Başörtüsü eylemleri 8. yıla girdi

2005 yılında başlayan başörtüsüne özgürlük eylemlerinde 367 hafta geride bırakılırken, platform mensupları 8. yılda kararlılık mesajı verdi

Sakarya Başörtüsü Platformu adıyla başlatılan başörtüsü eksenli adalet ve özgürlük mücadelesinde 367 hafta geride bırakıldı. Sakarya Adalet Girişimi’nin katılımıyla tabanını genişleterek mücadelesine devam eden Başörtüsü Platformu, bu haftaki basın açıklamasıyla 8. yılına girdi.

İstanbul’dan Fatih Akıncıları, Ay-der, Kudüs-der başta olmak üzere farklı kuruluşların da destek verdiği eylemde, 367. basın açıklamasını Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi okudu.

İstanbul’dan da destek vardı

Eyleme destek veren kuruluşlar adına kısa bir selamlama konuşması yapan Fatih Akıncıları Onursal Başkanı Mehmet Şahin, “Yedi yıldır, her hafta düzenlediğiniz eylemlerde, Müslümanların sorunlarına sahip çıktığınızı gösterdiniz. Birçok menfaat uğruna insanların mücadele alanlarını terk ettiği bir vasatta siz sözünüzü herkese karşı söylemeye devam ettiniz. Farklı süreçlerden geçtiğimiz bir dönemde şahitliğinizi Müslümanca yaptınız, yapmaya da devam ediyorsunuz. Tüm dünyada Müslümanlara karşı çeşitli tuzakların kurulmak istenirken, siz herkesi onurlu, basiretli davranmaya ve direnmeye davet ettiniz. Allah hepinizden razı olsun. O’nun rızası için yapılan hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağını biliyoruz.” dedi.

Yasak içselleşerek sürüyor!

“İnancımızdan, kimliğimizden vazgeçmeyeceğiz! Başörtüsüne şartsız-kayıtsız özgürlük!” ve “Hak, adalet ve özgürlük direnişle gelecek” yazılı pankartların açıldığı eylemde, 8. yıl logolu dövizler taşındı.

367. basın açıklamasını okuyan Kadrican Mendi, “Bundan 8 sene önce “Bin yıl sürecek 28 Şubat’a karşı bin yıl direniş” şiarıyla yola çıkarken, kamuoyumuza başörtüsüne sahip çıkmanın, hayati bir önem taşıdığını söylemiştik. Bugün kamuoyunda estirilen tüm iyimser havaya rağmen çok net bir gerçek var ki o da, başörtüsünün hala tüm ilköğretimlerde, liselerde ve tüm kamusal alanda yasak olduğudur. Dahası hükümetin kendisi bu yasağı içselleştirmiş ve İslami kamuoyuna da alttan alta işlemektedir…

Tevhid ve adalet mücadelesini her türlü dünyevi iktidar karşısında topyekûn bir mücadele olarak gören Müslümanlar açısından başörtüsü, gerekirse dindarlara karşı dahi savunulmaya devam edecektir! Başörtüsü platformları tecrübesi; sivilliği, sürekliliği, geniş tabanlı toplumsal meşruiyeti açısından Türkiyeli Müslümanların 28 Şubat karşısında alınlarının akıyla verdikleri belki de tek tecrübedir. Bu tecrübeyi, güçlendirmek ve yaygınlaştırmak Sakaryalı Müslümanlar açısından yadsınamaz bir sorumluluktur.” dedi.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 367. Basın açıklaması

Bugün 367. kez bir araya gelen sizler, 8 sene önce verdiğiniz bir sözü, izzetine gölge düşürmeksizin taşımanın haklı onuru ile toplanmış bulunuyorsunuz.

28 Şubat sürecinde ‘Başörtüsü’ devlet tarafından mutlak hâkimiyetine bir tehdit olarak algılanarak yasaklanmıştı.

Devlet nezdinde Başörtüsü’nü tehdit olarak gösteren, aslında ona sahip çıkacağı düşünülen İslami camianın kalabalığından ibaret idi.

Ancak yaşananlar gösterdi ki; iktidar karşısında net bir duruşu olmayan kalabalıkların, iddia ettikleri hassasiyetler de zaman içinde tüketilebiliyor.

10 senelik AKP Hükümeti iktidarında görüyoruz ki; başörtüsü İslami camianın gündeminden çıkmıştır.

İslami camianın kanaat önderlerinin Hükümet karşısında sergiledikleri teslimiyetçi tutum, zaman içinde toplumdaki İslami direnci de örselemiş ve maalesef büyük oranda tüketmiştir.

