Müftüoğlu: Suriyeliler fiziken de ruhen de katledildi

İktibas Dergisi Ankara Lokalinde yapılan konuşmacı olarak Atasoy Müftüoğlu’nun katıldığı programda konu “Küresel Çağda Varolmak” idi.

İktibas dergisi 2013 yılı konferanslar serisinin ilkinde Atasoy Müftüoğlu’nu ağırladı. Atasoy Ağabey “küresel çağda var olmak” konulu konferansına İngilizcedeki “odanın ortasındaki fili fark etmemek” metaforu (benzetme/kıyaslama) ile başladı.

Müftüoğlu, Müslümanların karşısında bulunan merkezi, hayati sorunları fark etmeden yaşmaya devam ettiklerini, bunun nedeninin ayrıntılarda takılıp kalmanın ve o ayrıntıları tartışıyor olmalarının sonucu olarak, bu temel ve merkezi sorunlardan uzaklaşıldığını söyledi.

Müslümanların sorunların farkında olarak yaşamlarını sürdürdüklerinde sorumluluklar yükleneceğinden rahatsız olmak istemediklerinden dolayı ayrıntılarda takılıp kalındığını belirten Müftüoğlu, bu duruma nasıl gelindiğini ise “böyle gelmiş böyle gider” mantığı ile sorunların, sorumlulukların geçiştirilmesiyle izah etti.

Kolonyalistlerin  sömürmek istedikleri toplumları ilkin zihinsel bağlamda sömürgeleştirdiklerini, bunun da zihinsel bağlamda sömürgeleştirilmiş bilincin isyan üretmesini, muhalefet üretmesini, eleştiri üretmesini engellemek demek olduğunu ve bunun ile Müslümanların zihinsel olarak hiç bir şey üretemeyecek konuma getirildiğini ve o zamandan bu yana Müslümanların zihinsel olarak hiçbir şey üretemediklerini, Müslümanların varlıklarını biyolojik olarak sürdürdüklerini fakat aynı zamanda bir zihinsel kadavra olarak varlıklarını sürdürdüklerini ifade etti.

Bu durumun İslam topraklarında vuku bulmasının çok acı bir tarafı olduğunu sömürgeleştirilmiş zihinlerin bu acının ürünü olduğunu ve bununda mezhep çatışmalarına neden olduğunu bu çatışmanın taraflarının utançlı bir eylemin içersinde olduğunu, öncelikle bir şey yapmak isteyenlerin öncelikle bu utanç veren eylemden uzaklaşmalarının gerektiğini söyledi.

Müslümanların kendilerini ümmete nispet edebilecek hiçbir şeyi üzerlerinde taşımadıklarını ve sahip olmadıklarının bütünlüklerini kaybettiklerini her kesin kendinde olanı kutsallaştırdığını bununda parçalanmışlığa neden olduğunu bununda ümmete sahip olunmadığını ümmetin tanımından uzak ve bununda kişileri narsistleştirdiğini (kendine tapınma), kendilerini kutsallaştırdıklarını ve bütünlükten uzaklaşıldığına neden olduğunu bununda derin ayrılıkların parçalanmışlıkların nedeni olduğunu vurguladı.

Müslümanların zihinsel soykırıma uğradığını ve paradigma savaşlarını kaybettiklerini fikirsel üretim yapamadıklarından dolayı batıdan referans sistemlerinin ithali ile yaşamlarını sürdürdüklerini Avrupa merkezli düşünce hayatında siyasal bağlamda kültürel bağlamda referans sistemlerini ithal ettiğinden dolayı hayata yaşama bakış algılarının değiştiğini İslam’ın ve kuranın, vahyin referans sisteminden çıkarılması demek olduğunu ve demokrasinin tek ve nihai bir referans sistemi yapıldığına vurgu yaptı.

Müftüoğlu, Mısır’ın neoliberal ekonomik sisteme dahil olmasıyla, neoliberal siyasal sisteme dahil olmasıyla bir devrimden söz edilemeyeceğini ve Tunus cumhurbaşkanını Türkiye ziyaretinde laikliğin güvencesini kendisi olduğunu ifade eden bir zihniyetin nasıl devrim yapıyor olabileceği sonucuna varıldığının izah edilemeyeceğini söyledi.

