Halkın refah durumu neden değişmiyor?

Ayşe Hanım Teyzem diyor ki, “Sayın Başbakan ‘Türkiye Çin’den hızlı büyüyor’ dedi. İyi de, büyümenin kime yararı oluyor? Benim durumum değişmedi. Halkın büyük bölümü benim gibi. Bu büyümenin kime yararı var?”

Ayşe Hanım Teyzem’e bilgi vermek için devletin bilgi hazinesi TÜİK’in bu konuda yayınladığı bilgileri ve rakamları topladım. 5 yılda ekonomi ne kadar büyüdü? Bu büyüme sonucu halkın durumu nasıl değişti? Bunları araştırdım. Ayşe Hanım Teyzem’e durumu arz ettim. Dedim ki, büyüme milli gelir artışı demektir. Milli gelir ülkede belli bir dönem üretilen mal ve hizmetlerin parasal (katma) değeridir. Üretim (yaratılan katma değer) artınca milli gelir de artar. Buna büyüme denilir.

Türkiye son bir yıl hariç büyüdü… Milli gelir artıyor ama nüfus da her yıl yüzde 1.2 artıyor. Her yıl sofraya 1 milyon kişi daha oturuyor. Bu nedenle kişi başı milli gelir rakamı büyüme kadar artmıyor… Son 5 yıldır (Çin’den hızlı büyümemize rağmen!) kişi başı milli gelirde önemli artış sağlanamadı.

GELİR DAĞILIMI BOZUK

Her ülkede gelir insanlar arasında eşit dağıtılamaz. Fakat önemli olan imkân ölçüsünde eşitliğin sağlanması. Çünkü gelir dağılımı bozuksa ülke hızlı büyüse de artan gelirden halkın sadece belli kısmı yararlanır. Bunu ölçmek için ülke nüfusu en fakirden en zengine dizilir. Sonra toplam nüfus 5 dilime bölünür. Böylece her yüzde 20’lik nüfus diliminin milli gelirden aldığı pay izlenir.

Bizde en düşük yüzde 20’lik nüfus dilimindeki 15 milyon insanımızın milli gelirden aldığı pay 2007’de yüzde 5.8 idi.

Son 5 yılda hiç değişmedi.

En zengin yüzde 20’lik nüfus milli gelirin yüzde 46’sını alıyor. 2007’de yüzde 46.9’unu alıyordu, 2011’de yüzde 46.4’ünü aldı.

Görülüyor ki, büyümeye rağmen son 5 yılda gelir dağılımı değişmemiş. Ülke gelirinin yarıya yakını 15 milyon insanın cebine girerken kalan yarıyı 60 milyon paylaşıyor. En alttaki 15 milyon ise gelirin sadece yüzde 5.8’i ile geçiniyor…

Ekonomi politikaları başarılı ise, büyümenin nimetleri halka iyi aktarılabiliyor ise, yoksulluk azalır, refah artar. Bizde büyümeye rağmen yoksulluk azalamıyor… Demek ki büyümeye rağmen yoksulluk oranını düşüremiyoruz.

YAŞAM ŞARTLARI İYİLEŞTİ Mİ?

Ülke büyürken uygulanan ekonomik ve sosyal politikalar başarılı olursa, halkın yaşam şartları iyileşir. Acaba son 5 yılda halkımızın yaşam şartları ne kadar iyileşti?

*Ülkede kendi evinde oturanların oranı 2007’de toplam nüfusun yüzde 60.8’i iken, 2011’de yüzde 59.6’sı oldu. Demek ki yapılan bu kadar çok konutu, TOKİ konutlarını daha önce evi olmayanlar almamış.

*Nüfusun sadece yüzde 38.6’sı ‘Borcum yok’ diyor.

* İki günde bir et yiyebilenlerin nüfusa oranı 2007’den beri yüzde 39 civarı. Değişmemiş.

* Tatil yapma imkânı olmayanların toplam nüfustaki payı 2007’de yüzde 88.5 idi, 2011’de yüzde 86.5 oldu.

* Beklenmedik harcamaları karşılayamayacak kadar geliri düşük olanların toplam nüfusa oranı yüzde 67.6.

Bunlar benim uydurduğum rakamlar değil. Devletin rakamları. Ben sadece alt alta dizdim.

GERÇEKLERİ GİZLEMELİ Mİ?

‘Büyümenin nimetlerinden halk yararlanıyor mu?’ diye merak ettiğimizde halkın tenceresinde neyin kaynadığına bakmamız gerekir. Ayşe Hanım Teyzem dinledi, dinledi…

“Anlattıkların içimi karartı. Anladım ki, büyümeden yararlanamayan, sadece ben değilmişim. Halkımızın çoğunun durumu değişmemiş. Büyümenin nimetleri sınırlı kesimin cebine girmeye devam etmiş. Ne yapalım? Bizim kaderimiz de bu… Kader utansın!” dedi ve de kapıyı çarparak gitti. Acaba insanları üzmemek için bazı gerçekleri saklamak daha mı iyi olur?

GÜNGÖR URAS, MİLLİYET

 

 

 

Bir cevap yazın