Sakarya’da 356. eylem

İnsanların kavim ve kabilelere ayrılmış olarak yaratılması, ayrı renk ve dillere sahip olması Allah’ın (cc) ayetlerindendir. Hiç kimse kendi kavmini ve yaşadığı coğrafyayı kendisi seçerek dünyaya gelmez. 1789 Fransız İhtilali sonrası dünyaya yayılan modern ulus devlet fikri, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasına sebep olmuştur. Genç Türkiye Cumhuriyeti ise kavmiyetçiliği resmi devlet politikası haline getirmiştir. İslâm Fıkhını da irtica adı altında mahkûm eden T.C. yöneticileri; çeşitli kavimlerden meydana gelen ve Osmanlı mirası üzerine kurulu topraklardaki bu insanları bir arada tutan ortak paydayı da parçalamıştır.

1980’li yıllarda Komünist Bulgar yönetiminin Bulgaristan’daki Türklere uyguladıkları baskılara karşı çıkanlar Türkiye’deki Kürtçe yasağına karşı sessiz kalmışlardır. Kürtlerin mağduriyetlerini istismar ederek Kürt halkının temsilcisi rolüne soyunan PKK terör örgütü sağladığı iç ve dış desteklerle katliamlarına devam etmektedir. Bölgede faaliyet gösteren dindar Kürtlerin dernekleri ise kapatılmakta, sorunların çözümü için Kürt alimlerin görüşlerine itibar edilmemektedir. Bu durum PKK terör örgütünü ve meclisteki uzantısı BDP’yi fiili olarak Kürt halkını temsilcisi konumuna getirmektedir. Kürt halkının meşru talepleri Kürtçe eğitim başta olmak üzere yerine getirilmelidir. Sorunun çözümü için Osmanlı Devleti zamanındaki uygulamalar incelenerek adil bir çözüm bulunmalıdır. Bu gelişmeler esnasında bölgedeki İslâm alimleri de muhatap alınıp Kürt halkının meşru talepleri karşılandığı zaman silahlı terör örgütü PKK kendisine taban bulamayacaktır.

Sağlık Bakanlığı sezaryenle doğumların bilhassa özel hastanelerde yüksek oranlara ulaşması üzerine, sezaryen ameliyatlarını mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucu sezaryenin kısıtlanması gündeme geldi. Sezaryenin nüfus planlaması yöntemi olarak kullanıldığını iddia eden hükümet yetkilileri aynı gerekçeyle 12 Eylül döneminde serbest bırakılan kürtaja da kısıtlama getirileceğini açıkladılar. Bunun üzerine bazı kadın dernekleri haftalardır gösteriler düzenleyerek kürtajın bir hak olduğunu ve yasaklanamayacağını iddia ediyorlar. Bu tartışmalar halkı Müslüman olan bir ülkede yapılıyor. Bizim inancımıza göre; “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Yani hayırlı bir evlat yetiştirmenin zahmeti cennet vesilesi olacağı gibi, anneye hürmet de cennet vesilesidir.

Türkiye’de zinanın suç olmaktan çıkarılmasının tabii sonuçları bunlardır. Anne karnında savunmasız bir canlının katledilmesini bir hak olarak görenler Allah’a (cc) isyanda hiçbir sınır tanımayanlardır. İman ve ahlak olmadan da bu tartışmaların bir sonu yoktur. Kürtajı bir hak olarak gören ve yasaklanmasına karşı çıkanlara tavsiyemiz şudur. Televizyonlarda yayınlanan ve vahşi hayvanların hayatlarını konu alan belgeselleri izlesinler. Orada yavrusunun hayatını korumak için çırpınan, kendi hayatlarını yavruları için tehlikeye atan annelere baksınlar. Bilhassa kutuplarda eksi 80 dereceye varan soğuklarda ayaklarının üstünde tutup, üzerine titreyerek donmaktan korudukları yumurtalarını aç yorgun 3,5 ay bekleyen imparator penguenlerini incelesinler. Belki hayvanlardan biraz insanlık öğrenirler.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU ADINA

VAHDET VAKFI SAKARYA TEMSİLCİLİĞİ

 

 

Bir cevap yazın