Gazze katliamı ve sorumluluk

Ümmetin gözbebeği, yetimlerin yurdu, mazlumların vatanı, insanlığın son kalesi, direnişin merkezi Gazze bir kez daha yandı, kan ağladı, acıyla kıvrandı ve dünyadaki duyarlı/onurlu insanların maddi ve manevi yardımlarını beklemeye devam ettiği anlaşıldı!!!

Tüm beşeriyet çok ciddi, derin ve stratejik bir sınavla karşı karşıya…

İnsanlığın bütün değerlerini ayaklar altına alan; her türlü haysiyeti ve kutsalı yerle bir eden, son derece sapkın fobileriyle, yoğun saplantılarıyla Gazze’nin masum ve mümtaz şahsiyetlerine, kadın-çocuk-yaşlı demeden herkese ölüm saçan, insanları yaralayan, sakatlayan, alçaklıkta sınır tanımayan, son derece şeref ve haysiyet yoksunu barbar İsrail asla hizaya gelebilecek bir görüntü vermemekte…

Diplomatik yöntemlerle, aldatmaca beyanlarla, teorik söylemlerle, oyalama taktikleriyle, sözde karşılıklı görüşmelerle bir yere varılamayacağı, katliamın bitirilemeyeceği, hülasa hiçbir şekilde şartları eşit olmayan bu savaşın sona ermesinin imkansız olduğu tartışmasız bir hakikattir. Ateşkes yalnızca süreci zamana yaymaktır!

Bu bağlamda; kalıcı etki yapabilecek, İsrail’i bir anlamda durdurabilecek yahut geri püskürtebilecek “2 temel pratik”ten söz edebilirim: “Birinci yöntem”; bazı Müslüman ve Anti-Emperyalist devletlerin bir araya gelip “ortak bir platform” oluşturmaları, İsrail’e karşı oldukça sert tepkiler göstermeleri, kısaca terör devleti, haydut ve korsan İsrail’e karşı anladığı dille veya icraatle yanıt vermeleri…

Bu metodun gerçekleşme ihtimali kısa zaman dilimi içerisinde imkansız görünüyor. İleride elbette neler olabilir, belki kıpırdanmalar, hareketlenmeler yaşanabilir mi, insanlığın “hoyrat gidişatı” değişebilir mi? Bu konuda öngörülerde bulunmak, olumlu/olumsuz varsayımlar kurmak mümkün değil.

Geriye “ikinci usul” kalıyor: Yeryüzündeki bütün müslümanlar ve vicdan sahibi insanlar sokaklara, caddelere, meydanlara dökülüp zulmü, haksızlığı, katliamı, vahşeti protesto etmeli, etkin mitingler düzenlemeli, zalime destek olan ülkeleri ve sözde liderlerini ifşa etmeli, onları kınamalı ve nihai olarak en adaletli olan Yüce Rabbimize havale etmeliyiz.

Allah zalimleri ya ıslah eylesin yahut Kahhar vasfıyla kahreylesin!!!

Zulümler ve katliamlar karşısında sessiz kalan, tepki göstermeyen, kılı dahi kıpırdamayanlar; “körler, sağırlar ve dilsizler” insan ve Müslüman olamadığı gibi, en az bu vampirler kadar mesuliyet sahibidirler, haysiyet yoksunudurlar.

Dünyanın bütün vicdan sahibi insanları; tüm zulümlere ve küresel sömürü düzenine karşı birleşin, bütünleşin! Mevcut korkularınızı, kaygılarınızı, saplantılarınızı, fobilerinizi yeniniz! Devletler gözle görülür bir icraat yapmadıkları gibi, haksızlıklara karşı seslerini çıkarmıyorlar, tepki göstermiyorlar yahut göstermelerine müsaade edilmiyor(!)

Bütün iş ve sorumluluk, siz şerefli insanların üzerinde…

Dinsel farklılığı, mezhepçiliği, meşrepçiliği, particiliği, tarikatçiliği, hizipçiliği geri plana atıp varolan maddi ve manevi gücünüzle, kaleminizle, yüreğinizle, söylemlerinizle, eylemlerinizle, kısaca tüm caseret ve metanetinizle mücadele etmekten kaçınmayınız.

Zalimlerin, gaddarların, vampirlerin, “egemen güçlerin”, özetle hakiki manada katiyen liderlik vasfı bulunmayan lider bozuntularının seslerini kısınız, onları yeryüzü coğrafyasından tecrit ediniz, iktidarlarına son veriniz, kendi cehennemlerine mahkum ediniz!!!

CEMİL ARSLAN / PLATFORMHABER

 

 

Bir cevap yazın