Başı açık memur da taraftır

Hep merak ederim, başörtüsü yasağı önce kamuda mı kalkacak, yoksa Meclis’te mi diye… Sonuçta her yerden kalkacağı kesin de nasıl bir sıra izleyecek…

Ben şahsen önümüzdeki ilk genel seçimlerde artık başörtülü milletvekili adaylarının siyaset meydanında boy göstereceğini tahmin ediyorum.

Ama TESEV’in kamuda başörtüsü araştırmasının sonuçlarına bakınca, acaba başörtülü memurlar ani bir atakla başörtülü milletvekillerinin önüne mi geçecekler diye de düşünmedim değil.

TESEV araştırmasının sonuçları cidden çarpıcı: Halkın yüzde 76’sı, başörtülü kadınların kamuda çalışmasının serbest olmasını savunuyor. CHP’lilerin yüzde 48’inin de yasağa karşı olması, kamuda başörtüsü yasağının suyunun iyice ısındığını gösteriyor bize.

Ehh, sokaktan geçen her dört kişiden birinin yanlış bulduğu; her iki CHP’liden birinin kalksın dediği bir yasağı daha fazla sürdürmek kolay görünmüyor doğrusu.

KADER yine karşı

Bana inanılmaz gelen, kadın özgürlüğüne ilişkin meselelerde toplumun ortalamasından çok daha yüksek bir bilince ve duyarlılığa sahip olduğunu varsaydığımız (ya da sandığımız) KADER’in yasakçı azınlık içinde yer almaya devam etmesi…

KADER Başkanı Çiğdem Aydın yıllardır bu konu her gündeme geldiğinde bütün yasakçıların ortaya sürdüğü -ve çok güçlü zannettiği- o malum argümanı tekrarlamış: “Kamuda herhangi bir dini simgenin taşınması uygun değil. Çünkü kamu devlete ait bir alan ve tüm vatandaşlarına eşit mesafede olmalı” demiş.

Evet, yıllardır temcit pilavı gibi tekrarlanan tek gerekçe bu. Kamu görevlilerinin dini sembolleri kamu alanında kullanmasının, kamu alanındaki tarafsızlığı zedeleyeceği…

Her türlü inanç karşısında tarafsız olması gereken kamu görevlisinin başörtüsü takarak “tarafını” belli ettiği ve dolayısıyla bunun da karşısındaki başı açıklarda görevlinin yansızlığı konusunda şüphe yaratacağı… Bu yüzden kamu alanında dini inançları açıklama özgürlüğüne sınır getirilebileceği…

Oysa bu argüman tek bir soru karşısında çökmeye mahkum.

O soru da şu: Neden başı örtülü olmak memurun “tarafsızlık” imajını bozuyor da başı açık olmak bozmuyor.

Kamu görevlisinin başını örtmesi “taraf belli etmek” ise, örtmemesi de taraf belli etmek değil mi? Başı örtülü bir vatandaş da bir devlet dairesine gittiğinde karşısında başı açık bir kadın görevli gördüğünde, onun kendisine karşı “taraf” olduğunu hissedemez mi?

Aslında, baş örtmek dini inancın gereğiyse, baş örmemek de dine ait bir başka inancın gereğidir. Ya, dininizin baş örtmeyi gerektirmediğine inanıyorsunuzdur; ya da dinsizsinizdir. Ama her iki durumda da başınızı örtmemekle siz de tıpkı başı örtülü kadın gibi, dinle ilişkinizi deşifre eden bir tutumu kamu alanına taşımış oluyorsunuz. Ve aynı mantıkla siz de başınızı örtmemekle vatandaş karşısında “taraf” olduğunuzu belli etmektesiniz. Kısaca, bir şeyin var olması bir sembolse, yok olması da semboldür.

GÜLAY GÖKTÜRK

BUGÜN

 

Bir cevap yazın