İslam’ın olduğu yerde sosyal adalet vardır

Kur’an Nesli Kültür Merkezi’nin “Alternatif Eğitim Dersleri”ne, Yasin Aydoğan’ın sunumuyla “Münkerle Mücadele Sorumluluğu” konusu ile devam edildi.

Yasin Aydoğan konuşmasına, Nahl Suresi 90, Âl-i İmran Suresi 104. ayet gibi konuyla ilgili kimi ayetleri okuyup meallerini vererek başladı.

Kur’an’da birçok ayette maruf ve münker kavramlarının kullanıldığını hatırlatan Aydoğan, “Münker kavramından söz etmeden önce maruf kavramını anlamaya çalışalım. Bildiğiniz gibi her şey zıddıyla kaimdir. Sıcağı bilmek için soğuğu, aydınlığı bilmek için karanlığı bilmek gerekir” ifadelerini kullandı ve konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Maruf; Arapçada tanınan, bilinen manasına gelir, arif; bilen, tanıyan, irfan; bilmek, tanımak, Arafat; tanışma – bilişme yeri, mütearife; üzerinde ittifak edilen şeyler, örf; insan fıtratının doğru ve iyi bildiği şeyler anlamına gelmektedir. Maruf kelimesinin kökü a-re-fe’dir. Maruf, insan fıtratının doğru bulduğu, onayladığı hususlar demektir. Münker ise, Arapçada ‘nekir’ kelimesinden türemiş bir kelimedir. İnsan fıtratının tanımadığı, onaylamadığı, insan fıtratıyla uyuşmayan her şey münker kapsamındadır. Dolayısıyla insan fıtratının ve bu fıtrat üzere Rabbimizin bildirdiği hükümler bütünü olan ed-dinin onayladığı her şey maruf, onaylamadığı her şey de münkerdir.”

Aydoğan, insanlık tarihinin, marufla münkerin mücadelesi tarihi olduğunu kaydederek, “Peygamberlerin mücadelesi marufu emr, münkeri nehy mücadelesidir. Bütün Peygamberler bu mücadeleyi vermiştir. Peygamber değişir, zaman değişir, mekan değişir fakat mesaj ve mücadele değişmez. Bütün Peygamberler uluhiyeti gündem etmişler ve bu çerçevede münkere karşı fiilen kavga vermişlerdir. Bugün yapılan ise emri bil maruf, nehyi anil münker mücadelesinden ziyade maalesef dinin sırtından geçinmek, dini geçim kaynağı edinmektir. Peygamberler davetlerine karşılık ücret talep etmemişken bugün din adına, davet adına paralar kazanılmaktadır” diye konuştu.

“Kurumsallaşmış münkere karşı, kurumsallaşmış mücadele gerekir”

Yasin Aydoğan şöyle devam etti: “Evet, Peygamberlerin tarihi münkerle mücadele tarihidir. Kur’an’da hem münker, hem de inkar kelimeleri yer alır. Demek ki nerede münker varsa orada inkar, nerede inkar varsa da orada münker vardır. Nankör, inkar, münker, münkir hep aynı kökten gelmektedir. Tuğyan, isyan, fısk, cehalet, şirk, fesat hep münkerin sonucudur. Münkerin olduğu yerde sosyal adaletsizlik, marufun yani İslam’ın olduğu yerde sosyal adalet vardır.Çünkü birinde faiz ve tekelleşme, diğerinde infak vardır, paylaşım vardır. Maruf denilince ise akla iman gelir, sevap, infak, sabır, tevekkül akla gelir. Münkerle mücadelede öncelik elle müdahaledir. Statükoya itiraz, statükoyla mücadele önceliklidir. Hasan El Benna daha 16 yaşında ‘münkerle Mücalede Teşkilatı’ kuruyor. Çünkü münkere fiilen müdahale etmek gerekmektedir. Kurumsallaşmış münkere kurumsallaşmış maruf mücadelesi vermek lazımdır.”

Konuşmacı sözlerini şöyle tamamladı:

Bugün liberalizm, demokrasi, kapitalizm denilen anlayışlar yeryüzünde münkeri hakim kılmak için çalışmaktadırlar. Bizlerin bu tür batıl anlayışlara karşı İslami kimliğimizle ortaya çıkmamız gerekir. Unutmamk gerekir ki Peygamberler mücadelelerinde münkere bir ucundan da olsa asla bulaşmamışlar, bu konuda net duruşlar sergilemişlerdir. Bizler münkerle asla uzlaşamayız, münkere karşı itirazımızı hafifletemeyiz.”

Program soru-cevap kısmıyla son buldu.

Kur’an Nesli Kültür Merkezi “Alternatif Eğitim Dersleri”nde bu hafta inşaallah Cumartesi akşamı Hamza Er’in sunumuyla “Siret Açısından Sistem İçi İlişkiler” konusu konuşulacak.

İslam ve Hayat

Bir cevap yazın