RSF: Türkiye basın özgürlüğünde 154. sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü son yayımladığı 2013 Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye’ye 179 ülke içerisinde 154. sırada yer verdi.

Sıralamasını“Baharlardan Sonra Umutlar Kırık” başlığıyla duyuran RSF, “Yakışıksız bölgesel modeller” başlığı altında sunduğu Türkiye tespitlerinde, “Türkiye hedeflediği ‘bölgesel model’ rolüne yakışmayan bir konumda kök saldı” dedi.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, sıralamada kıstas olarak doğrudan ülkelerdeki rejimlerin niteliğinin dikkate alınmadığını, buna karşın çalışmayla, demokratik ülkelerin insan haklarını ihlal eden ülkelere göre haber üretme ve yayma özgürlüğünü daha etkin şekilde koruduklarının ortaya çıktığını açıkladı.

Diktatörlüklerde haberin aktörleri aileleriyle birlikte acımasız baskılara maruz bırakıldığını kaydeden Deloire, “Birçok demokratik ülkedeyse haberciler, basının ekonomik krizi ve çıkar çatışmalarıyla karşı karşıya. Tüm bu şartlar birbiriyle kıyaslanamayacak olsa da, ister şiddete isterse yayın kısıtlamalarına karşı olsun, baskılara karşı direnenleri anıyoruz” dedi.

TÜRKİYE 6 SIRA BİRDEN GERİLEDİ

Hazırlanan raporda, Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında geçen yıla nazaran 6 sıra birden gerilediği ve bu kötü gidişin 2005 yılından beri sürdüğü belirtilerek, dokuz yıl içinde Türkiye’nin sıralamada 98’den 154’e düştüğü kaydedildi.

Türkiye’nin dünya ülkeleri arasında basın özgürlüğünde, 2005’te 98, 2006’da 100, 2007’de 101, 2008’de 103, 2009’da 123 ve 2010’da da 138. sırada yer aldığı belirtildi.

“DEVLETİN GÜVENLİKÇİ PARANOYASI…”

2012 yılında da 179 ülke içerisinde 148. sırada yer alan Türkiye’nin geçen yıla oranla 6 puan birden geriye düştüğü kaydedilen raporda, basın özgürlüğü önündeki engeller için, “Terörle mücadele adına, Türkiye demokrasisi bugün gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi haline geldi. Her eleştiriyi çeşitli yasadışı örgütlerin komplosu olarak değerlendiren devletin güvenlikçi paranoyası, Kürt Sorunu’nun tekrar tırmanışa geçtiği son bir yıl içerisinde yeniden belirginleşti. Acaba, Terörle Mücadele Kanunu’nda onca kez vaat edilen fakat ertelenen reformlar, yetkililerle PKK arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması, gerçek bir yaklaşım değişikliği doğurabilecek mi?” tespitine de yer verdi.

Demokrat Haber

Bir cevap yazın