Haklarımıza birlikte sahip çıkalım

Sakarya Adalet Girişimi 375. hafta basın açıklamasında toplumun ezilmemek, sömürülmemek ve sürüleştirilmemek için haklarımıza sâhip çıkma bilinci kuşanması gerektiği hatırlatıldı

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 8 yıldır devam ettiği basın açıklamalarında 375. haftayı geride bıraktı. SAGİR adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi’nden Sahir Akça’nın okuduğu açıklamada ülke ve dünya genelinde devam eden haksızlıklar ve zulümlerde sadece zalim yöneticilerin değil zulme sessiz kalanların da payı olduğuna dikkat çekildi. Akça “Hem zulme sessiz kalmak, hem zulme râzı olarak sineye çekmekte insanlık şeref ve haysiyetine hiç yakışmayan bir insanlık suçu olsa gerek. Başkalarına yapılan haksızlıklara karşı görmezden, duymazdan gelmek, ancak kendi başına geldiğinde feveran etmekte hiç de insanî olmasa gerek. Çünkü zâlimlerin hedefinde herkes vardır, sırası ve zamanı gelene bunu tatbik ederler. Çünkü hayattan böyle haz alıp, böyle tatmin olan vahşî hayvanlar gibidirler onlar.” denildi.

Yeni anayasa başka bahara

Sahir Akça, basın açıklamasında yeni anayasa yapımı çalışmalarında herkesin hakkının ve hukukun gözetilmesi gerektiğine dikkat çekerken, çalışmaların sönümlendiğini belirtti ve şöyle dedi: “Ülkemiz Cumhurbaşkanı Müslüman ve eşi başörtülü, Başbakanı Müslüman ve eşi, çocukları başörtülü, birçok Bakan ve üst düzey bürokratlar hâkeza öyle! Peki, nasıl oluyor da Müslümanlar dinlerini öğrenip de gereğince yaşayamıyorlar, İslâm’ın emri olan başörtüsünü takamıyorlar? Toplumu ifsat edecek birçok şey için çalışmalar yapıp serbestlikler getirilirken, Ülkemizde yaşayan hemen hemen bütün halklardan; Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Abaza’sı, Arnavut’u, Boşnak’ı, Arap’ı ve diğerleriyle Müslüman olan çoğunluğun tabii haklarına kör, sağır ve dilsiz olunuyor? Yoksa bir gün bunların hesabının sorulacağını mı unutuyorlar? Yeni Anayasa, Anayasa dendi, o da çıkmaza girdi, sanki başka bahara kaldı!”

SAKARYA ADÂLET GİRİŞİMİ 375. BASIN AÇIKLAMASI

Başta Ülkemizde olmak üzere bütün Dünya Ülkelerinde insan hakları ihlâlleri tüm hızıyla devam etmektedir. Bunun sebeplerinden biri zâlim yöneticilerse, bir diğer ve çok önemlisi de zulme ve haksızlıklara uğrayan büyük yığınlardır. Hem zulme sessiz kalmak, hem zulme râzı olarak sineye çekmekte insanlık şeref ve haysiyetine hiç yakışmayan bir insanlık suçu olsa gerek. Başkalarına yapılan haksızlıklara karşı görmezden, duymazdan gelmek, ancak kendi başına geldiğinde feveran etmekte hiç de insanî olmasa gerek. Çünkü zâlimlerin hedefinde herkes vardır, sırası ve zamanı gelene bunu tatbik ederler. Çünkü hayattan böyle haz alıp, böyle tatmin olan vahşî hayvanlar gibidirler onlar.

Kendi fıtratlarına müdâhale edip genlerini bozan bu mahlûklar, maalesef vahşi hayvanlara taş çıkartacak alçaklıkları yapıyorlar. Kendi neslinden olanlara yaptıklarına bakınca söyleyecek başka söz bulamıyoruz. Görmüyor musunuz, dünyanın dört bir yanındaki katliamları, soy kırımlarını, insanî değer ne varsa çiğneyip talan edişleri. Bu da yetmiyor gibi, bir de tabiatta yaptıkları katliamlarla dengesini bozarak sebep oldukları felâketleri?

Özgürlük ve demokrasi havariliği yapan bâtıl batının yüzyıllardır kendilerinden başka dünyanın diğer bütün Ülkelerini insanlarıyla, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle sömürerek köleleştirdikleri yetmiyormuş gibi, bir de kendi ülkelerinde yaşayan Müslümanlara yaptıkları insanlık dışı muamelelere ne demeli? Herkese, her fikre, her sapıklığa özgürlük, iş Müslümanlara gelince onları insan yerine koymadan, onların da hak ve hukuku var demeden, iftiralarla yasaklar ve hakir görmeler.

İşte işin tam da burasında bizim Ülkelerimizde kendilerine şıpsevdi türünden gönüllü kölelik ve taşoranlık yapma hevesinde olan zavallı mahlûklar türemektedir. Bunlar birkaç yüzyıldır batı ve bâtıl hayranlığı ile Ülkelerimizin aslî insanları olan Müslümanlara şuursuzca, sarhoşça ve hezeyan dolu hislerle saldırmaktadırlar. Tam da lânetlik çirkef zavallılar. Biz onlar için yine de dua ediyoruz.

İşin bir başka garip tarafı ise; Ülkemiz Cumhurbaşkanı Müslüman ve eşi başörtülü, Başbakanı Müslüman ve eşi, çocukları başörtülü, birçok Bakan ve üst düzey bürokratlar hâkeza öyle! Peki, nasıl oluyor da Müslümanlar dinlerini öğrenip de gereğince yaşayamıyorlar, İslâm’ın emri olan başörtüsünü takamıyorlar? Toplumu ifsat edecek birçok şey için çalışmalar yapıp serbestlikler getirilirken, Ülkemizde yaşayan hemen hemen bütün halklardan; Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Abaza’sı, Arnavut’u, Boşnak’ı, Arap’ı ve diğerleriyle Müslüman olan çoğunluğun tabii haklarına kör, sağır ve dilsiz olunuyor? Yoksa bir gün bunların hesabının sorulacağını mı unutuyorlar? Yeni Anayasa, Anayasa dendi, o da çıkmaza girdi, sanki başka bahara kaldı!

Son söz, tekrar başa dönecek olursak; İnsanlık şeref ve haysiyetimizi korumak, inançlarımızdan dolayı hor ve hakir görülmemek, gasp edilen haklarımızı geri almak, sömürülmemek ve sürüleştirilmemek için, kendimiz haklarımıza sâhip çıkmayı ve onu geri almayı bilmeliyiz, bunun şuur ve çabasında olmalıyız ki, zâlimler işin öyle kolay olmadığını anlasınlar.

Sakarya Adâlet Girişimi Adına

Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi

( Sâhir AKÇA )

 

Bir cevap yazın