Batı Suriye’yi anlayabilir mi ya da Bosna’yı anlamamış mıydı?

Bosna’nın eski cumhurbaşkanı Haris Sladziç Suriye’de yaşananları değerlendirirken, ister istemez, Bosna ile karşılaştırmış. Gerçekten de pek çok yönden benzeşen durumlar yaşanıyor…

Savaşı yaşayan, savaş sonrası Bosna’nın politik hayatına damgasını vuran isimlerden biri olan Sladziç’in Suriye değerlendirmesi, kişisel tecrübesi ile birlikte değerlendirildiğinde, ‘Batılıların Bosna’dan hiç ders almamışlar’ sözü gerçeğin bir yanını açıklayabilir ancak.

Batılılar Bosna’ya yönelik siyasetlerinin neyle sonuçlanacağını kestiremedikleri için mi tüm bu katliamlar yaşanmıştı?

Bosna’da yaşananlar gerçekten de Suriye’de yaşanmakta olanlar için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Ama ben bu uyarının Sladziç’in yaptığı değerlendirme türünden Batılıların ders almamasına bağlanamayacağını düşünüyorum. Nedenine ise, birkaç kez, uyarı niteliğinde değinmiştim ama bu vesile tekrar açımlamakta yarar var.

Bosna tecrübesi üzerinden gidersek, Batılılar Boşnaklara ambargo uygulayarak (Sırplara da uyguladılar ama bu pratikte Boşnaklara karşı geçerli oldu) ve üç yıl bir kenarda seyrederek zaten bu sonucu öngörmüşlerdi; hatta teşvik bile etmişlerdi…

Bu arada özgürlük, insan hakları gibi ‘Avrupa idealleri’nin rafa kaldırılması pahasına Avrupalılar sadece seyrediyordu da Amerika ne yapıyordu? Washington, soğuk savaş sonrası Amerika’dan bağımsız bir güç olma hayali kuran Avrupalıların boylarının ölçüsünü almalarını bekliyordu…

Bosna’da yaşanan trajediye, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşından sonra yaşanan en büyük soykırıma sahne olmasından sonra, Amerika’nın ön almasıyla müdahale edildi. Hem de Boşnakların Hırvat güçlere karşı hamle yaparak zaferi elde etme pozisyonuna geçtikleri ortamda müdahale edildi…

Sonuçta yüz binlerin kanı pahasına, göz göre göre soykırım yapılmış ve Batı kamuoyunun ‘katliam doyum katsayısı’na ulaşılınca, stratejik hesaplara uygun operasyon gerçekleştirilmişti…

Tüm bu olup bitenler bilinçli bir stratejiden, devlet oyunundan, bilek güreşinden başka ne olabilirdi. Bosna’nın yetişmiş yeni nesil önderlerinden biri gözüyle bakılan Sladziç de adeta Aliya’ya karşı teşvik edilerek oyların bölünmesi hesaplanmıştı, ama bu oyun tutmadı.

Tüm bu acı tecrübeyi bizzat yaşayan Sladziç’in (Türkiye’nin teziyle de örtüşen) açıklamaları gerçeğin bir kısmına tekabül etse de nedenini açıklamaya kafi gelmiyor.

Suriye krizini çözmek için batı kamuoyunun katliam katsayısına ulaşması; dönüşüm sonrasından emin olunması, hepsinden önemlisi küresel güçlerin iç hesaplaşmalarının uzlaşmayla sonlanması gerekecek.

Tabi bu arada kan akmaya devam ederken ‘uluslararası kamuoyu’ denen yapının artık ne pahasına olursa olsun kurtarmasının istendiği kıvam da oluşacak.

AKİF EMRE

TAMAMI İÇİN YENİ ŞAFAK

 

 

Bir cevap yazın