İktidarı ne yaparsa yapsın desteklemeyi, onun işini kolaylaştırmayı, hatta onu eleştirenlerin önüne çıkıp cansiperane müdafaa etmeyi kendine vazife bilen bu kanaat önderlerinin yaşanan çürüme karşısında sorumluluğu çok büyüktür.

Bundan 8 sene önce “Bin yıl sürecek 28 Şubat’a karşı bin yıl direniş” şiarıyla yola çıkarken, kamuoyumuza Başörtüsü’ne sahip çıkmanın, hayati bir önem taşıdığını söylemiş ve eğer bundan imtina ederlerse, Türkiyeli Müslümanların halka ve Hakk’a rüştlerini ispat edemeyecekleri ihtarında bulunmuştuk.

Maalesef bir takım günlük hesapların peşine takılan İslami camia, bugün İslam’ın hak ve adalet iddialarının taşıyıcısı olmaktan çıkmış, Hükümetin ve dolayısıyla devletin izlediği politikalarda, suç ortağı konumuna düşmüştür.

Gelinen noktada sadece üniversitelerde, o da hükümetin korkusuyla ortaya çıkan durum, arkasına halkı değil devleti aldığı için toplumun bir kesimi gözünde Başörtüsü’nün iktidarın sembolü olarak algılanmasına yol açmıştır.

AKP’nin iktidarını kaybetmesiyle beraber bu mevzi rahatlamanın da ortadan kalkacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerektir.

Dahası, bu kez Müslüman kamuoyu Başörtüsü için toplumun farklı kesimlerinden destek bulma imkânından da yoksun olacaktır.

Hiçbir iktidar kalıcı değildir. İzzetlerini mevcut iktidarın varlığına armağan edenlerin, bunu çok yakında anlamaları kaçınılmazdır.

Aziz dostlar;

Kamuoyunda estirilen tüm iyimser havaya rağmen çok net bir gerçek var ki o da, başörtüsünün hala tüm ilköğretimlerde, liselerde ve tüm kamusal alanda yasak olduğudur.

Dahası Hükümet’in kendisi bu yasağı içselleştirmiş ve İslami kamuoyuna alttan alta işlemektedir.

Kendini devlet olarak gören Hükümet, bir zamanlar eleştirdiği devlet uygulamalarını milim şaşmaksızın sürdürmekte ve maalesef İslami kamuoyunu da bu yönde manipüle etmektedir.

10 senelik iktidarında devletin, daha doğrusu devlete hâkim olan sınıfın çıkarları için çalışan Hükümet’e karşı, İslami camiadan hiçbir eleştiri yükselmemekte, hâlâ hükümetin politikalarına karşı iyimser ve makul bir gerekçeye dayanmaksızın umutlu bir beklenti içine girilebilmektedir!

Bu derecede teslimiyetin, onurlu bir sonuca ulaşamayacağı aşikârdır.

Son anayasa değişikliği çalışmalarında hükümet Başörtüsünün kamusal alanda koşulsuz serbest olmasının yolunu açacak düzenlemeyi geri çekerek, aslında devleti ve devlet aklını nasıl içselleştirdiğini, anlamak isteyenlere çok net bir şekilde göstermiştir. Bundan sonrası ya züğürt tesellisi ya da saray soytarılığıdır.

Tevhid ve adalet mücadelesini her türlü dünyevi iktidar karşısında topyekun bir mücadele olarak gören Müslümanlar açısından Başörtüsü, gerekirse dindarlara karşı dahi savunulmaya devam edecektir.

Başörtüsü platformları tecrübesi; sivilliği, sürekliliği, geniş tabanlı toplumsal meşruiyeti açısından Türkiyeli Müslümanların 28 Şubat karşısında alınlarının akıyla verdikleri belki de tek tecrübedir.

Bu tecrübeyi, güçlendirmek ve yaygınlaştırmak Sakaryalı Müslümanlar açısından yadsınamaz bir sorumluluktur.

Kardeşler,

Allah günleri aramızda çevirmektedir.

Geriye, inandıklarının gereğini yapanların ortaya koydukları örneklikler dışında kalan bir şey yoktur.

Dillerinden şahitliği düşürmeyenlerle, gerçekten Hakk’a şahitlik edenler arasındaki fark, geride bıraktıkları arasındaki keyfiyet farkıdır.

Başörtüsü Platformu, 8. yılında da tarihe kayıt düşmeye devam edecek.

Yaşasın başörtüsü mücadelesi!

Yaşasın tevhid, adalet ve özgürlük mücadelemiz!

SAGİR adına Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın