Türkiye Atina-Şam arasında sıkıştı

Financial Times yazarı Daniel Dombey, Türkiye’nin İran ve Irak’la ilişkilerini değerlendirdiği makalesinde “Yakın ilişkiler, riskleri de beraberinde getiriyor” diyor.

Yazar özetle şöyle diyor:

“Bir anlamda Ankara Atina ile Şam arasında; Euro bölgesindeki ekonomik krizle Orta Doğu’daki siyasi kriz arasında sıkışmış durumda. Durgunluk içindeki AB ekonomisine bağımlılığını azaltmaya çalışan Türkiye, bazı ülkelerle ilişkisi sorunlu olmasına rağmen doğusunda ve güneyinde yeni pazarlara yöneldi.”

Siyasi ilişkilerin bozulmasının ticari ilişkileri de tehlikeye atabileceğine dikkat çeken yazar şöyle devam ediyor:

“Son beş yıl içinde AB’nin Türkiye’nin toplam ihracatındaki payı yüzde 57’den yüzde 38’e düştü. Orta Doğu ve Kafkaslar’ın payı ise ikiye katlanarak yüzde 28’e çıktı. Gelecek yıl Irak Almanya’yı geçerek Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olacak.”

Büyük miktarda altın alımları yapan İran ise ikinci sırada. Ama buradaki siyasi riskleri anlamak zor değil. Erdoğan ve Irak Başbakanı Maliki birbirlerinin ülkeleri için iç savaş öngörüsünde bulunuyor. Dikkat çekmemek için altın satışı Birleşik Arap Emirlikleri gibi üçüncü ülkeler üzerinden yapılmaya başlandı ve Amerikan Senatosu bunu durdurmaya yönelik bir karar aldı.”

“İki önemli gelişme, Türkiye’nin doğuya ve güneye yönelimini zorlaştırdı. Birincisi özellikle Suriye’deki savaş nedeniyle Şii-Sünni ayrılığı keskinleşti. Burada Irak ve İran Türkiye’nin karşı safında yer alıyor. Ve geçen yüzyılın başında bölgede İngilizler ve Fransızlar tarafından çizilen sınırlar baskı altında.”

Irak’ın Türkiye’yle Kuzey Irak arasında planlanan gaz ve petrol boru hatlarının bölgenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını ve hızlandırmasından endişe ettiğini belirten yazar, Bağdat’ın geçen ay Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı ile Basra’da petrol arama anlaşmasını iptal ettiğini belirtiyor:

“Tahran’ın yaptırımları Türkiye üzerinden aşmaya çalıştığına ilişkin birçok işaret var. Bu yılın ilk dokuz ayında İranlılar Türkiye’de 651 şirket kurdu. Ama bu eğilimin sürüp sürmeyeceği şüpheli. Erdoğan, İran’dan gaz alımını kesemeyeceklerini söylüyor. Türkiye’nin İran’ın gaz ihracatındaki payı yüzde 90. Türkiye geçmişte bu tür yaptırımlara direnmiş sonra uymak zorunda kalmıştı.”

“Tüm bunlar Türk iş adamlarının Orta Doğu’da belirsiz bir gelecekle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Ankara’nın bölgeyle diplomatik ilişkileri olduğu gibi, ekonomik yönelimi de riskler içeriyor. Şimdi asıl soru şu: Bu çalkantılı bölgede ekonomi siyasete baskın mı gelecek yoksa Ankara’nın ticaret rüyaları boş mu çıkacak?”

‘Suriye başka ticaret başka’

Economist dergisi, Türkiye-Rusya ilişkilerini ele aldığı bir makalesinde “Türkiye ve Rusya Suriye konusunda anlaşamasalar bile ekonomik ilişkilerini koruyor” diyor.

Yazıda Suriye konusundaki gerginliğe rağmen Rusya’nın Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğu belirtilerek şöyle deniyor:

“Gelecek yıl Rusya, Mersin’de Türkiye’nin ilk nükleer santralini inşa etmeye başlayacak. Türkiye, Rusya’nın Karadeniz üzerinden Avrupa’ya ikinci bir boru hattı inşa etmesini kabul etti. Rusya Türk müteahhitler için en büyük pazar. Türkiye Rus turistlerin baş tercihi. İki ülke şimdi karşılıklı ticaretin hacminin önümüzdeki yıllarda üçe katlanarak 100 milyar dolara çıkacağını söylüyor.”

“Siyasi cephede onlarca yıl devam eden soğuk savaş husumeti, yerini pragmatizme bıraktı. Türkiye Rusya’nın 2008’de Gürcistan’la girdiği savaşta belirgin bir şekilde tarafsız kaldı, Balkanlar’daki krizlerin çözümünde Moskova’yla işbirliği yaptı.”

“Rusya’da NATO’nun Türkiye’de konuşlandıracağı füze savunma sistemiyle ilgili rahatsızlığını aşmış görünüyor. Türkiye’nin güvenlik kaygılarını anladığını söylüyor. Putin’in İstanbul’da söylediği, Türkiye ile Rusya’nın Suriye konusunda aynı hedefleri paylaştığı ancak bu hedefe nasıl varılacağı konusunda ayrıştığı yolundaki sözleri Türkiye tarafından Rusya’nın tavrını yavaş yavaş değiştirmeye başladığı gösteren bir işaret olarak sunuluyor.”

BBC Türkçe

Bir cevap yazın