Başörtüsü Anayasal Güvence Altına Alınmalı

Ceylanpınar’da faaliyette bulunan Tessep üyesi Ensar Der, yazılı basın açıklaması yaparak başörtülü kızlara yönelik uygulanan baskıları kınadı.

Türkiye’de son yıllarda hayal edilemeyecek derecelerde değişimin olduğunu rahatlıkla söyleyebileceklerinin ifade edildiği açıklamada, söz konusu gelişmelerin halkın inançlarıyla ilgili kısmına yansımadığına dikkat çekildi.

“İnançla ilgili değişimlere ısrarla direnen küçük ama etkili bir kesimin olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Ülkenin temel sorunu olan inancı ve kimliği (dinin ve dilin) önündeki engellerin kaldırılması için ciddi adımların atılması beklentisi var.” denilen açıklamada “Mecliste bulunan tüm siyasi partilerin bu değişim taleplerine destek vermesi ve yasakları kaldırmaları gerekmektedir. İnanç özgürlüğünü ilk adımı olan fiili tesettür (başörtüsü) yasağının sonlandırması gerekiyor. Son zamanlarda yine haddini bilmeyen bazı okul müdürleri, ilçe eğitim müdürleri, beden eğitim öğretmenleri ve hatta okul kantincisi bile inancı gereği başörtülü okula giden kızlarımıza hakaretler edip derslere almayarak onları rencide etmeye ve bu konudaki şeflerini kırmak için her türlü yolu denemekten geri kalmamaktalar. Ülkemizin sayın başbakanı partisinin son kongre konuşmasında kimseye herhangi bir şekilde yaşam tarzı konusunda bir dayatma içinde olunmayacağını sözünü vermiştir. Bu konuşma biz Müslümanları umutlandırmıştır olsa da yukarda sözünü ettiğimiz Mersin ve Gaziantep’teki olaylar bizleri tekrar derin endişelere sevk etmiştir ve üzmüştür.”ifadeleri kullanıldı.

Bazı Bürokratlar Yasalara Direniyor

Demokrasilerde esas olanın serbestlik ve özgürlük olduğunun ifade edildiği açıklamada, “Kişi hak ve hürriyetleri olağan üstü hallerde, ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlama geçicidir, arızidir. Olağan üstü şartlar ortada kalkınca kısıtlamada kalkar. Yasaların kapsamı hak ve Özgürlükler lehine yorumlarla genişletebilir, ancak yorumla daraltılamaz, kısıtlanamaz. Bu durumda da şunu anlıyoruz ki, her ne kadar kağıt üzerinde bazı özeliklerin önü açılsa da bürokraside ve bazı kurumlarda çöreklenmiş bazı kişiler kraldan çok kralcı kesilerek bu kağıt üzerindeki değişimlerin hayata ve halka inmemesi için ellerinden gelen her türlü zorluğu çıkarmaktan geri kalmamaktadır. Kafalarındaki 12 Eylül ve 28 Şubat kalıntısı baskıcı zihniyetin değişebilmesi için herhalde daha çok mahsumun canının yanması gerekiyor. Ama biz inanıyoruz ki bir gün gelecek ki bu insanlar yaptıklarından utanacak ve en yakınlarını bile yüzüne bakamayacaklardır. Ahretteki cezalarına ise burada değinmeyi gereksiz görüyoruz.” denildi.

Başörtü Anayasal Güvence Altına Alınmalıdır

Anayasa çalışmaların yapıldığı şu günlerde bu keyfi, kanunsuz ve hukuksuz yasağın bir daha gerçekleşmemesi ve horlatmaması için de tesettür (başörtüsü) özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada “Bunu için anayasa ‘genel ahlaka ve adaba aykırı olmamak şartıyla ( özel alan, kamusal ayrımı yapılmaksızın) toplumsal hayatın her alanında, kılık kıyafet serbesttir. Bu hak yasalarla dahi sınırlanamaz.’ Şeklinde bir madde eklenmelidir. Böylece havaların da soğuduğu bu günlerde mahsum çocuklarımızın okul kapıları önünde üşüyüp okulda, öğretmenlerinden ve hayattan küsmelerinin önüne geçilmeli, siyaset kurumu, bu yapay sorunu hallederek üzerine aldığı vekillik görevini yapmalı, bu önemli konuyu işgüzar bazı memurların inisiyatifine ve olmayan vicdanlarına terk etmemelidir.” İfadeleri kullanıldı.

Andımız Kaldırılmalıdır

Açıklamada ayrıca, “Okullarda her gün çocuklara yalan söyleten andımızın okutulmasına son verilmelidir. Bu durum çocuklar arasında ırkçılık ve milliyetçilik duygularını körüklemektedir. Türk olmayan herkesi Türk varlığına kurban etme zihniyeti terk etmelidir.” İfadelerine yer verildi. (Mustafa Kaynak-İLKHA)

 

Bir cevap yazın