Konya’da 255. hafta eylemi

Birinci körfez savaşından önce Türkiye’nin dış politikasını Turgut Özal bir koyup 3 almak şeklinde tanımlamıştı. Bu oportünist dış politika anlayışı ile Irak’ın işgaline çanak tutmuş sonuçları onlarca yıldır kan ve gözyaşı şeklinde ortaya çıkan bu işgali desteklemişti. Özalcı dış politika anlayışının sonucunda bölge büyük bir işgal ile tanışmış bölge halkları büyük acılar tatmıştı. Özalcı anlayış ise bu acılara rağmen umduğuna da ulaşamamış elinde beklediği 3 ün 1 inden başka bir şey kalmamıştı.

Suriye olayları hakkında AmeriKAN’cı bir çizgide hareket eden şuan ki hükümetin dış politikasının da Özalist bir çizgide olduğu anlaşılmaktadır. Kaç koyup kaç almak isteğinde olduklarını net deklere etmeseler de böyle bir hesabın içinde oldukları gayet açık. Kandan üretilecek olan faydanın ahlakiliği tartışılmakla birlikte faydanın kendisinin de tartışılacağı kesindir. Şimdi kaç koyup kaç alma hesabında olanların sonuçta ne alacaklarını ancak Allah bilir.

Son olaylar göstermektedir ki Suriye bir bölünmüşlüğe doğru gitmekte bu bölünmüşlükten en fazla kimin kar edeceği de en fazla kimin zarar edeceği de net bir şekilde görülmekte. Suriye’nin bölünmüşlüğü etnik mezhebi ve siyasal iç çatışmayı da beraberinde getirecektir. Suriye’ye komşu olan her ülkeye de bu ateşten bir pay düşecektir. Siyasal sonuçları itibariyle bölgenin istikrarını güven ve huzurunu uzun yıllar sürecek bir kaosa sürükleyecektir.

Zalim Baas rejiminin ve onun diktatörü zalim Esed’in devrilmesi özgürlük isteyen herkesin muradıdır. Fakat Esed sonrası dönem için kimin hangi hazırlıkları vardır? Kim bu dönemden istikrar güven ve huzur bekleyebilir? Saddam’ın, Kaddafi’nin ve benzerlerinin gidişi anındaki sevinç çığlıkları ne kadar uzun soluklu oldu. O bölgelerin halkları geleni görünce gideni aramadılar mı? Suriye de gideni aratmamak için neler yapılmalı? Gelenin kim olduğu sorusuna da sağlıklı cevaplar verilmeli değil mi?

Her ateş yakanın ateşi, aydınlatmak ve ışık vermek için midir? Gördüğümüz her ateşten medet ummak her harareti baharın müjdesi sanmak gafletten başka ne ile izah edilebilir? Bu ateş büyük bir yangınla sonuçlanırsa körük sahiplerinin benzin dökücülerin eteklerini de tutuşturmaz mı?

Arakan Güney Asya’nın mazlum çocuğu bütün unutulmuşluklar ve ilgisizlikler arasında yok edilmeye çalışılan bir Müslüman topluluk son yüz yıldır milyonların katledildiği herkesin sessiz kaldığı ülke kardeşliğimizin test edildiği yer. Adını anmak yürekleri parçalıyor. Ümmetin sahipsizliği Arakan’da da acıyla sonuçlanıyor.

Problemi biliyoruz. Çözüm yollarını da bilmekteyiz fakat acziyetimiz ve zaaflarımız hem ümmeti hem de kendimizi kimsesiz kılmakta. Zalimleri telin etmekten kaçıp kurtulanların karınlarını doyurmaktan başka bir şey gelmemekte elimizden. Ümmetin bu makûs talihi, halklarına düşman yöneticilerin iktidarlar ile devam edip gitmekte. Eyvah ki bu makûs talih için yapacak şeylerin bilinip fakat onların yapılamaması daha büyük bir acı ve ızdırap vermekte.

Zalim Budistleri telin ediyor Arakan için yapılacak her yardımı desteklediğimizi ilan ediyoruz. Halkımızı Arakanlı kardeşlerimizi desteklemeye onların yanında olmaya davet ediyoruz.

Tarihin bir ibret levhası olduğu sonu kan ve zulümle bitecek heyecanların bulunmadığı tevhid ve adalet üzere kurulu yepyeni bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 256. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

09 RAMAZAN 1433

28 / 07 / 2012

 

Bir cevap yazın