Türkiye’nin hızlı girdiği top ayağında kalmadı

Suriye’deki son gelişmeleri değerlendiren Araştırmacı-yazar Foti Benlisoy, Esad rejiminin bir daha geri dönüşünün olmayacağını vurgulayarak, Türkiye’nin Suriye konusunda içinde bulunduğu durumu, “Gelişmeleri izleyen değil, şekillendiren bir pozisyonda olmayı düşündüler ve bundan dolayı çok hızlı girdiler. Ama girdikleri top ayaklarında çok kalmadı. Türk dış siyasetinde ciddi bir kriz söz konusu şuanda” diye değerlendirdi.

Suriye’nin trajedisinin meşru bir halk hareketinin bölgesel aktörlerin ve emperyalist aktörlerin müdahalesiyle bir jeo-stratejik çıkar çatışmasına dönüşmüş olması olarak değerlendiren Benlisoy, “Sadece ABD ve Rusya değil, Katar, Suudi Arabistan, İran ve Türkiye gibi bir dizi güç, Suriye’de yaşanan ciddi siyasal-sosyal krizi kendi lehlerine çevirmek ve bundan fayda sağlamak istiyorlar” tespitinde bulundu.

Güney Kürdistan Türk dış politikası açısından bir depremdir

Türkiye’nin “Arap Baharı” olarak adlandırılan gelişmelere bir yerden sonra çok ciddi müdahalede bulunduğunu belirten Benlisoy, Türkiye’nin bununla bölgesel etkinliğini maksimize etmek istediğini ifade etti.

ABD gibi Türkiye’nin de bu dalganın üzerine binmeye çalıştığını ifade eden Benlisoy, Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin politikalarına dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Suriye rejiminin hemen yıkılmasını isteyen bir politika izledi. Bunun bir fırsatı olarak Suriye muhalefetine ciddi bir yatırım yaptı. Suriye muhalefeti burada şekillendirilmeye çalışıldı. Kolay bir süreç olarak görüyordu muhtemelen ama bir dizi hesap hatası da yapmış olabilir.

Bir başka kaygı Türk dış politikası açısından Güney Kürdistan ciddi bir travmadır. Yani 2003 ABD’nin Irak’ı işgali ve oluşan işgal ve savaş koşullarından Güney Kürdistan’da bağımsız bir Kürt siyasal yapısının oluşması, Türk dış politikası açısından bir depremdir. En çok korktuğu, en çok ürktüğü bir senaryo gerçek olmuştur. Bu senaryonun, Batı Kürdistan’da oluşmasını engellemeye dönük de pro-aktif bir tutum aldı. Gelişmeleri izleyen değil, şekillendiren bir pozisyonda olmayı düşündüler ve bundan dolayı çok hızlı girdiler. Ama girdikleri top ayaklarında çok kalmadı. Çünkü Türk dış siyasetinde ciddi bir kriz söz konusu şuanda.

Bekledikleri şuydu; Suriye Ulusal Konseyi’ne biçim vereceğiz ve Kürt muhalefetini Konsey’e yedekleriz. Bunu beceremediler. Türkiye’deki toplantılarda ciddi uğraş verdiler, ama bunu yapamadılar. Hala bunun için uğraşıyorlar, ama özerklik ve Kürt ulusal talepleri noktasında bir tıkanma yaşanıyor.”

‘Türkiye ciddi bir belirsizliğe sürüklenir’

