İnfazlar ve Ankara

Paris’te düzenlenen suikast aydınlatılamaz ve ortalığa yayılan bilgi kirliliği ile bu katliamın üstü örtülürse Kürt sorununda görüşme yolu ile mesafe alınması ihtimali de son derece zayıflayacaktır.

Bu infaz çok açık bir gövde gösterisidir. Öldürülen üç kadını sadece üç PKK mensubu olarak görüp verilmek istenen mesajdan kendine pay çıkartmaktan kaçınan iktidar partisi siyasetçileri, ortaya çıkacak kaosun bedeline de ortak olurlar.

Faillerin bulunmasına yönelik çaba ve hiç olmazsa niyet beyanında bulunma ihtiyacını bile hissetmeden “iç infaz” analizi ile tatmin olmayı tercih edenler, eğer bir provokasyon söz konusu ise bunu yapanların en azından çözüm isteyenlerden daha güçlü olduğunu kabul etmelidirler.

Kürt sorununu ve onun barışçı çözümünü kolay sanan, hafife alan bir siyasal aklın egemenliği altında yaşıyoruz.

İmralı adasında başlayan görüşmelere yönelik en küçük uyarıyı bile karamsarlıkla hatta çözüm karşıtlığı yapmakla suçlayanlar, buyursun ve neredeyse her şey bitmiş havasındaki yazıları ile durumu izah etsinler. Ankara bir süredir her şeyi bildiğini sanan ama aslında hiçbir şey bilmeyen gazeteciler ve danışmanlar cennetine döndü. Eskiden bu işi gören başka aktörler vardı. Ne yazık ki bugünküler öncekilerden daha az şey biliyor ama kendilerine öncekilerden daha fazla güveniyorlar.

Hiçbir gerçekliği olmayan ve umut aşılamanın, beklenti oluşturmanın ötesinde bir şeye yaramayan yazılar kaleme almaya çok daha hevesliler. Pozisyonlarını korumak ya da referans ilişkileri ile hızla yükselmek için kendilerinden beklenen yazılar kaleme almaya, değerlendirmeler yapmaya çoktan teşneler.

Paris’te infaz edilen üç kadının Kürtler için ne ifade ettiğini anlama ihtiyacı bile duymadan erken hüküm vermeye çalışanlar, adres ilanına yeltenenler ya çok ahmaklar ya herkesi ahmak yerine koyabileceklerine inanıyorlar.

Daha kötü olansa, bu zevatın kafasında kurguladığı “örgüt” fotoğrafından çok da farklı bilgi ve ufka sahip olmayanlardan sorunun diyalog yolu ile çözümüne yönelik beklenti içinde olmamız.

Ne Kürtlerin toplumsal psikolojisine ne Kürt hareketinin işleyişine dair hiçbir doğru ve tutarlı veriye sahip olmayıp, eldeki ne anlam ifade ettiği, ne işe yarayacağı, ne amaçla kullanıla geldiği malum istihbarat analizleri ile bu sorunun çözümünde kabul edilebilir mesafe almak söz konusu olamaz.

Bu Ankara fotoğrafı ister bir avantaj isterse dezavantaj olarak görülsün çıplak gerçeğin ta kendisidir. Türklerin büyük çoğunluğu ve Kürtlerin bir kısmı buna inanmak istemeseler de vaka budur. Başının çaresine bakmaktan başka bir yol olmadığına inanmak için önce muhatabı doğru anlamak gerekir.

Bu yazının konusu olduğu ve kendisinden çözüme yönelik adım atması beklenen muhatap olduğu için Ankara’ya dair değerlendirme yapmayı daha öncelikli görüyorum.

Son infazın sorumlularını bulmaya gücü yetmeyen bir Ankara’nın, bırakın Ortadoğu’da Kürtlerle birlikte yeni projelere hamilik yapmasını, suç ortağı ve sabıkalı pozisyonundan çıkması bile mümkün olmayacaktır.

Ayhan Bilgen

Alternatif Siyaset 

Bir cevap yazın