34 sadece bir rakam değil

Ümit Kıvanç tarafından çekilen “Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim” bir Uludere belgeseli. Kıvanç belgeselde kamerasını 34 kişinin hayatını kaybettiği geceye çeviriyor

MAZLUMDER ve İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından kurulan “Roboski’ye Adalet Platformu”nun desteğiyle çektiği belgeselin adı: “Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim”.

Belgesele adını veren cümle, Emine Encü’nün, oğlu Salih Encü’yü gördüğü rüyadan… 100 dakikalık belgeseli seyrederken insan zorlanıyor. Ancak duygusal ajitasyonlara geçit vermiyor, sessizce oğlunu, abisini, kardeşini, amca oğlunu kaybeden Roboskili ailelerin acısını aktarıyor.

Bu filmi neden yaptınız?

“Roboski Platformu’nun yürüttüğü “34 yalnız bir sayı değildir” içerikli kampanya doğrultusunda düşündüm bu filmi. Esas olarak, ölenlerin tek tek nasıl insanlar oldukları, sınırlı da olsa yaşam çevreleri, kişisel özelliklerini anlatmaya çalıştım. Bu niteliğiyle, belki de bütün dünyaya bir tek sorun penceresinden ve bir tek amaçla bakan aşırı siyasi insanları tatmin etmeyebilir.

Belgeselde dikkatimi çeken, bu insanların ağlamaması. Çekimler sırasında Roboskililerin ruh hali nasıldı?

Olayın korkunçluğuna rağmen çok vakurdular. Ağlayıp dövünen bir anne bu belgeselde normal bir görüntü olurdu, ama burada onların yüzlerinde başka bir ifade vardı. Ne söylediklerini biliyorlardı, metanetlerini koruyorlardı. Cinayet, katliam demek yerine kendilerine yapılanı “hakaret” olarak nitelemeleri özellikle etkileyiciydi. Bu, onları nasıl kırdığımızı gösteriyordu.

Görüşmeler sırasında bize çok açık davrandılar. Dayanılması zor bir acı yaşadıkları için kaybettikleri insanlarla olan anılarını anlatmanın onlara da iyi geldiğini, acıyı daha bir yaşanabilir kıldığını sanıyorum.

Bu travma nasıl hafifler?

Sorumluları yargılanıp ceza alırsa kurbanların yakınlarının acısı biraz diner. “Yakalayıp assınlar” diyen yok ama bir ceza almaları lazım. Keşke herkes sahiden üzülseydi ya da ne bileyim yılbaşı kutlamaları iptal edilseydi, birkaç gün yas ilan edilseydi, bu insanlar elbette kendini başka türlü hissederdi. Türkiye’nin her yerinde şarkılar söyleniyor, havai fişekler atılıyordu. Roboski hariç! Orada ağıtlar yükseliyordu.

Çoğu insan için 34 hâlâ İstanbul’un plakası…

Doğru diyorsun. 35 olsaydı belki İzmir olduğu için farklı bakılırdı. 34 sadece bir rakam değil, onlar insandı. Biz ölen insanları insan olarak algılamakta zorlanıyoruz. Onların hayallerinin olabileceğini kavrayamıyoruz. Kimse “Benim başıma gelse ne düşünürüm” demiyor, empati sıfır. Bir de şu meşruiyet var: “Ölenler Kürt’tü”. Kürt olunca ya da solcu olunca öldürmek serbest mi? 

Hükümet Uludere Raporu yayımlayacak. Bu raporla masadan temiz kalkılır mı?

Türkiye’de yaşıyoruz. Savaş uçaklarının sınırda bir yeri bombalamasından bahsediyoruz. Normalde bu işin ortaya çıkarılması 5 saniyelik bir iş, birinci senesine geliyoruz. Hangi rapor çıkacak da masadan temiz kalkacağız ben bilmiyorum. Hepimiz yanılmış olmayı ve şaşırmayı çok isteriz ama şaşıracağımızı hiç sanmıyorum.

Tamamı için Habertürk

 

 

Bir cevap yazın