Konya 259. hafta

Ülkemizin müzminleşen değişmeyen ana gündem maddesi yepyeni bir görüntü ile arz-ı endam etmekte. Terör ivme kazanıp alanının genişletmekte hedeflerini büyültmekte masum insanların öldürülmesi üzerinden tedhiş meydana getirmekte oluşan kaos ortamından siyasi menfaatler kotarmaya çalışmaktadır. Uluslar arası konjonktürün meydana getirdiği ortamdan büyük sıçramalar yapmaya çalışmaktadır.

Terör kaostan beslenir ve kendisi kaos ortamları oluşturmak ister. Hava ne kadar puslanırsa terör için şartlar o kadar olgunlaşmış sayılır. Uluslar arası terör organizasyonları bölgesel terör örgütlerini birer taşeron olarak kullanıp kendi işlerini gördürmektedirler. İslam dünyasının siyasal istikrarsızlığını hedefleyen ve sürekli bir kaos ortamı oluşturmak isteyen şer güçler terör ve terörizmin eliyle bu istikrarsızlığı parçalanmışlık haline dönüştürme uğraşındadırlar.

Antep deki menfur saldırı yürekleri sızlatırken zihinlerde de bir donukluk meydana getirmektedir. Terörün kaynağından dış bağlantılarından ve onu meydana getiren Saiklerden uzak çözümler önerilmektedir. Ulusalcılıktan kaynaklanan terör kendini ulusalcı bir kimlikle ifade etmeye çalışmakta maalesef çözüm önerilerinde ulusalcı olmaktadır. Yani zehrin panzehirinin de yine kendisi olduğu ısrarla savunulmaktadır.

Terörü bitirmekten bahseden siyasi mekanizmalar dünya üzerindeki kötülüğün ana merkezi olan İsrail, ABD ve NATO ile ittifaklarını devam ettirmekte ve çözümü onlarda aramaktadır. Şer ittifaklarından hayır beklemek abes ile iştigal değil midir? Dünyanın her yerinde adı işgaller, katliamlar ve terörle anılan Amerika ile terörü bitirmek için işbirliği yapma anlayışı akli selimler için izahı mümkün olan bir davranış mıdır? Malı hırsıza emanet edeceksin mantığı ile dış politika şekillendirilebilir mi?

Suriye hususunda ameriKAN ile her türlü çözümü(!) masaya yatıran Türkiye’nin ve İslam dünyasının büyük bir çoğunluğunun katliamların hız kesmediği vahşetin Suriye’yi aratmadığı Arakan’a Bangladeş’teki mültecilere gıda yardımından başka hiçbir şey yapmaması hatta konuşmuyor olması Türkiye’nin dış siyasetinde 2 kere 2 nin hiçte 4 etmediğinin bir kanıtı mıdır? Suriye’de 2 çarpı 2 eşittir 4 iken Arakan da Myanmar’a ses etmeyiz ama sizin karnınızı doyururuz şekline mi dönüşmektedir? Bu denklemi anlamak için “stratejik bir derinlik” mi gerekir?

Biz ameriKAN ile olan hiçbir ilişkiden sağlıklı sonuçlar elde edilemeyeceğine inanıyoruz. Kendisi pak olmayanın başka bir şeyi paklamasının imkânı yoktur. ameriKAN emperyalizmine önce kendi elini yıka diyor, bunlarla el sıkışanlara da bu katilin elindeki kanı görmüyor musunuz diye uyarıyoruz. 

Tarihin bir ibret levhası olduğu sonu kan ve zulümle bitecek heyecanların bulunmadığı tevhit ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 260. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

7 ŞEVVAL 1433 25 / 08 / 2012

 

Bir cevap yazın