Sakarya: Özgür Kudüs’te buluşalım

Dünya Kudüs Günü vesilesiyle Sakarya Adalet Girişimi adına Diriliş Saati Dergisi tarafından şehir bulvarında bir program tertip edildi. Basın açıklaması ve dua okunan gecede, Kudüs şehidleri ve Marmara depreminde hayatını kaybedenlerin anısına vatandaşlara helva dağıtıldı.

17 Ağustos depreminin yıl dönümünün unutulmadığı ve sorunların devam ettiği hatırlatılan gecede basın açıklamasını okuyan Diriliş Saati Dergisi’nden Serdar Duman, “Kudüs ümmetin önündeki en merkezi, en hayati sorundur. Kudüs özgürleşmediği sürece İslam coğrafyasında huzur tesis edilemeyecektir. Kudüs’ün özgürleşmesi, siyonizmin ve emperyalizmin İslam coğrafyasına dönük hain emellerinin bertaraf edilmesi, bir diğer deyişle ümmetin özgürleşmesi demektir. ‘Kudüs nasıl özgürleşecektir’ sorusunu doğru cevaplamak zorundayız. Kudüs kapalı kapılar arkasında Siyonist ve emperyalist güçlerle kulis yaparak, uzlaşarak özgürleşemez. Coğrafyamızın son yüzyılını değerlendirdiğimizde İsrail, Amerika ve diğer emperyal güçlerin uzlaşma, diyalog gibi kavramların arkasına sığınarak Müslümanları nasıl aldattığını, nasıl teslimeyete taşıdığını ve şahsiyetsizleştirdiğini çok net bir şekilde gözlemleyebiliriz. Kudüs ancak Rasulullah (sav ) ve diğer peygamberlerin mücadele eksenini baz alarak özgürleşebilir. Dünya egemenleri ile, emperyalist güçlerle, Kurani ifade ile müstekbirlerle, mele ve mütrefle mücadele edilmeden, direniş ortaya koyulmadan ümmetin kurtuluşu asla sağlanamaz.” dedi. 

KUDÜS ÖZGÜRLEŞİNCEYE KADAR DİRENİŞ DEVAM EDECEKTİR!

Bugün günlerden Kudüs…

Müslümanların üç kutsal mekanından biri olan Kudüs, Müslümanların üç kutsal mescidinden biri olan ve ilk kıblemiz Mescidi Aksa işgal altında…

Siyonist İsrail, Kudüs’te İslam’ın tüm izlerini silmeye çalışıyor. Bir yandan yeni Yahudi yerleşim birimleri kurularak Kudüs Yahudileştirilirken, bir yandan da Mescidi Aksa’nın altını oyarak mescidi yıkma planı işletiliyor.

Filistin’in diğer bölgelerinde de zulüm olanca şiddetiyle devam ediyor. İsrail zindanlarında her türden işkence ve eziyetin reva görüldüğü binlerce mahkum, elde kalmış bir avuç topraklarına, sularına kadar el koyulmaya çalışılan, açlığa mahkum edilmiş bir halk, Siyonist rejimin sürekli katliamları sonucu on binlerce şehit vermiş kutsal bir direniş, dünyanın dört bir yanına yayılmış milyonlarca mülteci, Filistin’in bugünkü gerçeği…

Özgür Kudüs için, Filistin halkıyla dayanışma için, İslam ümmetinin izzeti için bugün Türkiye’nin ve dünyanın bir çok yerinde Müslüman ve mazlum halklar bir kez daha ayağa kalkarak Siyonist rejime ve onun doğal müttefiki büyük şeytan Amerika’ya karşı verdikleri mücadelede kararlılıklarını yineliyorlar.

Rahmetli İmam Humeyni’nin bizlere miras olarak bıraktığı Kudüs gününü bu kararlılıkla, her yıl Ramazan’ın son Cumasında anıyoruz. Şeyh Ahmet Yasin’in Rabbine şikayet ettiği ümmetin suskunluğuna son vermek adına toplandık bu meydanda.

Rabbimize Kudüs özgürleşip, İsrail uru Ortadoğu’dan silininceye kadar mücadelemize devam edeceğimize dair verdiğimiz sözü bir kez daha haykırmak için bir araya geldik.

Kudüs ümmetin önündeki en merkezi, en hayati sorundur. Kudüs özgürleşmediği sürece İslam coğrafyasında huzur tesis edilemeyecektir. Kudüs’ün özgürleşmesi, siyonizmin ve emperyalizmin İslam coğrafyasına dönük hain emellerinin bertaraf edilmesi, bir diğer deyişle ümmetin özgürleşmesi demektir.

