Sakarya’da 357. hafta

Samsun’daki sel felaketi sonucu ölen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Sel baskının gerçekleştiği Samsun Canik’teki Toki konutlarınınYılanlıdere ve Mert Irmağı’nın birleştiği yerde inşası ile yanlış bir yer seçimi yapıldığı ve ayrıca blokların zemin altı bodrum katlı şeklinde yapılması ile de ikinci bir hatanın ortaya çıktığı yetkililer tarafından ifade ediliyor. Bu trajik olayın sorumlularının bulunması ve cezalandırılmasını talep ediyoruz.

Bu vesile ile nehir yataklarının ıslahı, nehir yataklarına yakın arazilere konut yapımı, kentsel dönüşüm projeleri gibi bir dizi uygulama aklı selim ile tekrar tekrar sorgulanmalıdır. Özellikle de kapitalist kent kültürü oluşturma amaçlı kentsel dönüşüm projelerinin sosyal ve psikolojik anlamda oluşturduğu arızalar yanında yetersiz alt yapı ve inşaat uygulamalarıyla Samsun’daki benzer trajedilere sebep olabileceği dikkate alınarak sorgulanmasının önemine bir kez daha vurgu yapmak istiyoruz.

Türkiye, dış politika konusunda Bakan Davutoğlu’nun teorik ve pratik sınırlarını çizdiği hatta her geçen gün daha bir çıkmaza giriyor. Suriye ile yaşanan son kriz itibar kaybının son halkası… Amerika, İngiltere, Rusya gibi devletlerin istihbarat bilgileri de Türk uçağının Suriye karasularında olduğu ve alçaktan uçtuğu şeklinde deklare edildi. Yani Suriye’nin tezi doğrulandı.

Türkiye’nin Amerika ve NATO’nun taşeronu olarak Suriye’de düştüğü açmaz artık hükümet tarafından görülmeli ve bir an önce geri adım atılmalıdır. Türkiye ve Suriyeli muhalifler üzerinden ortaya koyulan oyunun faturası on binlerce insan hayatı… Libya’da olduğu gibi “ne kadar çok insan ölürse uluslar arası müdahale o kadar çabuk gerçekleşir” tezi üzerinden Suriye’de çıkartılan iç savaş bölgesel ve uluslar arası dengeler yüzünden beklenen sonuca ulaşamadı.

Kendisini iç savaş üzerinden Esad yönetiminin sonlandırılmasına adayan Türkiye süreç boyunca barışın adını dahi ağza almadı. Hâlâ da ağzına almıyor. Yeni beklenti uluslar arası müdahale için Amerikan seçimlerinin sonuçlanması…

Türkiye her geçen gün Ortadoğu’da itibar kaybediyor. Sıfır sorun politikaları ile oluşan prestij, adım adım yitiriliyor. Şu anda Irak, İran, Suriye ve Lübnan gibi birinci dereceden Müslüman komşularımızla sorunlu durumdayız.

Zulme karşı çıkmak adına Suriye’de tavır aldığını sürekli yineleyen Başbakan aynı hassasiyeti dünyada akan kanın esas sorumlusu olan Amerika ve batılı yandaşları için göstermedikçe ve bunu deklare etmedikçe hiç kimsenin kendisine inanmasını beklemesin.

Türkiye’nin “Suriye Dostları” gibi suni zeminlerde çözüm arama çabalarını sonuçlandırıp, Suriye içinde dış müdahaleye karşıt olan muhalefet ve iktidar arasındaki müzakerelerin başlamasını sağlamak, reform sürecine katkı sağlamak gibi barışçıl politikalara yönelmesi doğru olandır.

28 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edilen Şeyh Said’i şehadetinin yıldönümünde rahmetle anıyoruz. Şeyh Said isyanıyla ilgili olarak halkımız senelerce kandırıldı. Tamamen cumhuriyetin kurucu kadrolarının İslami değerlere karşı söylemsel ve eylemsel planda yürüttükleri saldırılara karşı duruş amaçlı olan Şeyh Said kıyamı, Kürtçü ve İngilizlerle işbirliği yapan bir isyan hareketi olarak ders kitaplarımızda, konferanslarımızda, iletişim araçlarımızda anlatıldı. Tıpkı Dersim’de olduğu gibi hakikat çarptırıldı.

Bu kıyamın sonucunda on binlerce insan katledildi ve Şeyh Sadi 46 arkadaşıyla beraber idam edildi.

Bizler bugün Şeyh Said’i anmak ve Kemalist ideolojinin onunla ilgili yalanlarına hiçbir zaman asla inanmadığımızı bir kez daha deklare etmek ve halkımıza da hakikati ifade etmek istiyoruz.

Şeyh Said kıyamı İslami değerlere yöneltilen saldırılara karşı bir baş kaldırış hareketidir. Kemalist kadroların bu konudaki söylemi yalandan ibarettir.

Şeyh Said ve arkadaşlarının itibarı da tıpkı Dersim gibi iade edilmeli ve gerçekler halkımıza resmi ağızlardan anlatılmalıdır. Hükümeti bu konuda göreve davet ediyoruz.

Tarsus’ta bir açık öğretim sınavında başörtülü bir öğrenciye bayan öğretmen tarafından hakaret edildi. Yasak olmamasına rağmen, başörtüye karşı hazımsızlık nedeniyle gerçekleştirilen bu sözlü saldırı, sorunun hala devam ettiğinin önemli bir işaretidir. Başörtüsü yasağı tüm okullarda ve kamusal alanda yasalarla güvence altına alınarak ortadan kaldırılmadıkça, problem vicdanları acıtmaya devam edecektir.

Parçacı veya geçici çözümlerle başörtüsü sorunu halledilemez. Bütüncül yani her alanı kapsayan ve kalıcı çözümler gereklidir. Hükümet bu konudaki yalpalamayı bırakıp daha cesur adımlar atmalıdır. Başörtüsü Müslüman kadın için Allah’ın kesin emri ile belirlenmiş bir şiardır ve hiç kimsenin bu şiara müdahale etmeye hakkı yoktur. Başörtüye uzanan eller mutlaka kırılacaktır.

Rabbimiz, rızana uygun bir yaşam sürebilmeyi nasip et!

Rabbimiz, zalimlere karşı izzetli bir duruş için ayaklarımızı sabit kıl!

Rabbimiz bize yardımını esirgeme!

Sakarya Adalet Girişimi adına Diriliş Saati Dergisi

 

 

 

 

Bir cevap yazın