İşçiler çalışmak istiyor

Bir baca daha söndü, bir fabrika daha kapatıldı ve mutat olduğu üzere bir fabrikanın işçileri daha kapının önüne konuldu. Endüstriyel tarih defterinden koparılan bu fabrika, Şişecam’a ait.

Anadolu Cam Sanayi Topkapı Fabrikası, başta şişe olmak üzere, cam ambalaj malzemesi ve tıbbi kaplar üreten bir fabrikaydı. Şişecam bu fabrikanın aynısını Eskişehir’e kurdu.

Eskişehir’de kurulan cam ambalaj fabrikası, İstanbul’dakinin üç katı daha fazla üretim yapabilme kapasitesine sahip.

Şişecam, Topkapı fabrikasının makinelerinin bir kısmını Eskişehir’e taşıyacak. Topkapı’nın makineleri Eskişehir’de işlemeye devam edecek ama işçiler çalışmaya devam edemeyecek.

Şişecam, “Şimdiye kadar verdiğiniz hizmetlere teşekkür ederiz” diyerek, 572 çalışana kapıyı gösterdi. Ortalama 18 yıllık kıdeme sahip işçiler, işlerinin devamının sağlanması talebiyle, 28 Aralık 2012 gecesinden beri “Bacaları tütmeyen, fırınları sönmüş” fabrikayı terk etmeme eyleminde. Bacaları sönmüş fabrikada, kendilerinin ve çocuklarının hayalleri sönmesin diye direnişteler.

Patron şirketi değil

İşçiler çalışmak istiyorlar. İşçilerin çoğu mevcut haklarıyla Eskişehir’de ve Şişecam’ın diğer fabrikalarında çalışmaya hazır. Ama Şişecam onlardan kurtulmak istiyor. Çünkü işçi değil, kâr önemli.

İşçi dediğin nihayetinde bir maliyet unsuru ve maliyetler ne kadar aşağı çekilirse o kadar iyi. Bu yüzden Şişecam, Eskişehir’deki yeni fabrikaya asgari ücretle genç işçiler alıyor.

Bu işçilerin sigorta primleri de beş yıl için AKP hükümetinin “Genç istihdamını teşvik” adı altında işverenlere kıyak olsun diye çıkardığı yasa gereğince, işsizlik sigortası fonundan ödenecek.

Yani Şişecam maliyet avantajı elde etmek adına meslekleri ve yaşları itibarıyla çoğu yeniden iş bulma ihtimali azalmış insanları, sokağa atıyor.

İş Bankası’nın iştiraklerinden Şişecam, bir patron şirketi değil. Hisseleri borsada işlem gören ve profesyoneller eliyle yönetilen bir anonim kapitalist şirket.

Ucuz işçi çalıştırma hevesi peşinde, işçilere kapıyı gösterenler ve bu karara arka çıkanlar patron değil ama patronlardan daha gaddar davranışlar sergiliyorlar.

Babaları işten atıldığı için eğitim hayatını sürdürememe ihtimali bulunan çocuklar adına Burcu Pınar, kalemini kırması için Şişecam Genel Müdürü’ne gönderdiğinde bu noktaya işaret ediyordu: “Bizim sizin çocuklarınızdan farkımız ne?”

Sosyal sorumluluk mu?

Ak koyun kara koyun geçitte belli olur diyorlar ya; bu, Topkapı özelinde bir kez daha doğrulandı.

Piyasanın, insana dair maliyetleri perdelemeye çalışanların; reklam filmlerinde, gazete sayfalarında, halkla iletişim faaliyetlerinde sığındıkları sosyal sorumluluk kavramı, Topkapı fabrikasının kapısında yerlerde.

Topkapı işçileri, kâr, piyasa, rekabet maliyet sözcükleriyle oluşturulan büyük bir yanılsamaya ve paranın gücüne karşı direnişteler.

Çalışma haklarını savunmak, işlerini korumak, kendilerinin ve çocuklarının geleceklerine sahip çıkmak için direniyorlar.

Zafer Aydın, Radikal İki

 

Bir cevap yazın