Sakarya’da 379. hafta eylemi

Milli Eğitim Bakanlığının yeni kılık kıyafet yönetmeliği, özgürlük alanını genişletmek ve mağduriyetleri gidermek bir yana, temel sorun olan başörtüsü yasağının devam edeceğini beyan eden bir açıklama olmuştur. Başörtüsünü sadece İmam Hatiplilere serbest kılmak, “Başını örteceksen o zaman İmam Hatipli olacaksın” ve “Başörtülü olan, olsa olsa ancak İmam Hatipli olur” demektir. Bugüne kadar olduğu gibi bu yönetmelikten sonra da, okullarda gerek öğrencilerin, gerekse de öğretmenler ve diğer çalışanların yıllardır maruz kaldıkları çirkin ve ilkel başörtüsü yasağı aynen devam edecektir. Mümin hanımların ve kızların, Rablerinin emrine icabet niyetiyle başlarını örtmelerinin şu veya bu mekânda, şu veya bu mesleği icra ederken yasaklanabileceğine, sınırlanabileceğine dair bir yaklaşım tümüyle gayrı meşru bir yaklaşımdır. İnanç özgürlüğünün açıkça ihlâlini içeren ve insanların serbest iradesine ipotek koyma anlamına gelen bu yasak ve sınırlamanın insan hakları ilkelerine de, hukuk devleti mantığına da aykırı olduğu aşikârdır.

Suriye gerçeği ile yeniden ve yakinen yüzleşilmeli

Emperyalistlerin oyuncağı olmayalım, mezhebi taassuptan dolayı da körleşmeyelim. Türkiye sınırında yüzlerce aile Türkiye’ye iltica edebilmek için zor şartlarda sıra bekliyorlar. Yeryüzü tüm genişliğine rağmen Suriyeli kardeşlerimize dar geliyor. Çetin bir imtihan, bir yandan da oluk oluk akan kan.., Suriye’de şunu gördük; Suriye Suriyelilere bırakılmayacak kadar önemlidir.

Suriye’de örtülü bir dünya savaşı yaşanıyor. Ya da yeni bir dünya savaşının provası yapılıyor. Suriye direnişini İslâm coğrafyasında diğer hareketlerden farklı kılan bir özelliği de sadece Baasçı statükoya karşı değil, statükonun arkasındaki emperyalist güçlerle de açıktan ve doğrudan yaşadığı sıcak mücadeledir.

Uluslar, devletler, uluslar arası güçler, cemaatler, sivil toplum kuruluşları, aydınlar, âlimler, kanaat önderleri Suriye’de test ediliyor. Kaliteler, keyfiyetler, kalleşlikler, kişilikler, Suriye sınavında netleşiyor. Niyetler, takiyeler, sahtelikler, samimiyetler Suriye üzerinden teşhis edilir oldu. Herkes Suriye aynasında kendini ve durduğu yeri görebilir. Dahası Suriye, İslam ümmetine şunu öğretti; Şu dünyada Müslüman’ca nasıl yaşanır ve nasıl ölünür? Şerefli bir yaşamın şifrelerini Suriye direnişinden alabiliriz. Dünyevileşen ve duyarsızlaşan dünya Müslümanlarına onurlu ve özgür bir yaşamın anlamını bizlere Suriye sundu. Ateşten gömlekler giyen bu asil insanlar ahreti dünyaya tercih etmenin erdemini yaşıyorlar. İslam’ın dönüşü, yeni bir dünyanın habercisi Komünizmin çöküşünden sonra kapitalizm de can çekişiyor. Farklı bir yaşam tarzı, dünya görüşü, siyaset modeli sunma potansiyeline sahip sadece İslam bulunuyor. Bunu insanlığa taşıyacak tarihi bir fırsat önümüzde duruyorken, bunu fark eden egemen güçler, İslam’ın yolunu kesmek için bildik taktiklerini sürdürmekte kararlı görünüyorlar. Diktatörlükleri gösterip demokrasiye razı olmamızı istiyorlar. Sovyetleri gösterip ABD emperyalizminin kucağına ittikleri gibi. Yani ölümü gösterip sıtmaya razı ettikleri gibi…

İşte şimdi din olarak, yaşam tarzı, yönetim biçimi, hayat sistemi, devlet modeli olarak İslam’a razı olduğumuzu ve tüm insanlığın felahının, salahının ancak İslam’la mümkün olabileceğini gündemleştirmenin tarihi fırsatı önümüzde. İnsanlığın muhtaç olduğu güvenlik, barış, özgürlük ve adaletin sahici adresi İslam’dır. Ve şu an tüm zorba, despot, dikta güçlerine karşı direnebilme potansiyeline sahip olanlar Müslümanlardır. Bu direniş ve duruşu insanlığın kurtuluşu için bir projeye dönüştürüp beşeriyetle paylaşmalıyız.

İsrail gücünü silahlarından değil, İslam ülkelerinin dağınıklığından almaktadır

İslam Ülkeleri, imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağınıktırlar. İslam’ın emrettiği kardeşlik bağları ile birbirlerine bağlanmamışlar, bir binanın tuğlaları gibi kenetlenmemişler, bir bedenin uzuvları gibi birbirinin acılarını hissetmiyorlar.

İsrail’in yaptığı saldırılar karşısında hükümetlerin tepkileri, sivil toplum kuruluşlarının açıklamaları, kınamaları bu zalimleri korkutmaktan ziyade İslam milletinin gazını almaktan öte geçemiyor. Bir taraftan İsrail’e ve onların destekçisi ülkelere miting meydanlarında, tv ekranlarında lanet okurken diğer taraftan bu baş belası ülkeler ile dost ve müttefik olarak işbirliğine devam etmek yönündeki tavırlar zalimlerin zulmüne ve onların destekçilerine daha güvenli bir ortam sağlamaktır. Bilindiği üzere günümüzde her zalimin kendisini himaye edecek bir hamisi varken, mazlumların feryatlarını işitecek zalimin zulmüne engel olacak güçlü bir ülkesi, birbirine sahip çıkacak bir İslam ümmeti anlayışı mevcut değildir. Kurtuluşumuz ne Obama’da ne Putin’de ne de İsrail’in ve Esed’in insafa gelmesindedir.

İslam işbirliği teşkilatı; birimize yapılan saldırıyı hepimize yapılmış kabul ederek, buna bağlı olarak İslam ordusu barış gücü kurmalıdır. Kurtuluşumuz yeryüzündeki bütün inanan insanların İslam’ın öngördüğü Kardeşlik şuuruyla şuurlaşmasındadır

Sakarya Adalet Girişimi Adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi / Mithat AYKAÇ

Bir cevap yazın