. Bunlardan ancak adaletin ve iyiliğin tesisi için çalışanlar desteklenmelidir. Yerine yepyeni bir put dikmek için eskisini devirmek abesle iştigal etmek olur. Baasçı bir rejimin gitmesi için yapılan çalışmalar Amerikancı bir rejimin gelmesi için olmamalıdır. Kendi halklarının inanç ve kültürlerine bağlı sağlıklı hareketler desteklenmelidir. Ancak böyle bir çaba olumlu sonuçlar verir” diye konuştu.

ÇATIŞMA ORTAMI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR

Türkiye’de Suriye olayları üzerinden kamuoyunda bir çatışma ortamı oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çeken Akcan, “Müslümanları bu tezgâha karşı uyanık olmaya davet ediyoruz. Suriye’deki olayları değerlendirirken göstermiş olduğumuz kardeşlik bilincini ve hassasiyeti ülkemizde Suriye olayları üzerinde farklı düşünen kardeşlerimize de göstermek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Çatışmacı, ötekileştirici, itham edici, suçlayıcı, tahkir ve hakarete varan ifadelerden uzak durulmalı siyasal ve sosyal tahlillerimiz ve tercihlerimiz çatışmacı değil kardeşlik esaslı olmalıdır. Unutmamalıyız ki bir binanın yapılması için başka bir binayı yıkmak zorunlu değildir. Birleşmiş milletlerin daimi üyelerinin katılacağı Suriye konulu konferans Suriye halklarının faydasına değildir. Emperyalist devletlerin çıkarlarının gerçekleştirilmesi üzere oluşturulacak bir konferanstır. Buradaki aktörlerin katıldığı geçmişteki Müslüman halklara yönelik konferanslar hayırla sonuçlanmamıştır. Müslüman halkları bu konferansa karşı da teyakkuzda olmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

 

Bir cevap yazın