Suriye Kürtleri için dönüşü olmayan bir yol

Türk hükümeti, Esad rejimini tarihe gömmek isterken Suriye’ninki kadar çetin bir sorunu kucağında buldu: Suriye’nin kuzeyinde ‘Batı Kürdistan’ özerk bölgesi doğuyor…

Gelişmeye hazırlıksız yakalanan Ankara, Beşşar Esad’ın Türkiye’yi sıkıştırmak için kuzeydeki kentleri Kürtlerin eline kasten bıraktığına dair komplo üzerinden meseleye yaklaşıyor. Ancak Esad’ın Türkiye’ye karşı Kürt kartını planlı oynayıp oynamadığı ya da çaresizlikten kentleri bırakıp bırakmadığı konusu tartışmalı. Net olan şey Kürtlerin Esad gitsin ya da gitmesin her koşula göre stratejiler geliştirdikleridir.

Bu işte stratejik kurgu Irak Kürdistanı’nın lideri Mesut Barzani’ye, sahada uygulama PKK ile bağlantılı Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) ait. Birbirine diş bileyen iki yapıyı Suriye’de buluşturan faktörler üzerinde durulmaya değer. Olası bir özerk bölgenin kurulmasına uluslararası desteğin sağlanması ve geçiş döneminin finanse edilmesi için PYD’nin yüzünü dönebileceği tek kapı Kuzey Irak. Barzani bu açıdan hem para kaynağı, hem meşruiyet aracı. Barzani’nin de PYD’yi dışlayarak ‘Batı Kürdistan’da herhangi bir planı yürütmesi zor… 

Çıta yükseldi

Kürtler fiili bir özerklik durumu oluşturarak iktidarda kalmayı başarırsa Esad’la, rejim dağılırsa yönetime talip olan Sünni Araplarla yürüteceği pazarlık çıtasını şimdiden belirlemiş oldu.

Peki bu hamleyi Esad neden bastırmaya kalkışmadı? İki ihtimal var; Esad Şam ve Halep gibi rejimin bekası için kritik önemdeki merkezlere yoğunlaşırken mecburen Kürtleri kendi haline bıraktı. Ya da Kürt bölgesini daha sonra kolayca zapturapt altına alabileceğini hesap edip Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için kontrolü PYD’ye devretti.

Bunun danışıklı dövüş olduğunu reddeden Kürt kaynaklara göre özerklikten geri dönüş yok. Geçmişte rejimle paslaşan PYD’nin de geri adım atamayacağı düşünülüyor. Şam’daki kaynaklar ise Esad’ın Kürtlere federatif bir yapı içerisinde özerklik verebileceğini, Türkiye’den intikamı da bu şekilde alabileceğini öngörüyor…

Suriye yönetimi şimdiye kadar vatandaşlık vermediği Kürtlerin taleplerini “Bunlar Türkiye’nin Kürtleri” diyerek öteliyordu. 1960’larda verimli topraklar için Suriye’ye geçen ve sayıları 300 bini bulan Kürtler Şam’ın sorunu olduğu kadar Türkiye’nin de sorunuydu. Hatta son yıllarda Türkiye kökenli Kürtlerin vatandaşlık almak için Halep Konsolosluğu’na akın ettiği de söyleniyordu. Esad’ın ülke parçalanırken Lazkiye bölgesinde ‘Alevi devleti’ kurmanın zeminini hazırlamak için Kürt özerk yapılanmasına ses çıkarmadığına dair teoriye ise pek prim veren çıkmıyor.

Mesela Şam’dan çok Türkiye’nin meselesi haline geliyor. Görünürde Türkiye kategorik olarak özerk Kürt oluşumuna karşı. Ancak Ankara’nın eninde sonunda PYD’nin dümeninde olmayan bir Suriye Kürt özerk bölgesiyle ilişkiler geliştirebileceği de söyleniyor. Kuzey Irak’ta olduğu gibi…

Fehim Taştekin

Yorumun tamamı için Radikal

 

 

Bir cevap yazın