Başörtülü avukatlar: Hakkı ideolojinize kurban etmeyin

Danıştay 8. Dairesi’nin, Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) avukatlara yönelik başörtüsü yasağının yürütmesini durdurma kararından sonra Başörtülü Avukatlar Platformu üyesi bir grup avukat İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelerek bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını Danıştay’a yasağın kaldırılması için başvuran avukat Figen Şaştım okudu. Şaştım, sözlerine Ali Şeriati’ye ait, “Ey hürriyet! Kanadı kırık güzel kuşum. Keşke seni vahşet muhafızlarının penceresinden gece karanlık ve soğuğa sebebiyet verenlerden, duvarları, kaleleri ve zindanları yapanlardan kurtarabilseydim. Keşke kafesini kırabilip seni temiz, bulutsuz, tozsuz bir sabahta uçurabilseydim. Fakat ellerimi kırdılar, dilimi kestiler, ayaklarımı zincirlediler, gözlerime mil çektiler.” dizelerini okuyarak başladı.

YILLARCA HAKSIZLIĞA VE ZULME MARUZ KALDIK

Başörtüsü mağdurların olarak yıllarca haksızlığa, ayrımcılığa, dışlanmaya ve zulme uğramalarına rağmen hiçbir zaman intikam peşinde olmadıklarını vurgulayan Şaştım, “Ancak yaşadıklarımızın küçük bir kısmını da olsa anlamak isteyenlere bir empati kurmalarını rica ediyorum. Düşünün 17 yıl boyunca eğitim ve öğrenim görüyorsunuz. Avukat oluyorsunuz. Ancak birileri hiçbir yasal mevzuata dayanmadan size, “avukatlık yapamazsınız! Yasak…” diyor. Peki, bu yasağın süresi ne kadar? Bir yıl mı? Beş yıl mı? On yıl mı? Hayır diyor “ömür boyu”… Hukuk diliyle ifade edecek olursak yargılama yapılmadan, savunmamız alınmadan mesleğimiz açısından biz müebbet hapse mahkûm edildik” şeklinde konuştu.

HAKLI MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZGEÇMEDİK

17 yıl boyunca başörtülü olduğumu için mesleğini tam olarak icra edemediğini ifade eden Şaştım, “Bütün bu olumsuzluklara rağmen yılmayıp haklı mücadelemize devam ettik” diyerek şöyle konuştu: ” Asla yılmadık ve vazgeçmedik. Çünkü biz haklıydık. Bu ülke kadınını temsil ediyorduk. Bu duygularla bu davayı açtım. Hukukun üstünlüğünü ve vicdanı temsil eden Danıştay 8. Daire Üyeleri bir karar verdi. Gecikmişte olsa bu karar hukukun, hakkın, adaletin tecellisidir”

HAK VE ADALET İDEOLOJİYE KURBAN EDİLECEK KADAR DEĞERSİZ DEĞİLDİR

Söz konusu yasakla anayasa ve kanunların ayaklar altına alındığını kaydeden Şaştım, Anayasa ile güvence altına alınan bir hakkın bir meslek kuralı ile yasaklandığını söyledi. Şaştım, yargının yasağı kaldıran bu kararı ile hukuka aykırı bir uygulamaya son verdiğini ifade etti.

Kendilerine yönelik haksızlıklar karşısında yanlarında durması gereken Türkiye Barolar Birliği’nin tam tersine kendilerine bu yasağı dayattığını vurgulayan Şaştım, “İnanması güç ama bu yasağı bize, haklarımıza sahip çıkması gereken Barolar ve Barolar birliği uygulamıştır. Türkiye Barolar Birliği ve bir kısım Barolar neden böyle akıl almaz bir çelişki içine düşmüşlerdir. Bu sorunun bir tek cevabı var. İdeolojik kaygılarla, yani anayasa ve kanunlar çiğnenerek bizim haklarımız ihlal edilmiştir. Buradan bütün gücümle haykırmak istiyorum! Hak ve adalet ideolojiye kurban edilecek kadar değersiz değildir. Eğer adaleti ve hakkı ideolojiye kurban ederseniz, haktan ve adaletten hiçbir şey eksiltemezsiniz. Ama bu davranışınız nedeniyle hak ve adalet döner, sizi ve ideolojinizi değersiz hale getirir” dedi.

HAKKINIZI ARAMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYİN

“Bir hukukçu olarak elimize imkân geçse de bize zulmedene asla zulmetmeyeceğiz” diyen Şaştım, “Bize yargısız infaz yapana asla yargısız infaz yapmayacağız. Hakkı ve adaleti ideolojiye kurban etmeyeceğiz. Hiçbir zaman adaletten ayrılmayacağız. İnancı, ırkı, ideolojisi, toplumsal aidiyeti ne olursa olsun, haklı olanlara bir sözüm var; hakkınızdan asla vazgeçmeyiniz, yılmadan mücadelenize devam ediniz. Muhatabınız ne kadar güçlü görünürse görünsün sonunda başarı mutlaka gelecektir. Çünkü gerçekten haklıysanız Allah haklıdan yanadır ve sizinle beraberdir” şeklinde konuştu.

BAŞÖRTÜLÜ HÂKİM DE OLUR SAVCI DA OLUR

Basın açıklamasından sonra İlke Haber Ajansı (İLKHA)’nın sorularını cevaplayan avukat Figen Şaştım, Başörtülü olarak hiçbir mesleğin icra edilmeyeceği ile ilgili anayasa ve kanun anlamında hiçbir üst norm olmadığını ifade ederek şöyle konuştu: “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler bağlamında başörtülü olarak bir bayan sahip olduğu mesleği icra edemez diye bir kural yok. Bu üst norm dikkate alındığında başörtülü hâkimde, olur savcıda olur, doktorda, mühendis de, öğretmende olabilir. Buna hiçbir engel yok. Yasaklar tamamen uygulama ile alakalı bir durumdur. Yönerge yada genelgeler anayasadan daha üstün olmayacağına göre tüm meslek gruplarında isteyen bayan başörtülü olarak çalışabilir. Danıştay’ın aldığı son karar ile aslında bu tescil olmuş oluyor”

BU KARAR HER ALANDA EMSAL TEŞKİL EDECEK

Danıştay’ın aldığı bu kararın emsal teşkil ettiğine dikkat çeken Şaştım, başörtüsünden dolayı hakları ellerinden alınanların bu kararı göstererek mahkemelere başvura bileceğini söyledi.

Şaştım, “Bu emsal bir karar olacak ve emsal teşkil edecektir. Başörtülü olarak çalışmak isteyip de haksızlığı uğrayan yada disiplin cezası alan her meslekteki başörtülü kardeşimiz bu kararı emsal olarak gösterip yargıya başvurabilecektir. Yıllarca bu yasağı uygulayan Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) gücünü nereden aldığını bilmiyorum. Ancak şu var ki bu yasak Türkiye’deki vesayetçi ve dayatmacı anlayışın, ben yaparım oldunun tezahürüdür. Bunlar Kemalist zihniyetin kalıntılarıdır, onları ciddiye almıyorum” diyerek bu durumun tamamen siyasal iradeyle ve gücün kimin elinde olup olmaması ile alakalı bir durum olduğunu söyledi.(Şükrü Gündüz/Erkam Yavuz-İLKHA)

Bir cevap yazın