Suriye’deki Kürt muhalefetinin birlik oluşturarak, kendi kendini yönetmen antrenmanına girdiğini belirten Benlisoy, Türkiye’nin bu duruma ilişkin politikalarını “Bu Türk dış politikası açısından bir travmanın yeniden yaşanması durumudur. Bir kabus senaryosu. Buradan nasıl çıkılır gibi bir soru olursa, bu da zor bir soru. Çünkü Esad rejimine dönmek mümkün değil. Yeni oluşacak Suriye’nin nasıl ve ne koşullarda oluşacağı belirsiz ve belli ki zaman alacak. Dolayısıyla bu zaman içerisinde Kürt ulusal muhalefetinin orada daha da güç kazanacağı çok makul bir senaryo. Dolayısıyla Türk dış politikasının orada harekat ve manevra kabiliyeti sınırlı. Bir çılgınlık yapabilir ve bölgeye doğrudan müdahale edebilir. Ve bir savaşın parçası olur. Bununla bir kere oradaki Kürt muhalefeti ile doğrudan doğruya bir çatışma açmış olur. Üstelik Suriye’deki muhalefet tablosu öyle net bir şey değil. Özgür Suriye Ordusu dediğimiz, öyle homojen bir yapı değil. Farklı güçlerin, müfrezelerin, yerel silahlı birimlerin, oluşturduğu bir yelpaze var. Bunların nasıl bir tavır alacağı da belli değil. Bunu da doğrudan doğruya kontrolüne alamaz. Bunun nasıl tavır alacağı da soru işareti. Dolayısıyla Türkiye ciddi bir belirsizliğe sürüklenir. Hem Suriye’de hem de kendi toprakları içerisinde kontrol edilemez bir savaş haliyle karşı karşıya olma durumunda kalabilir. Bu çılgınlığı yapmayacaksa eğer ne yapabilir? O konuda soru işaretleri çok. Muhtemelen Suriye Ulusay Konseyi ile Kürt muhalefetinin arasını bulmaya çalışmaya devam edecek. Bu kısmi bir süre başarılabilir de belki. Ama mevcut, trend değişmedikçe şu anki durumuyla Suriye konusunda Türk siyaseti ciddi bir gaf yapmış durumda gözüküyor. Çünkü Türk siyasetinin, orada istemediği Kürt siyasetinin haklarına katkı sunduğunu görüyoruz.”

‘Cin şişeden çıktı, onu şişeye sokmak kolay değil’

“Suriye’deki dış muhalefet baştan beri Esad rejiminin bir halk hareketi ile çözüleceğine inanmadı. Ve yatırımını büyük ölçüde bir Libya örneğinin olmasına yaptı. Bu şimdiye kadar gerçekleşmiş değil. Ülke içindeki muhalefeti buna göre şekillendirmek istiyorlar, ama bunu başarmış değiller” diye konuşan Benlisoy, şunları dile getirdi: ”

Ülke içindeki muhalefete geldiğimiz de ise, çok parçalı bir yapı sözkonusu. Ciddi siyasal güçler yok. Siyasal aktörlerin büyük bir çoğunluğu yurtdışında sürgünde. Onların da bugün beklediği esas strateji emperyal aktörlerin desteğini arkalarına almak. İçerideki halk hareketinde bir sosyal kabarış var, ama bir siyasal seçenekte karşılık bulmuyor. İşte krizi yaratan bu. Bu olmayınca ne oluyor. İster istemez Esad rejiminin de kışkırttığı bir yöne giriyor. O da mezhep çatışması. Bir siyasal yönelim olmayınca insanlar için bir Alevi-Sunni çatışması daha kolay olabiliyor. Suriye’deki halk hareketinin radikal ve olumlu anlamda sosyal ve siyasal dönüşüme yol açabilmesinin yolu, biraz bu siyasal seçeneğin orada oluşabilmesinden geçiyor. Orada güçlenmesinin yolu da halk hareketinin daha da güçlenmesi ve halk hareketinin bir Lübnanlaşma senaryosuna sapmaması gerekecek. Bu gelişmeleri göreceğiz.

Kesin kestirimlerde bulunmak mümkün değil Suriye açısından. Ama Suriye’de olan biteni de bir takım batı destekli güçlerin rejim ile çatışması olarak da okumamak gerekiyor. Bütün bölgelerde olduğu gibi çok ciddi bir sosyal dalga ile karşı karşıyayız. Bir dinamik ortaya çıkıyor. Bu dinamiğin hangi yöne sapacağına dair çok kestirimci sonuçlara varmamak gerekiyor. Cin şişeden çıktı, onu şişeye sokmak kolay değil. O kabarış değişik yollar arıyor her ülkede kendisine. Bu dinamiğin uzun süre devam edeceği görülüyor.”

Tamamı için Van Bülteni

 

 

 

Bir cevap yazın