Obama’nın gözyaşları ne ifade ediyor?

Amerikan Başkanı Barak Obama, 6 Kasım’daki seçim zaferi nedeniyle teşekkür konuşması yaptığı sırada gözyaşlarını tutamamıştı. Bu ağlama ne anlamlara geliyor, neyi işaret ediyor, kimlere hangi mesajı veriyor? Onun üzerinde biraz durmak, özeleştiri yapmak ve sorgulamak gerektiğini hissetmekteyim…

Ağlamasının gerçek niyetini, içinden geçenleri elbette bir çırpıda anlamak ve izah etmek mümkün değil… Kim bilir, belki de yaptıkları yanlışların, sömürülerin, haksızlıkların, katliamların, ekonomik ambargoların, öksüz bıraktıkları günahsız yetimlerin, sakat bıraktıkları masum insanların, ezilenlerin, hor ve hakir görülenlerin, yoksulların, aç insanların derin üzüntüsünü içinde hissedebilir.!

Kanaatimce; asıl ağlaması, pişmanlık duyması, kendine çeki düzen vermesi, yaptıkları acı zulümlerle yüzleşmesi, neticede kendini tenkit etmesi, sorgulaması ve yargılaması gereken nokta budur.

Aksi takdirde; ağlamasının, rol yapmasının, timsah gözyaşı dökmesinin, insanları kendine acındırmasının, sahte beyanlarının hiçbir anlamı olmaz. İnsanlığın temiz duygularını, saf niyetini, bozulmamış hissiyatını, ahlaki niteliklerini kötüye kullanmak, beşeriyeti kandırmak, onları aptal ve ahmak yerine koymak kelimenin tam anlamıyla; jakoben emperyal düzenin, kapitalist yağma sisteminin, küresel korsanlığın, insanlığı tam bir felakete sürükleyen “alçak siyaset mekanizması”nın ayak oyunlarıdır…

Bu bağlamda, Obama; çok uluslu küresel şirketlerin borazanlığını yapmak, sınır ve kural tanımayan, “ekonomik refah isteyen” seçkinlerin, sorumsuzların, acımasızların, vicdansızların; zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olmasını ontolojik varlığıyla özdeşleştiren yeni dünya düzeni (düzensizliği)’nin sarsılmaz bekçiliğini ve gönüllü mümessilliğini icra etmektedir.

Bugün ABD Başkanı Obama, şayet kendi iradesiyle hareket etmiş olsa, dünyadaki tüm sorunları, açmazları ve sıkıntıları çözmek istese; Afrika’daki açlık sorunu, dünyadaki savaşlar, sefaletler, sömürüler, rezaletler ve yoksulluklar büyük oranda çözüme kavuşabilir. İnsanlığın dramları, hüzünleri, problemleri belirli bir ölçüde azalabilir…

Ancak günümüzde var olan bu eşitsiz ve adaletsiz sistemi, gelir dağılımı dengesizliğini, sudan sebeplerle vuku bulan savaşları, fakir ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini zorla ele geçirmeyi, yalanları, talanları çözüme kavuşturmak istemeyen ve bu durumdan yoğun bir şekilde hoşnutluk duyan küresel şirketler, emperyalist şer güçler, şeref ve haysiyet yoksunu global odaklar; insanlığın derin acılarından, gözyaşlarından, ağlamalarından, sızlamalarından ve sonuçta beşeriyetin her türlü açmazlarından tarifi imkansız haz duymaktalar!!!

İşte tam bu noktada; tüm Müslümanların ve bütün aklı selim insanların yepyeni planlar, programlar, stratejiler geliştirmeleri; küresel egemen güçlere karşı dik ve onurlu direniş sergilemeleri, basit/güncel/sıradan maddi çıkarları ve nefsi beklentileri geri plana atmaları, sinsi tuzakları bozmaları, başarılı olabilecek somut pratikler geliştirmeleri, siyasi rantlardan vazgeçmeleri, mal/mülk sevgisini terk etmeleri mutlaka ama mutlaka şarttır…

Kısaca kutsal davamız uğruna her türlü sıkıntıyı, sonucu yahut felaketi göze almalıyız, örgütlü ve sistematik mücadele vermeliyiz. Aksi takdirde; konuştuklarımız havaya gidecek, yapılan haksızlıklar, zulümler, işkenceler ve katliamlar aratarak sürecektir….

CEMİL ARSLAN / platformhaber.net

 

Bir cevap yazın