Bu böyle gitmez…

Farklı siyasi görüşlerin birbirlerine hain muamelesi yaptığı siyasi kültürlerde, siyaset, hakimiyet kavgasına indirgenir, savaş olarak algılanır. Bu tür diyarlarda mutlak doğrular birbirlerine bilenir, siyasal ve kültürel ayrımlar sadece çatışma vaadederler.

Durumumuz biraz böyle…

Dikkat çekici: Başbakan son dönemlerde “ihanet” kelimesini sık kullanıyor. Sıkça hainliğe gönderme yapıyor.

Sıradan görünebilir, ancak, farklı görüşleri, farklı tutumları, eleştirileri ihanet olarak tanımlamanın “siyasi maliyeti” sanıldığından ağırdır.

Toplumsal hayatta özellikle fikri ve siyasi düzeyde, “ihanet” kelimesi tek bir doğru anlayışına, bu tek doğrunun tâbi olduğuna işaret eder. “Doğru tekeli”nin en içerden, en milliyetçi, en güçlü olanlarda olduğunu ima eder.

Türkiye bunu bilir…

Bu tekel dün askerdeydi… Bugün tekelin siyasetçi tarafından kullanıldığını görüyoruz. Takdir ve arz üzerine kurulu ataerkil politika gitgide yorucu ve boğucu bir noktaya ilerliyor…

Siyasi iktidar bunu anlamıyor…

Bir toplumun farklılıklardan oluştuğunu, o farklılıkların taleplerinin farklı olabileceğini görmek istemiyor. Demokratik bir düzende kararların bu taleplerle ilişki kurarak alındığını da bilmek istemiyor.

Şunları görmek gerek:

Eğitim düzeni, Kürt sorunu ya da İstanbul’da tüneller veya Çamlıca’da cami, Haliç’teki köprü…

Bir toplum için iyi ve doğruyu ya da iyi ve doğru olduğunu düşündüğünüzü yapmak yetmez…

Bunu nasıl, kiminle ve ne kadar katılımcı, hakkaniyetli, kucaklayıcı bir süreçte yaptığınız da o denli önemlidir, hayatidir…

Seçilmiş siyasetçinin sözlerini yerine getirme ve sistemi işletme yetkisi vardır ama bu yetki mutlak doğruları belirlemek, bunu eleştirenleri susmaya davet ve susturma yetkisi değildir…

Bugün kim ne derse desin siyasi iktidarın, Başbakan’ın kullandığı sembolik dille yaptığı budur.

Bu böyle gitmez…

 

ALİ BAYRAMOĞLU

Yeni Şafak

 

 

Bir cevap yazın