Silahlı generalden paralı spekülatöre…

Vahşileşen sanayi kapitalizminin sakıncaları 1900’lü yıllarda zirveye çıktığında alternatif ekonomi model ve rejimleri de beraberinde getirmişti.

İki dünya savaşı ve bir büyük ekonomik buhranın içerisinde çözüm arayan gelişmiş ülkeler ise yeni orta sınıf varlığı ile karşı bir safhaya geçmişlerdi.

Ekonomik rejimini rakibine karşı korumak için silahlı bekçiler de edinen bu sistem, aynı zamanda derin yapılanmaları da bir çok ülkenin talihi yapıvermişti.

1980 sonrası yeni bir safhaya geçen kapitalist sistem özel sektör odaklı, küresel sermaye bağımlısı finansallaşma modelini yaygınlaştırmıştı.

Finansallaşma ile kamu denetiminin sınırları daralırken özel sektörün iştahını tekel konumundaki kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi yeniden açıyordu.

Küreselleşen sermaye aynı zamanda bağımlılaşan bir sermaye haline gelirken, silahlı korumacılık da önemini gün geçtikçe önemini kaybediyordu.

Artık silahlı generallerin yerini sermayeli spekülatörler alıyordu.

Bağımlılaşan ve küresel sermaye sistemine entegre olan ülkelerde gelişmişlik düzeyiyle beraber silahlı Gladio merkezleri birer birer tasfiye ediliyordu. 

Ülkelerin finansallaşması ve küresel sermaye sistemine entegre olmaları, silahlı yapıları ihtiyaç olmaktan çıkararak tasfiyelerine imkan veriyordu.

Küresel sermaye sistemi denilen pazar ve bu pazara entegre olmanın başlıca unsuru devletlerin borçlanma pazarlarının derinleşmesine bağlıydı.

Borçlanma piyasası gelişmemiş ülkelerin küresel sermaye egemenliğine girişi maalesef oldukça zordu. Bu nedenle devletlerin borçlandırılarak piyasa üzerinden yönlendirilmelerine imkan verilmesi gerekiyordu.

Küresel sermaye sistemine entegrasyonun bir ikinci aşaması ise özel sektörün de finansallaşma ve kredileşme ile piyasa denilen sisteme hassaslaştırılarak bağımlı hale getirilmesi gerekliliğiydi.

Üçüncü aşama ise bireyin ve hane halkının piyasa üzerinden siyasete bağlılığını artırarak ekonomik görünüme bağlı yeni iktidar modellerinin oluşmasına imkan verilmesiydi.

Son aşama olarak ise sistemin kilit noktalarının piyasa kontrolü yanında sermayedarlık kontrolünün de gerçekleşmesine imkan sağlanmasıdır.

Yani doğrudan yabancı yatırımların önünün açılması.

Son aşamanın kilit noktaları özelleşen tekel konumundaki sektörler kadar sermaye kontrolünü sağlayacak mali kuruluşlar ile pazar kontrolünü sağlayacak perakende kuruluşlar oluşturmaktadır.

Sisteme uymayan yapıların kredi kanallarının zorlanması ile tasfiye edilmesi. Kredi ihtiyacı dışındakilerin ise pazara giriş şartlarının tıkanarak sistem dışına itilmeleri sağlanmalıydı.

Ülke geneli için ise dış bağımlılığı azaltacak yapılanmaların veya yatırımların kredisizleştirilmesi de makro politika olarak uygulanabilir olmalıydı.

Eski modelin yıllarca uygulanışı karşısında direnci artan toplumların daha belirsiz, daha bağımsız gibi görülen bir el üzerinden yönlendirilmeleri kolaydı.

Artık silahlı elin yerini Piyasa eli alabilirdi.

Bugün yeni modelin uygulandığı eski NATO müttefiki batı Avrupa ülkelerinin düştüğü durum ortadadır.

Piyasa elinin gücünün ilk denendiği ülke İngiltere olmuştur. Piyasa eli sadece İngiltere değil, ABD üzerinde dahi işlemektedir.

Gladio modellerini tasfiye etmiş olan Yunanistan, İtalya ve İspanya’nın krizin pençesinde çekişmeleri birer tesadüf olabilir mi?

Yerelleşen ve belirsizleşen bir el artık silah ve ölüm yerine pazar üzerinden, devletin denetim kurumları üzerinden etkinliğini artırabilmektedir.

Artık 5-10 kişilik ölüm listeleri yerine binler, yüzbinler sistem sayesinde izlenebilmekte, ana kontrol yaygınlaşarak pasifleştirebilmektedir.

Silahlı ölüm listeleri yerine çok daha geniş denetimli pasifize sistemi uygulanabilmektedir.

3-5 kişi yerine 300-500 bin kişi dahi sistem dışına itilebilmektedir.

Siyasal yapıda da yerel değerlerden besleniyor gibi görülen aynı yapının küresel sermaye sistemine bağlı ekonomik modelinde ise finansallaşma, kredileşme ve faize bağlılık kilit noktayı oluşturmaktadır.

Küresel sermaye sisteminin ise nasıl kontrol edildiğini maalesef henüz çözememiş olmanın vereceği bilinmezlik ve komplocu yaklaşım ise modelin sanal ve belirsizliğini besleyerek yaygınlaşmasına imkân verecektir.

Oysa silahlı Gladio modeli ile aynı kaynaktan beslenen yeni derin yapının ilk aşamalarında geniş halk kitleleri tarafından arzu edilir olması da önemlidir.

Eski modelin ölüm listelerini barındıran kirli çarşafları ortaya döküldükçe, cinayet barındırmayan yeni model beslenip yerleşebilecektir.

Eski modelin darbeci figürlerinin çırpınışları, yeni modelin yeraltı temelinin sağlanmasından başka işe yaramayacaktır.

Eski modelin krizleri gerekli kılan darbeci ortamlarına karşılık, yeni modelin ilk aşamalarının göstermelik refaha dayalı borçlanma imkanı veren sanal zenginliği cazip gelecektir.

Tasfiye edilen eski modelin yerine tavsiye edilen yeni modelin yerleşmesi istenir, beklenir ve arzu edilir olacaktır. Son aşamada ise siyasetin sadece bir rol oyuncu olmanın ötesine geçmeyeceğini gördüğümüzde ise her şeyin bitmiş esaret döneminin başladığını göreceğiz.

Bildiğimiz bir tek gerçek var ki; küresel finansal sistemin kontrolünün sanılanın aksine piyasa eli üzerinden değil bir kaç büyük aile eli üzerinden şekilleniyor olmasıdır.

Bu ailelerin de aynı inançtan ve ırkçılıktan beslenip geliyor olmaları tesadüf olamaz.

İkili yapının ortasında yaşanan çarpışmanın arasında bir ülke ve lider olarak Türkiye’nin de kaderini merakla izlemeye devam ediyoruz.

İbrahim Kahveci

Star

 

 

Bir cevap yazın