2012 yılında en az 878 işçi hayatını kaybetti

Düşmeler, boğulmalar, göçükler, servis kazaları, elektrik çarpmaları, patlamalar… Aralık ayında en az 76, 2012 yılında ise en az 878 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetleri kadın, erkek demeden, ülkemizin dört bir yanında Aralık ayında da devam etti. Yazılı, görsel, dijital basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla Aralık ayında en az 76 işçi hayatını kaybetti… Böylece 2012 yılında iş cinayetleri sonucu aramızdan ayrılan işçi arkadaşlarımızın sayısı en az 878’e ulaştı…

2012 yılında inşaat, tarım, enerji ve maden sektörleri yangın yeri oldu!

Sermaye ve iktidarı AKP’nin Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak adlandırdığı inşaat sektöründe, yarıya yakını düşme kaynaklı olmak üzere en az 279 inşaat işçisi can verdi… Tarım sektöründe ise çoğunluğu mevsimlik olarak çalışan ve kuzeye, batıya ve güneye göç eden yoksul Kürt köylüleri olmak üzere en az 90 işçi aramızdan ayrıldı… Dünyanın en zengin enerji bölgesine komşu olan, bir enerji köprüsü haline getirilmeye çalışılan ve hızlı bir şekilde özelleştirme talanına maruz kalan enerji sektöründe ise en az 86 arkadaşımız hayatını kaybetti… Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde meydana gelen göçük sonrası hala 9 arkadaşımızın cenazesinin çıkarılmadığı maden sektöründe ise 81 işçiyi kaybettik…

En çok iş cinayeti İstanbul’da yaşandı!

2012 yılında tespit edebildiğimiz kadarıyla 103 ölüm İstanbul’da, 39 ölüm İzmir’de, 34 ölüm Ankara’da, 32 ölüm Adana’da, 30 ölüm Konya’da ve 28 ölüm Bursa’da yaşandı…

4 Aralık’ta Şile’de 12 denizci boğularak aramızdan ayrıldı…

24 Şubat’ta Adana Kozan Gökdere Barajı’nda 10 işçi boğularak, 11 Mart’ta Esenyurt Marmara Park AVM’de 11 işçi yanarak ve 22 Kasım’da Samsun Eti Bakır’da 7 işçi ezilerek hayatlarını kaybetmişlerdi… 4 Aralık’ta ise batan bir geminin 9 mürettebatı ile kurtarma botundaki iki kaptan ve kurtarma faaliyetine katılan 1 balıkçı olmak üzere 12 denizci boğularak hayatını kaybetti… Kurtarma faaliyetine katılan işçi arkadaşlarımız havanın olumsuz ve kurtarma teknesinin tahliye işine elverişli olmadığı ve kurtarma konusunda özel eğitime tabi tutulmadıkları bilinmesine rağmen göreve gönderildiler. Ölümlerinin ardından Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım “Gemiciler her denize çıktıklarında yakınlarıyla helalleşerek çıkarlar. Denizciliğin tabiatında bu vardır” diyerek yine kaza-kader edebiyatı yaptı. Oysa denizci arkadaşlarımızı aramızdan alan kaza-kader değil güvencesiz çalışma koşullarıdır…

2012 yılında 10 tersane işçisi arkadaşımızı kaybettik…

Tersane patronları ve onların örgütü GİSBİR, Avrupa ülkelerinin bayrağını taşıyan tüm donanma ve ticaret gemilerinin sökümü ile dev petrol platformlarının inşasına talip olduklarını açıkladılar. Bu noktada tersanelerin birleşmesi projeleri hayata geçiriliyor. Ancak patronların tersaneler pazarını büyütme rekabeti çalışma koşullarının güvencesizleştirilmesi ve işçi ölümlerinin artması ile mümkün oluyor. Nitekim 4 Aralık günü arkadaşımız Murat Demir, Yıldırım Tersanesi’nde bir gemide temizlik yaptığı sırada denize düşerek yaşamını yitirdi. Böylece tersanelerde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin sayısı tespit edebildiğimiz kadarıyla 154’e yükseldi. Ölen işçilerin 149’unun taşeron olarak çalışması bizlere taşeronlaştırmanın iş cinayeti anlamına geldiğini bir kez daha hatırlattı…

İş cinayetlerinin sorumlusu örgütsüzlüğü ve taşeronlaşmayı dayatan sermaye ve AKP iktidarıdır!

İş cinayetlerinin her geçen gün artması ‘güvencesizlik’ ve ‘örgütsüzlük’ gerçeğini gözler önüne sermektedir. Sözleşmeli, taşeron çalıştırma koşullarının egemen olması ve giderek gerek sendikal anlamda gerekse tüm düzeylerde işçi örgütlülüklerine uygulanan baskının, yoğunlaşmış ve uzatılmış çalışmanın işçi ölümlerini artırdığı, artıracağı aşikârdır… Yine 30 Haziran’da yasalaşan “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası” da işçi ölümlerini önlemeyi amaçlayan bir yaklaşıma sahip değildir. Yasanın çıkmasını takip eden aylarda iş cinayetlerinin artarak devam etmesi ve işçilerin aleyhine alınan hukuksal kararlar, devlet tarafından yasanın çıkması ile birlikte işçi ölümlerinin önleneceğine yönelik oluşturulan beklentinin de ne kadar boş olduğunu göstermiştir…

İş cinayetlerine ve güvencesizliğe karşı örgütlenelim!

Vücut bütünlüğümüz ve yaşama hakkımız, bu utanç verici tablonun gerçek sorumlusu olan siyasal iktidarın ve patronların vicdanına ve inisiyatifine asla bırakılamaz. İş cinayetlerini, taşeronlaşmayı, düşük ücreti, esnek ve kuralsız çalışmayı, özel istihdam bürolarını dayatan ve yaygınlaştıran bu düzene karşı örgütlenme mücadelemizi yükseltelim…

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Bir cevap yazın