Sakarya’da 360. eylem yapıldı

Değerli Katılımcılar! Hidayet rehberi olan, hak ile batılı birbirinden ayıran Kur’an-ı Kerim’in indirildiği mübarek Ramazan-ı Şerif ayının, hayırlara vesile olmasını dileriz. Günümüzde insanların en çok kullandığı, fakat mahiyetinde ihtilâfa düştüğü kavramların başında “Adalet” ve “zulüm” kavramları gelmektedir. Arapça olan adalet terimi “Her şeyi yerli yerine koymak, nefsine ve başkalarına zulm etmemek, hakkı hak sahibine vermek” gibi manaları ifade eden, vücûh bir terimdir. Adaletin zıddı olan zulüm terimi ise lügatlerde “Bir şeyi; kendisine ait olan yerin dışına koymak, eksiltmek, çoğaltmak, haddi aşmak ve mahiyetini değiştirmek” şeklinde tarif edilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, adalete riayet etmenin farz, itikadi ve ameli zulmün haram kılındığı malûmunuzdur. Bu tespitten sonra, geçtiğimiz günlerde yaşanan bazı hadiselerin tahliline geçebiliriz.

Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar’da; askeri yönetimin kışkırttığı Budist çeteler, yıllardır Müslümanların haklarına ve hürriyetlerine tecavüz etmektedirler. Geçtiğimiz Nisan ayında yapılan seçimlerden önce “Katliamları durduracağız!.. Bütün etnik ve dini unsurların barış içinde yaşamalarını sağlayacağız” diyen ve seçimleri kazanan eski cunta lideri, yeni Devlet Başkanı Thein Sein, geçtiğimiz ay Arakanlı Müslümanları sürgüne gönderme kararını verdi. Seçim döneminde verdiği sözleri unutan Thein Sein, “Müslümanları, isteyen ülkeye gönderebiliriz” diyerek, Myanmar’ın komşuları olan Bangladeş, Endonezya ve Malezya’ya mesaj vermektedir. Bu siyasi tercihlerden sonra, Burma’nın Arakan bölgesinde yaşayan ve sayıları bir milyonun üzerinde olan Müslümanlar, akla-hayale gelmeyecek işkencelere tabi tutulmaktadırlar.

Ülkede çoğunluğu teşkil eden Budist kafirler, işkence ve tecavüz de dahil her türlü yöntemi kullanarak Arakan Müslümanlarını Myanmar’dan (Burma) silmeye çalışmaktadırlar. Uluslararası Af Örgütü ‘Myanmar’da karşılıklı çatışmanın değil, tek taraflı katliamın yaşandığını’ bütün dünyaya ilân etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı da ‘Arakanlı Müslümanların bütün dünyanın gözleri önünde katliamlara ve tecavüzlere maruz kaldığını’ belirttiği resmi açıklamasında, şu bilgilere yer vermektedir. “Arakanlı Müslümanların evleri, camileri, medreseleri, köy ve kasabaları yakılıp yıkılarak yok ediliyor.Müslümanlar geçici kamplarda ve ormanlarda yaşamaya zorlanmakta ve keyfi olarak tutuklanmaktadırlar.’

Geçtiğimiz bir-kaç ay içerisinde; Budist çetelerin Arakanlı Müslümanlara yönelik saldırılarında binden fazla Müslümanın öldürüldüğü, doksan binden fazla Müslümanın evsiz kaldığı gelen haberler arasındadır. Bu nedenle, başta İslâm Birliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler olmak üzere bütün uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerini, yaşanan bu zulme sessiz kalmamaya ve bir an önce “ DUR!” demeye davet ediyoruz. Diğer yandan İslâm dünyasını Arakan’lı Müslümanlara yardım etmeye, ülkesine sığınan mültecileri sınır dışı eden Bangladeş Hükümeti’ni de uluslararası teâmüllere uymaya davet ediyoruz.

İslâm milletinin diğer bir kanayan yarası da Suriye’dir. Kendi halkına karşı kimyasal silah kullanacağını söyleyen, teravih namazında bir camiye saldırarak 30 kişinin ölmesine, onlarca kişinin yaralanmasına sebep olan, kasabaları top ve roket yağmuruna tutan zalim Baas rejimini ve bu rejimle işbirliği yapan zalimleri kınıyoruz.

Türkiye’de de garip hadiselerin yaşandığını gizlemek de mümkün değildir. Son olarak CarrefourSA’da, Kızılay Teşkilatı’na ait bir standda gönüllü olarak çalışan başörtülü kızımıza ’Ya başını aç, ya CarrefourSA’yı terk et!..’ diyen yetkilileri kınıyor ve vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde, 19 yıl önce Sivas’ta yaşanan ve devlet içerisinde çöreklenen ‘Ergenekon Çetesi’ mensupları tarafından işlendiği bilinen katliam, bazı çevrelerce ‘Müslümanların Sivas’ta 33 aydını diri diri yaktıkları’ iddiasının tekrarlanmasına vesile olmuştur. Bu propaganda yıllardır çeşitli basın organı ve televizyonlarda o kadar çok tekrarlandı ki, yeni nesiller bu olayı tartışmasız gerçek gibi kabul etmeye başladılar. Bilindiği gibi ‘Sivas’ın intikamını aldıklarını’ iddia eden başka bir Ergenekon çetesi de ‘Erzincan’ın Başbağlar Köyü’nde’ 33 masûm insanı hunharca öldürmüştür. Bu iki hadisenin aynı anda ve birlikte değerlendirilmesi gerekirken, meseleyi ‘sünni-alevi kavgası’ şeklinde takdim eden medya mensuplarına şu sualleri sorabiliriz. Sivas Davası’nın Ankara’ya alındığını ve olayın failleri oldukları ileri sürülen 33 kişinin ağırlaştırılmış müebbed hapse mahkum edildiğini bilmiyor musunuz? Sivas’ta yaşanan hadise esnasında Hatay’da olan ve aynı saatlerde noterde işlem yaptırdığı sabit olan Alim Özhan isimli vatandaşın müebbed hapse çarptırıldığını bilmiyor musunuz? Eğer biliyorsanız, bu insanın hukukunu savunmak hiç aklınıza gelmiyor mu? Hiçbir gerekçe yokken İzmir’de görülen ‘Başbağlar Davası’nda’ kaç kişiye ceza verilmiştir? Failleri bulunamadığı gerekçesiyle kapatılan ve Başbağlar’da hunharca öldürülen 33 kişinin hukukunu savunmayan medya aydınlarının, adalet peşinde koştuklarını söylemek mümkün müdür?

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu adına

VAHDET VAKFI Sakarya Temsilciliği

 

Bir cevap yazın