Sediyani: “Arakan’da şiddet değil soykırım var”

Gazeteci-Yazar İbrahim Sediyani, Sakarya Dayanışma Derneği’nde verdiği konferansta “Arakan’da şiddet değil, onlarca yıldır devam eden sistematik bir soykırım var.” dedi.

Sakarya Dayanışma Derneği tarafından Arakan konulu düzenlenen konferansa katılan gazeteci-yazar ve seyyah İbrahim Sediyani, bir süre önce bulunduğu Arakan’da yaşanan sorunun tarihi arka planı hakkında bilgiler verdikten sonra bugün gelinen noktada nelerin yaşandığını fotoğraflar eşliğinde anlattı. Arakan coğrafyasına yerli dilde Rohingya, Arakan halkına da Rohingya halkı denildiğini belirten Sediyani, stratejik bir konuma sahip Arakan coğrafyasını, iklimi, bitki örtüsü ve doğal güzellikleri ile âdeta yeşil ile mavinin buluştuğu bir yeryüzü cenneti olarak tanımladıktan sonra Rohingya halkının bu cennet içinde adeta cehennem ateşini hissettiğini belirtti. Mymanmar (Burma)’da Rohingya denildiğinde sadece etnik bir kimliğin değil dini bir kimliğin de anlaşıldığını söyleyen Sediyani 2,5 milyon nüfusa sahip Rohingyaların dünyanın en mazlum milletinden biri olduğunu ve bu gerçeğin Birleşmiş Milletler tarafından da resmen kabul edildiğini ifade etti.

İbrahim Sediyani, gerek kendi öz topraklarında kalanlar olsun, gerekse hayatta kalmak için başka topraklara hicret etmek zorunda kalanlar olsun, Rohingyaların neredeyse tamamına yakınının kimliksiz, statüsüz yaşayan ve eğitim, seyahat ve mülk edinme gibi en temel insanî haklardan bile mahrum kaldıklarını söyledi. Arakan Sorunu’nun temellerinin 1784 yılında İngilizlerin Burma’yı işgaline kadar uzandığını belirten Sediyani, 1826 yılına kadar süren işgal sürerken Müslüman Rohingyalar ile Budist Raxineler arasına fitne ve düşmanlık tohumlarının ekildiğini ve yüzyıllardır kardeşçe yaşayan bu iki halkın birbirine düşman edildiği bir sürecin fitilinin ateşlendiğini söyledi.

20. yüzyılın ilk yarısında İngilizler’in bölgeden çekilip, Burma’nın bağımsızlığını kazanmasından kısa bir süre önce, Arakan topraklarında Müslüman Rohingyalar’a karşı uygulanan iki korkunç katliâm, barış ve kardeşliği tümüyle bitiren iki büyük katliamın gerçekleştiğini söyleyen Sediyani, 1938 tarihinde, binlerce Rohingya Müslümanın öldürüldüğünü ve 500 bin civarında Rohingyanın da yerini yurdunu terk ederek komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldığını belirtti. 1942’de ise Budist Raxineler ve Takinlerin Müslüman Rohingyalar’ı kılıç, şiş, bıçak ve baltalarla vâhşîce katlettiğini; kadınların tecavüze uğradığını ve bölgenin yağmalandığını anlatırken, bu büyük katliamın ardından bölgede akan ve binlerce cesedin döküldüğü Lemgo Nehri’nin sularının kıpkırmızı bir renk aldığını vurguladı.

Onlarca yıldır Müslüman Arakan (Rohingya) halkına karşı yapılan katliamlardan sonuncusunun kendisi bölgedeyken gerçekleştiğini belirten İbrahim Sediyani bu olaylarda binlerce insan da diri yakılarak öldürüldüğünü ve on binlerce insanın Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığını anlattı. Sediyani, daha sonra Rohingyaların siyasal ve sosyal durumları ile devlet tarafından uğratıldıkları hak ihlallerini örnekleriyle detaylı olarak aktardı. Sediyani, Arakan Sorunu’nun sivil toplum örgütlerinin ya da insanî yardım gönüllülerinin, gazetecilerin ve yazarların çözebileceği bir sorun olmadığını söyleyerek özellikle Türkiye, Mısır, İran, Pakistan gibi Müslüman devletlerin mutlaka inisiyatif alması ve mazlum Rohingya halkının hem özgürlüğüne hem de temel insanî haklarına kavuşması için çaba göstermesi gerektiğine dikkat çekti.

Sunumunun son bölümünde Almanya’da faaliyet gösteren insani yardım kuruluşu WEFA ile birlikte geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda ziyaret ettiği mülteci kamplarındaki Rohingyaların halini fotoğraflarla gösteren Sediyani, konuşmasının sonunda izleyicilerden gelen soruları cevapladı.

Gazeteci-yazar İbrahim Sediyani’nin konuk olduğu konferansın bitiminde, katılımcılar kendisine “Adını Arayan Coğrafya” adlı kitabı imzalattılar.

Sacide Uras / Platformhaber

 

Bir cevap yazın