Mursi ve Erdoğan İçin Gerçek İmtihan

Siyonist ölüm makinesi Gaze’deki savunmasız Filistinlilere ölümcül saldırılarını sürdürüren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi krizleri tartışmak için anlamsız toplantılar düzenliyor.

Toplantı Mısır’ın İsrail saldırılarını durdurma talebiyle gerçekleşiyordu. Amerika Birleşik Devletleri Orta Doğu’daki gayrı meşru çocuğunun eleştirilmesini önlemek zorunda olduğundan bu toplantıdan bir şey beklenilmiyor.

Güvenlik Konseyi toplantısı, toplanmak zorunda oldukları dışında bir açıklama bile yapmaksızın sona erdi. Çarşamba sabahı, 24 saat içinde aralarında üç çocuğun da bulunduğu 15 Filistinli Siyonistler tarafından öldürüldü.

Günün ilerleyen saatlerinde başka çocuklar da öldürülüyordu. Bir olayda hamile bir kadın ikizleriyle ve diğer üç çocukla, iki bebek ve on bir aylık çocuk, Ahmed öldürülüyordu. Bu yazı kaleme alınırken dört kişinin daha öldürüldüğüne dair haberler geliyordu ve bunlardan birisi iki yaşında bir çocuktu.

Siyonist savaş kışkırtıcıları Gazze’de 156 hedefi vurduklarını kabul ettiler. Onlar askeri hedefleri vurdukları şeklinde yalan söylerken –hangi askeri hedefler, Hamas orduya, deniz veya hava kuvvetlerine sahip değil- kurbanlar tamamıyla sivillerdi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, tam bir yalancı, bu yazının derlenmesi sırasında bir basın toplantısında konuşuyordu ve yine İsrail’in “sivilleri hedef almamakta” çok dikkatli olduğu yalanını satıyordu. Birisi tüm bu sivillerin nasıl öldüğünü merak etmez mi? Netanyahu İsrail’in Filistinlilere karşı suçlarına verdikleri destek için Tony Blair’e olduğu kadar Amerika ve Fransa başkanlarına da teşekkür etti.

Hamas askeri komutanı Ahmed el Caberi suikastı sadece bir suç değildi bilakis Siyonistlerin diğerleriyle birlikte tasarladıkları aldatıcı yolun bir parçasıydı. İsrailli barış aktivisti Gershon Baskin Haaretz gazetesine Caberi ile temas halinde olduğunu ve onunla bir ateşkes anlaşması üzerinde çalışıldığını söyledi. Baskin üst düzey İsrailli yetkililerin Hamas ve Mısır istihbaratıyla olan ve kalıcı bir ateşkesi amaçlayan temaslarını bildiğini de söyledi ama bütün bunlara rağmen suikast onaylandı. O, İsrail ile Hamas arasındaki Gilad Shalit’in serbest bırakılması anlaşmasına aracılık etmişti.

Muhtemelen İsrail iç güvenlik teşkilatı Shin Bet Baskin’i takip ediyordu ve onun bilmediği bir şekilde onu ilgi odağı olmaktan yıllar boyunca uzak duran Caberi’ye ulaşacak bir olta yemi olarak kullanıyordu. İsrail ölüm makinesi Gazze’deki masum sivilleri bombalar ve öldürürken bile, Amerika’nın Dışişleri Bakanı olmayı uman Birleşmiş Milletler elçisi Susan Rice büyük silahlarını Filistinlilere karşı çıkardı. Utanmaz bir şekilde eski lafları tekrarladı, “İsrail kendini savunmak hakkına sahip.” Bu, her ne zaman Siyonist İsrail masum Filistinli sivillere karşı bir suç işlese yapılan propagandanın saçma bir parçasıdır.

Amerika Birleşik Devletlerinde, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon Kanada Dışişleri Bakanı sözcüsünün Ottowa’da yaptığıyla aynı şekilde davrandılar. İsrailliler kendilerini savunmak hakkına sahiptir ama Filistinliler insandan daha azı olarak kabul edildiklerinden böyle bir hakları yoktur, bu mantık uzayıp gider.

Korkak Arap yöneticileri sessiz kalırken veya kendi postlarını korumak için ruhsuz açıklamalar yaparken, Siyonistlerin son suçlarıyla Arap dünyasının halk kitleleri çileden çıkarıldılar. Kahire sokaklarında insanlar “Utanın Arap yöneticileri” ve “Gazze’deki kardeşlerimizle birlikteyiz”, sloganları attılar. Onlar, Mısır’ın İsrail ile diplomatik ilişkileri kesmesini de istediler.

Bu, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin yeni Mısır hükümeti için olduğu kadar Türkiye’deki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümeti için de gerçek bir imtihan olacak. Fazla ümitvar olmak hayalcilik olacaktır. Orta Doğu’daki en büyük savaş makinesi tarafından Gazze halkına saldırılar devam ederken muhtemelen duyacağımız şey anlık retoriklerden ibaret olacaktır.

isra haber

 

Bir cevap yazın