Gerek Mısır olsun gerekse de Tunus’ta olsun “İslamcıların” neo liberal sisteme meşruiyet kazandıran bir politikanın parçası haline getirildiklerini ve İslam’ın bir maneviyat biçiminde bu kompozisyonda yerini alacağını bu haliyle Ortadoğu’da İslam’ın siyasal bir güç halinde talep edilemeyeceğini belirtti.  

Türkiye’nin model ülke olma yönünde istikrarın sağlandığını bu örneklikle bölgede sistemin bir parçası haline getirildiğini belirtti.

SURİYE MESELESİ

Suriye konusuna da değinen Müftüoğlu Suriye konusunda suçlamalara mağdur kaldığını ve ulaşabildiklerine elinde delillerinin belgelerinin olduğunu oysa kendisin suçlayanların ise ellerinde belgelerinin olmadığının gelen gidenlerden aldıkları bilgi ile hareket ettiklerini ifade ederek, Suriye deki muhalefetin icat edildiğini ve bunun da Baas ideolojisinin desteklendiği anlamına gelmemesi gerektiğini, böyle bir spekülasyona gidilmemesi gerektiğini, ‘Suriye’de muhalefetin icad edildiğini’ demenin İran ağzıyla konuşmak anlamına da gelmeyeceği fakat Suriye’nin başına gelenin İran’dan dolayı başına geldiğini düşündüğünü söyledi.

Suriye’nin İran’ın yörüngesinden etki alanından çıkarılmadığı için Suriye’nin mahvedildiğini perişan edildiğini ve yüz yıl geriye götürüldüğüne neden olduğunu ifade etti. Suriye’nin geleceğini Suriyelilerin tayin etmeyeceğini,  Esat sonrasına nasıl bir Suriye olacağına yine emperyal bir iradenin karar vereceğini, Suriyelilerin karar veremez duruma getirildiğini, fiziksel olarak da ruhsal olarak da katledildiğini söyledi.

İki sene önce Hama’ya ve Humus’a gelerek oradaki İslami unsurlarla görüşüp, onlara “Mısır’dakiler, Tunus’takiler gibi yapabilirsiniz” diyerek Müslümanları kışkırtanların kimler olduğunu çok iyi bildiğinin altını çizen Müftüoğlu bunların isim isim bilindiğinii özellikle belirterek görüşme tarihlerine kadar hepsinin tespitinin yapıldığını ifade etti.

Zihinsel özgürleştirilmenin nasıl başlayacağı konusunun Müslümanları tevhidi bir duyarlılıkla İslam’ın bütüncül çerçevesi içinde bir ahlak haline getirmeleri gerektiğini dönüşümün bu şekilde ümmeti kucaklayacak farklılıkları sorun halinde değil de adil bir şekilde yorumlayan ve bu farklılıkları ortaya çıkaran tarihsel nedenleri anlamaya çalışan bir duyarlılığın ortaya konması gerektiğinin ve farklıyı içselleştirmekle bir ahlaki çıkış ile yolun buluna bileceğine inandığının söyledi.

Küresel çağda var olabilmenin zihinsel olarak bağımsızlaşmanın, özgürleşmenin gerçekleşmesinin gerektiğini, gençliğin dünyayı ve İslami bütünlük içinde takip etmeleri gerektiğini belirtip dinleyicileri selam ile hakka emanet edip sunumunu bitirdi.

Kaynak: İktibas Dergisi

One thought on “Müftüoğlu: Suriyeliler fiziken de ruhen de katledildi

  • Allah senden razı olsun Atasoy Abi!Mevlam ne hacetin varsa sana ikram etsin.Ümmet yürekli adam.Sen bu ümmetin adil şahitlerinden birisin.Ümmetin maslahatını arzu eden,düşmanlarından uzak duran bir muvahhidsin.Böyle öncülerin sayısının artmasını diliyorum,buna çok ihtiyacımız var.

Bir cevap yazın