Sakarya’da 380. hafta: Her şeye rağmen, çok geç değil!

Allah(c.c), Rad suresi 11. ayette buyuruyor ki “Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onun durumunu değiştirmez.”

İyiye, doğruya, güzele, adalete doğru değişmenin ancak toplumun kendini geliştirmesi, dönüştürmesiyle olabileceğinin yasasıdır bu.

Bireylerin iyi yönde değiştiklerini iddia etmelerinin, eğer toplumda bir karşılığı yoksa Allah nezdinde de halk nezdinde de karşılığı koca bir sıfırdır.

Hızla dindarlaştığı söylenen bir toplumda hala Başörtüsü yasağından bahsediliyor olması, adalet temelinde söyleyecek bir sözü kalmamış bireysel bir dindarlığın, bırakın toplumu dönüştürmesini kendi hacetini dahi göremez bir halde olduğunu gösteren ibretli bir gerçektir.

12 Eylül rejiminin toplumu hizaya sokma, daha doğrusu kendi hizasına indirme çabalarının başlıcası olan başörtüsü yasağı, 28 Şubatçıların da en sembolik icraatları oldu.

Bizlerin buradan defalarca belirttiğimiz gibi bu yasağın amacı dindar camiaya ama özellikle onun içinden hak ve adalet mücadelesi veren yani siyasal alana giren unsurlara dönük bir bitirme, diz çöktürme çabası idi.

28 şubat, fiziki gücünden ziyade vehimlerle kurulan bir korku imparatorluğu, psikolojik bir operasyondu, geldi geçti.

Ancak İslami camiada üzerinde yarattığı yılgınlık atmosferi görülüyor ki akp iktidarında zayıflamak bir yana daha da güçleniyor.

10 senedir dindar camia bu hükümete en temelde, başörtüsüne özgürlük için oy verdi, ve hükümette her seçim döneminde bu meseleyi “namus borcu” olarak gördüklerini ve çözeceklerini vaad ederek oy devşirdi ve bu işte “usta”laştı…

Şimdi bu siyaset ustalarına sormak istiyoruz; sizin “namus”tan anladığınız nedir? Ve bu tezgahın daha ne kadar süreceğini düşünüyorsunuz?

Soruyoruz ama aslında buna bir cevapları olmadığını da biliyoruz.

Biliyoruz ki, bir sonraki seçimlerde de bu işin çözümü için Tayyib Bey’in “başkan” olması gerektiğini, bunun içinde sabretmek gerektiğini savunacaklar ve bunu yüzleri kızarmadan yapacaklar…

Gelinen durumdan; yani Müslüman bir toplumu ya da bir toplumdaki Müslümanların onuru ve vakarını temsil eden Başörtüsünün içine düştüğü itibarsızlıktan şikayeti olmayan, ama yinede dindar olduğu iddia eden gruplar yine AKP’nin kuyruğunu bırakmayacaklardır.

Bunlara laf yetiştirmek bizim için bir züldür…

Bizim sözümüz; Hükümetin okullardaki kılık kıyafet serbestliği ile ilgili, “isteseydik başörtüsünü de serbest bırakabilirdik ama yapmadık” açıklamasının nispeten infial yarattığı dindar camiayadır.

Bu camianın günlerdir Türkiye’nin bir çok yerinde tepki göstermesi, basın açıklamaları yapmasına rağmen ne Cumhurbaşkanı’nın, ne Başbakanın ne de Hükümet’ten herhangi birinin bu konuyla ilgili tek cümle etme ihtiyacı duymaması, on senedir hükümeti koşulsuz şartsız destekleyenlerin de Hükümet karşısında ki kredisini gözler önüne sermiş oldu.

Ve şimdi toplumun genelinin rahatsız eden konularda; emek sömürüsünde, yargının vesayet altına alınmasında, her türlü muhalif sesin hoyratça susturulmasında, çevre ve mülkiyet talanında, Ortadoğu’da amerikanın kahyalığının yapılmasında sesini çıkarmayanlar, her türlü adaletsizliğe “bizim çocuklar” diyerek ortak olanlar, Başörtüsü akıllarına geldiğinde tek başlarına kaldıklarını fark ettiler.

Ya da umarız fark etmişlerdir.

Yaşananlar bizlere bir kez daha gösterdi ki, Müslümanlar açısından adalet; parçalanamaz, ertelenemez, istisna kaldıramaz bir bütündür.

Adalet tüm topluma karşı müslümanın gözetmesi gereken namusudur.

Adalete sahip çıkamadığı için bugün Türkiyeli Müslümanlar Başörtüsüne karşı da toplumsal desteği büyük oranda kaybetmek üzeredirler.

Ancak her şeye rağmen, çok geç kalınmış değildir.

Türkiyeli Müslümanlar toplumda adaletin tesisi konusunda, iktidara karşı halkın, toplumun çıkarı doğrultusunda yer alabilirler ve bunu yapmalıdırlar.

Başörtüsüne özgürlüğü getirecek olan işte böyle onurlu ve kararlı bir duruş olacaktır.

Yoksa iktidarın ağzına bakan, egemenlerin keyfini bekleyenlerin hesabına düşecek olan sadece zillettir.

SAGBP olarak bizler dindarlar eliyle kurulmaya çalışılan her türlü diktatörlüğe de Başörtüsüne karşı sürdürülen bir itibarsızlığa, Müslümanlara dönük böyle bir küçümsemeye, aşağılanmaya karşı da direnmeye devam edeceğiz.

Yaşasın Tevhid Adalet ve özgürlük

Yaşasın halkların kardeşliği…

SAGBP adına Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın