Sakarya’da 359. hafta eylemi

Sakarya Adalet Girişimi 359. Hafta açıklamasında İslam ümmetinin Ramazan ayına açlık, savaş, sömürü, çatışma ve katliam haberleriyle girmesinden duydukları üzüntüyü dile getirdi

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu adına 359. Hafta basın açıklamasını Sakarya Dayanışma Derneği’nden Deniz Çelik okudu.  

Kıdem tazminatıyla ilgili değişikliğin işçileri mağdur edileceği ifade edilen açıklamada ayrıca Uludere’nin Roboski köyünde katledilen 34 masum insanın failleri aradan geçen 206 güne rağmen bulunmamasına dikkat çekildi.

Açıklama “Rabb’imiz, sen bizi ve tüm insanlığı, zulümden, fitneden ve şerden koru. Dirilişimizi çoğalt, direnişimizi bereketlendir. Yeryüzündeki tüm zalimlerin ve müstekbilerin devrilmesinde bizi de vesile kıl.” duası ile son buldu.

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU 359. hafta basın açıklaması

Değerli basın mensupları, duyarlı Sakarya halkı.

Sabır, diriliş, direniş ve Kur’an ayı Ramazan’a kavuşturan Rabb’imize hamdolsun. Elbette bu aya barış, adalet ve huzur içinde girseydik sevincimiz çok daha büyük olacaktı. Fakat şahit olduklarımız hepimizi derinden sarsmaya devam ediyor.

Dünyanın her yerinden savaş, çatışma ve katliam haberleri geliyor. Komşumuz Suriye, yangına körükle gidenlerin gayretiyle bir iç savaşın eşiğine gelmiş bulunuyor. Halkın masum taleplerini militarize ederek yılan deliğine çomak sokanlar, oluşturdukları fitne ve kaos ortamının binlerce insanın hayatına mâl olduğunu görmezden geliyor. En başından siyasi bir çözümü ihtimal dışı bırakanlar, kendi sinsi hesaplarını ve çıkar mücadelesini katliam fotoğraflarının arkasına gizlemeye çalışıyor.

Soğuk savaş döneminin aktörleri, yeni bir güç savaşı verirken maalesef bedelini bölge halkları ödüyor, acısını hep birlikte çekiyoruz. Irak ve Afganistan işgal edileli yıllar oldu ama ne NATO bombardımanları eksik oluyor ne de masum insanları hedef alan intihar saldırıları…

Güneydoğu Asya’da ise Arakan Müslümanlarının çilesi her geçen gün artıyor. Bir milyondan fazla insanın uzun yıllardır ağır baskı ve zulüm altında yaşadığı Arakan’da son günlerde Budist çeteler yeni katliamlara girişiyor.

Bulgaristan’da İsrailli turistleri hedef alan saldırı ise Siyonist rejim tarafından Lübnan ve İran’a yönelik kirli bir karalama kampanyasına dönüştürülmüş durumda. Çok açık ki, emperyalist ve Siyonist güçler, işbirlikçi rejimler bölgemizde varlıklarını korudukları sürece, hiç kimsenin ya da hiçbir ülkenin barış ve huzur dolu bir gün görmesi mümkün değil.

Sadece savaşlar değil, açlık ve yoksulluk da can almaya devam ediyor. Kaynakları batılı devletler tarafından sömürülen Somali, Etyopya ve Kenya gibi Afrika ülkelerinde 13 milyon insan açlık felaketi yaşıyor. Diğer taraftan ise dünyanın yeni bir gıda krizine doğru gittiği yönünde haberler var.

Tohumların kâr aracına dönüştürüldüğü, bereketli tarım topraklarının sanayiyle ortadan kaldırıldığı, neoliberal politikaların ülkemizde de olduğu gibi çiftçiliği giderek yok ettiği bir dönemde yeni gıda krizlerinin kapımıza dayanması hiç de şaşırtmıyor. Toprağın ve suyun Rabb’imizin tüm insanlığa bahşettiği nimetler olduğunu unutan kapitalist zihniyetin, dünyaya felaketten başka bir şey getirmesi mümkün değil zaten… Ve maalesef Türkiye de bu zihniyetin kuşatması altında.

Bugün Avrupa ülkelerini krize götüren ekonomi anlayışı, ülkemizde ise geçmişin getirdiği sorunlara çözümmüş gibi sunulabiliyor. Oysa önümüzdeki örnekler gelecekte bizi neyi beklediğinin habercisidir. Halkın dini hassasiyetleri üzerinden üretilen söylemler, ortaya atılan projeler maalesef yaşanan sömürülerin üzerini örtmemektedir. Asgari ücretin 700 lira olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

Emeğin hakkı verilmediği gibi şimdi buna kıdem tazminatı gaspının ekleneceği anlaşılmaktadır. Sorunla ilgili hazırlanan taslak, işten atılan işçinin kıdem tazminatı almasını engelleyeceği gibi, mali yükü patronların sırtından alıp kamu bütçesine yükleyecektir. Böylece kıdem tazminatının iş güvencesine yaptığı katkı ortadan kalkacak, patronların işçileri diledikleri gibi çıkarabilmelerinin önü açılmış olacaktır.

Hükümet, hak mücadelesinin önünü alabilmek içinse iş kolu barajıyla sendikaları ciddi anlamda etkisizleştirmenin peşindedir. Taşeronluğun ve güvencesizliğin hızla arttığı, tersanelerde yüzlerce insanın öldüğü, şantiye çadırlarında yandığı ve tüm bunlara rağmen sorumluların cezalandırılmadığı bir dönemde bu yapılanların elbette ne adaletle ne de vicdanla açıklanabilecek bir tarafı bulunmamaktadır.

Görünen o ki, yeni Türkiye iddiası koca bir boşlukta durmaktadır. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, HES ve nükleer santral hırsının kabardığı, milyonlarca insanın ana dilini her alanda kullanma hakkının gasp edildiği, muhalif hareketlerin gösterilerine her defasında biber gazı ve copla karşılık verildiği, etnik ve dini ayrımcılıkların sürdürüldüğü bir siyasal iklimde hepimize adalet ve barış adına ciddi sorumluluklar düşmektedir.

Uludere’nin Roboski köyünde katledilen 34 masum insanın failleri aradan geçen 206 güne rağmen bulunmadıysa, akrabaları için adalet arayan insanlar da tehdit edilebiliyorsa kim, can güvenliğinden nasıl emin olabilecektir?

Değerli dostlar,

Baskıcı rejimlerin, kapitalist ifsadın, tüketim ekonomisinin ve sosyal adaletsizliklerin hem ülkemizi hem tüm dünyayı kuşattığı bir vasatta bu mübarek Ramazan ayının tüm insanlığın kurtuluşu için bir vesile olmasını temenni ediyoruz. Ramazan, Rabbimizin bize yeniden sunduğu bir başlangıç fırsatıdır. Açlığın ve susuzluğun hepimizi eşitlediği bu günlerden alacağımız çok ders bulunmaktadır. Sabır, paylaşma, dayanışma, kardeşlik, daha sade ve mütevazı bir hayat… Ve bunlar sadece Ramazan’la da sınırlı kalmamalıdır.

Başta Sakarya halkı olmak üzere tüm insanlığa her şeye rağmen hayırlı bir Ramazan diliyoruz.

Rabb’imiz, sen bizi ve tüm insanlığı, zulümden, fitneden ve şerden koru.

Dirilişimizi çoğalt, direnişimizi bereketlendir.

Yeryüzündeki tüm zalimlerin ve müstekbilerin devrilmesinde bizi de vesile kıl.

Amin.

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU

adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

Bir cevap yazın