‘Kudüs nasıl özgürleşecektir’ sorusunu doğru cevaplamak zorundayız. Kudüs kapalı kapılar arkasında Siyonist ve emperyalist güçlerle kulis yaparak, uzlaşarak özgürleşemez. Coğrafyamızın son yüzyılını değerlendirdiğimizde İsrail, Amerika ve diğer emperyal güçlerin uzlaşma, diyalog gibi kavramların arkasına sığınarak Müslümanları nasıl aldattığını, nasıl teslimeyete taşıdığını ve şahsiyetsizleştirdiğini çok net bir şekilde gözlemleyebiliriz.

Kudüs ancak Rasulullah (sav ) ve diğer peygamberlerin mücadele eksenini baz alarak özgürleşebilir. Dünya egemenleri ile, emperyalist güçlerle, Kurani ifade ile müstekbirlerle, mele ve mütrefle mücadele edilmeden, direniş ortaya koyulmadan ümmetin kurtuluşu asla sağlanamaz.

Bugün, Filistin davasından söz edebiliyorsak bunu tankların karşısında elinde taşlarla direnen Filistinli gençlere, siyonistlerin ağır silahlarına, uçaklarına rağmen bulunduğu mevzileri terk etmeyen Filistinli mücahitlere, şehadeti şiar edinmiş tüm Filistin halkının direnişine borçluyuz.

Gazze’yi hatırlayalım… Yıl 2008… Siyonist İsrail tüm gücüyle Gazze’ye saldırdı. Amaç direnen güçleri imha etmekti. 21 gün boyunca Gazze karadan, denizden ve özellikle havadan bombalandı. 1500’ü aşkın insan şehit oldu. Ama Gazze halkı teslim olmadı. Siyonist güçler kara savaşında rezil olarak geri çekilmek zorunda kaldı. Sonuçta direnen Filistin halkı kazandı.

Net bir şekilde deklare ediyoruz ki, bizler direnişin yanında yer alıyoruz. Bizler Hamas’ın, İslami Cihad’ın, Hizbullah’ın ve diğer direniş cephelerinin yanındayız. Onların mücadeleleri bizim mücadelemizdir.

Amerika, İsrail ve Avrupalı yandaşlarının İslam coğrafyasındaki entrikalarının farkındayız. Milyonlarca insanı gözyaşı ve kanı pahasında da olsa İslam coğrafyasını kontrol edebilmek, direnişi bloke edebilmek adına, ortaya konan tüm oyunlar Allah’ın izniyle bu ümmet tarafından bozulacaktır.

Bu yıl ki Kudüs gününün küresel zulme karşı verilen mücadeleyi daha kararlı, daha yoğun kılmak adına bir milat olmasını cenabı Allah’tan niyaz ediyoruz.

Rabbimizin bizleri özgür Kudüs’te, özgür Mescidi Aksa’da buluşturmasını niyaz ediyoruz.

Rabbimizden müstekbirleri, zalimleri kahretmesini, onların tuzaklarından bizleri emin kılmasını niyaz ediyoruz.

Rabbimizden bizleri öncüler kılmasını, küresel zalimleri bizlerin elleriyle devirmesini niyaz ediyoruz.

Bugünün, biz Sakaryalılar olarak bir diğer önemi 17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü olması… Hepimiz bu depremin acılarını yaşadık. Kaybettiğimiz tüm hemşerilerimiz için Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz.

Depremin acılarını bir daha yaşamamak adına alınması gerekli tedbirlerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Depremin yıkımının kör bir kader olarak algılandığı bakış açısının yanlış olduğunu, alınacak tedbirlerle bu yıkımın minimize edilebileceğini ifade etmek istiyoruz.

Orta hasarlı olduğu halde yeterince takviye edilmemiş binaların varlığı, şehrin zemini iyi olan alanlara kaydırılması gibi bir çok hususta zafiyetler olduğunu gözlemliyor ve yetkilileri uyarıyoruz. Aynı şiddette bir depremde Japonya’da birkaç kişi ölürken Sakarya’da 10.000’e yakın insanın ölmesinin ciddi anlamda yanlışlıklarının var olduğunu ve bu yanlışların giderilmemesi durumunda yeni bir depremin yol açacağı yıkımın vebalini hiçbir yetkilinin kaldıramayacağını tekrar tekrar hatırlatmak istiyoruz.”

 

Sakarya Adalet Girişimi adına Diriliş Saati Dergisi

 

Bir cevap yazın