İslam kapitalizmin suç ortağı mı?

‘İslam ekonomisi kapitalizmim çirkinleşmemiş halidir’ başlıklı konuşmayı (Star gazetesi, F. Özkan’ın Murat Çizakça söyleşisi) görünce İslam-kapitalizm tartışmalarının zihinleri konjonktürel olarak nerelere savurduğunu düşünmeden edemedim…

Söz konusu konuşmada ileri sürülen tezlerde, tipik kapitalizm-İslam eklemlemesinin bahse değer tüm unsurları bulunuyor. Ticaret yapmayı, meşru sınırlar içinde mal edinmeyi kapitalizmle eşitleyen bu yaklaşım biçimi İslam’ın mülke, servete, ticarete, emeğe nasıl yaklaştığından, bütüncül anlamda nasıl bir toplum-insan ilişkisi önerdiğinden soyutlanmış peşin kabulleri yansıtıyor. ‘Asıl olan kapitalizmdir ve İslam buna ne kadar yaklaşmıştır’ temelinden hareketle geliştirilmiş cevaplar olduğu izlenimi veriyor.

Murat Çizakça diyor ki: ‘İslam ekonomisi kapitalizmin ta kendisidir, orijinal, etik, çirkinleşmemiş halidir.’ İslam’ın kapitalizmi geliştirdiğini, Hz. Peygamber’in piyasaya hiçbir şekilde müdahale etmediğini ileri sürerek liberalizme yeşil ışık yakan bu yaklaşım tarzı siyasal olarak da şeriatın demokrasiyi hedeflediğini eklemeyi ihmal etmiyor…

Helal ticaret, kazanç anlayışının kapitalizmi meşrulaştıran bir paradigmaya dönüşmesi, bir akıl tutulmasıdır. Hz. Peygamber’in fiyatlara müdahale etmediğini, modern anlamda rekabeti ve serbest piyasayı teşvik ettiğini ileri sürerek ve bundan hareketle de liberal ekonomik politikalara kapı aralayıp bir Müslüman kapitalizm modeli çıkartılması ne kadar mümkün? 

Diğer yandan cevaplanması gereken husus, İslam’ın Batı’daki ahlaksız kapitalizme dönüşmesini neyin engelleyeceği sorusudur! Madem İslam ekonomisi kapitalizmin ahlaklı hali ise ve de serbest piyasayı düzenleme konusunda hiçbir müdahalesi söz konusu değilse, ahlak dışına çıkmasını önleyecek olan nedir?

Daha da önemlisi faizi haram kılan bir dinden kapitalizm nasıl çıkarılabilir? Faiz olmadan kapitalistleşme mümkün mü? Servetin belli ellerde birikmesini yasaklayan bir dinin hükümlerinden kapitalizm nasıl üretilebilir? Dahası İbn Haldun örneğinde olduğu gibi ‘asıl sermaye emektir’ diyen bir iktisat anlayışı küresel kapitalizme nasıl eklemlenebilir?

Asr-ı saadetten seçmeci bir yaklaşımla verilen örnekler, zorlama bir modelleme çabası gibi duruyor. Bu konuda yapılan en ciddi çalışmalardan birine imza atan değerli ilim adamı Cengiz Kallek’in çalışması (Asr-ı Saadet’te yönetim piyasa ilişkisi, İz Yayıncılık) Hz. Peygamber’in gerektiğinde pazara, istismara nasıl müdahil olduğunu çok güzel açıklıyor.

‘Hz. Peygamber pazarın kuruluşu sırasında iki önemli kural koydu: ‘Pazar vergisi alınmayacak’ ve ‘devamlı sabit yerler edinilmeyecek’. İlk kural vergi maliyetleri oranında fiyatları düşüreceği için hem satıcıların hem alıcıların o pazara rağbetini sağlamaya yönelik olsa gerektir.

İkinci kural, diğer iktisadî emir ve yasaklarıyla birlikte düşünüldüğünde İslâm’ın kapitalizmin temel unsurlarından tekilciliğin ve rantçılığın açıkça karşısında olduğunu göstermektedir. Zira pazara erken gelen en iyi yeri kapacaktır. Zaten Hz. Peygamber daha öncesi ve sonrasında da tekelcilik ve rantçılık olarak adlandırılabilecek pek çok işlemi yasaklamıştır. Dolayısıyla Hz. Peygamber’in bu hükümle, daha sonra kapitalizm diye ortaya konan ve aslında rekabetçi, serbest bir piyasa öngörüsüne rağmen uzun vadede rekabeti öldüreceği için tekelcilikle sonuçlanan sistemin en temel niteliklerinden birine, yani tekelciliğe, kaşı çıktığını söyleyebiliriz’ (Dünya Bülteni, İslam Ekonomisi Konuşmaları, Cengiz Kallek, Konuşan: A. Erdoğan – 14 Ağustos 2008).

Kapitalizmin tekelleşerek rekabeti, serbest piyasayı öldürdüğü gerçeği artık batıda bile tartışılıyor. Mahalle bakkalı ile tekelleşmiş küresel markanın ilişkisinin serbest piyasa şartlarında bir rekabet olduğunu kimse ileri süremez. Kaldı ki bu haksız ve adaletsiz ilişkiyi İslami gerekçelerle meşrulaştırılabilsin.

Belli ölçüler dahilinde insani rekabetin ve piyasanın korunmasını önceleyen İslam’dan kapitalizm çıkarmak, İslam’ın hayatın bütün alanlarını kapsayan bir din/sistem olduğunu görmezden gelmek demektir. Bu ise, İslam’ın alternatif olmaktan çıkarılarak küresel kapitalizme eklemlenmesine yarar.

AKİF EMRE

Yazının tamamı için Yeni Şafak

 

 

Bir cevap yazın