Kıblenizi Washington’a çevirmeyin!

Sakarya Adalet Girişimi 363. hafta eyleminde Marmara Depremi’nin üzerinden geçen 13 yıla rağmen depremden gereken dersin alınmadığını belirtirken, işgal altındaki Kudüs’ün tüm dünya Müslümanlarının dayanışmasıyla kurtulacağını söyledi

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 363. hafta basın açıklamasında Türkiye’nin ve dünyanın gündemiyle ilgili konularda görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Platform adına açıklamayı okuyan Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü Kadrican Mendi, Marmara Depremi’nde ölenleri anarak başladığı açıklamasında bölgedeki son süreci değerlendirdi ve Kudüs Günü’nü unutturmadı. 

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 363. Hafta Basın Bildirisi

Kudüs’ün kurtuluşu, ümmetin kurtuluşudur!

Değerli Sakarya halkı;

Marmara depreminin üzerinden 13 yıl geçti. 17 Ağustos tarihi hepimiz için hâlâ ağır bir imtihanın, acı bir tecrübenin ve binlerce can kaybının yıldönümü. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. Aradan geçen yıllara rağmen depremin izleri silinmiş değil. Asıl tedirgin edici durum ise 13 yıl sonra dahi depremden gereken dersin alınmamış olması…

Bugün şehrimizde yıkılması gereken yüzlerce bina hâlâ konut olarak kullanılıyor. Kamu binaları depreme dayanıklı hale getirilmedi. Çocuklarımızı gönderdiğimiz okulların depreme anında ne derece güvenlik sağlayacağı hâlâ şüpheli. Afet sonrasına dönük hazırlıklar göstermelik düzeyde kaldı. Diğer taraftan Dünya Bankası hibeleriyle yoksul ve düşük gelir grubu için yapılmış konutlardan ücret alınması da birçok aileyi mağdur etti.

Geçtiğimiz kış yaşanan Van depremi ise olumsuz hava koşullarında meydana gelebilecek bir depremde nasıl bir felaket ve rezalet yaşayabileceğimizi acı bir şekilde gösterdi. Böylesi hayati bir konuda izlenen politikada toplumsal yararın değil de maddi çıkarın gözetilmesi ise ayrı bir sorun. Görüyoruz ki deprem gerçeği suiistimal ediliyor ve kentsel dönüşüm planları çözüm değil ekonomik rant odaklı hazırlanıyor.

Milyonlarca insanın hayatını ilgilendiren bir hususta devlet politikasının kâr üzerinden yapılmasını şiddetle kınıyoruz. Kamu bütçesinin rantçılar için değil halk için kullanılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Bu ekonomi-politiğin bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Vergilerimizle oluşan bütçenin hepimizin ortak yararına değil de belirli çıkar gruplarının menfaatine dönük harcanması kabul edilemez. Ayrıca kamu harcamalarının üzerine devlet sırrı örtüsünün çekilmesine yönelik yapılan son yasal hazırlıkları da kesinlikle doğru bulmuyor, devletin topluma vermesi gereken hesabın gizlenemeyeceğini belirtmek istiyoruz.

Ekonomi alanında devletin sosyal sorumluklarını terk edip, tüm gücünü güvenliğe ayırdığı neoliberal düzenin ciddi bir baskı ve şiddet üreteceği unutulmasın. İyi bilin ki; insanların asgari ücrete köle edildiği, devletin denetimsizliğinin her ay yüzlerce can aldığı, taşeronların insafına bırakıldığı, sendika hakkını kullanan işçilerin derhal atıldığı, kıdem tazminatının gasp edildiği bir ekonomik düzeni kolluk kuvvetiyle ayakta tutamazsınız. 2-B yasalarıyla ormanların, HES’lerle derelerin ifsad edildiği bir düzeni güvenlik gücüyle sürdüremezsiniz.

Değerli Sakarya halkı;

Bölgemizde yaşanan son gelişmeleri ibretle ve üzüntüyle takip etmekteyiz. Suriye iç savaşı her geçen gün yeni ölümlere sebep oluyor. Çözümsüzlük uluslar arası bir güç mücadelesine dönüşürken, bedelini iki ateş arasında sıkışan masum halk ödüyor. Suriye’ye, Türkiye’den sonuç değil ama çatışma üretecek kadar silah, Suudi Arabistan ve Katar’dan ise para sevkiyatı yapılarak iç savaş körükleniyor. Ve sonuçta rejimin zulmüyle, küresel güçlerin ve işbirlikçilerin zulmü Suriye halkına her gün cehennemi yaşatıyor.

Böyle bir vasatta ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye Hükümeti’ni ziyaret ediyor, adeta bölgenin patronuymuş gibi davranıyor. Ve ne yazık ki, bu duruma kamuoyunda ciddi bir itiraz yükselmediği gibi neredeyse alkış tutuluyor! Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dünya genelinde bugüne kadar on milyonlarca insanı katletmiş ABD rejimini ve şürekâsını kamuoyuna “uluslararası vicdan” olarak takdim edebiliyor!

Buradan şu gerçeği bir kez daha hatırlatıyoruz: Ülkemizin ve bölgemizdeki işbirlikçi rejimlerin dış politika kıblesi Amerika’yı gösterdiği sürece Ortadoğu halklarının acısı asla dinmeyecektir.

Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi içerideki despot rejimlerle dışarıdaki sömürgen güçlerin kavgası, bu toprakların insanlarının hayatına mâl olacaktır.

Bizim açımızdan Amerikan, Rus, İsrail rejimleri de, Baas rejimleri de, Suudi kraliyet rejimleri de bölgemizdeki esenliğin ve adaletin, özgür bir geleceğin baş düşmanlarıdır. Çözüm ise tüm bu müstekbirlere ve zorbalara karşı tevhidin, adaletin ve özgürlüğün mücadelesini yükseltmektir.

İşte dün idrak ettiğimiz Dünya Kudüs Günü; böylesi bir çözümün ancak özgürlük sembolü Kudüs’ten ve Filistin İntifadası’nın adanmışlığından alınacak dersle gerçekleşebileceğini hatırlatmıştır. Bu vesileyle böylesi anlamlı bir günü ilan eden İmam Humeyni’yi rahmetle anıyoruz.

Kudüs, bize izzetin teslimiyette değil direnişte olduğunu ispatlamıştır. Direniş ise özgürlüğün ve kurtuluşun, hapsolduğumuz kafesleri genişletmekte değil parçalamakta olduğunu göstermiştir. O halde Kudüs’ü savunmak, böylesi bir direniş bilincine sahip olmakla mümkündür.

Unutulmasın ki; siyonist işgal bitmeden, sürgündeki tüm Filistinliler evlerine dönmeden, küresel emperyalizm bölgemizden kovulmadan, halkları birbirine kırdırmaya çalışan düzenler bozulmadan, NATO ittifakları dağıtılmadan, ümmeti tehdit eden füze kalkanları yerlerinden sökülmeden, bütün Amerikan üsleri kapatılmadan, geleceğimizi ipotek altına almak isteyen işbirlikçi rejimler son bulmadan Kudüs’ü özgürleşmiş saymayacağız.

Son olarak, başta Sakarya halkının ve İslam ümmetinin Ramazan Bayramı’nın mübarek olmasını diliyoruz.

Bayramın birlik, beraberlik, kurtuluş ve esenlik için; her türlü mezhebi, etnik ve ulusal çekişmenin son bulmasına vesile olmasını niyaz ediyoruz.

Önümüzdeki hafta, aynı gün ve saatte, 364. kez buluşmak üzere…

Hayırlı Bayramlar.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu

adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

Bir cevap yazın