Küçük: 8 Mart kapitalist boyunduruğa fıtri bir karşı koyuşun simgesi

8 Mart… İnsanlık ailesinin onurlu üyesi “Kadın”ın medeniyetin her zerresinde hissedilen varlığının altını dünya çapında çizdiğimiz gün. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü, Sanayi Devrimi’nin tarlalardan fabrikalara sürdüğü, emekleri kölelerinkine benzer bir şekilde sömürülen Batılı kadının “Erkek”e değil, insana emeğinden başkasını vermeyen, emeğin değersizleştirilmesini kabul etmeyen yaratıcının buyruğuna rıza göstermeyerek genelde zayıf bırakılan tüm insanların ve özelde kadın işçilerin emeklerini değersizleştiren kapitalist boyunduruğa fıtri bir karşı koyuşun simgesidir. Bu, aynı zamanda, hür yaratılmış insanın sömürünün her çeşidini reddetmesi gerektiğini bildiren ilahi buyruğu insiyaki kabulün bir örneğidir.

Bu karşı koyuşun üzerinden geçen yaklaşık 160 senede kadınların yüzleşmek zorunda kaldıkları problemler değişik coğrafyalarda, kültürlerde, rejimlerde farklılık gösterse de, tüm bunların temelinde “insan”a layık olduğu değeri vermekten imtina eden, kadını ise çok zaman “insan”ın “ikinci”si telakki eden buyurgan anlayış yer almıştır. Bu buyurgan anlayış makineleşmenin artması ile üretimin işgücü konumundan belli ölçüde çektiği kadını mamülün hedefi ve pazarlamanın çığırtkan kuşu haline dönüştürmüştür.

Bugün, ülkemiz dahil, dünyanın çok büyük bir bölümünde kadınlar sadece tarım, sanayi veya hizmet sektörünün mağdurları olmakla kalmıyorlar, insan fıtratına aykırı fuhuş ve narkotik suçlar gibi toplumun psikolojik ve ahlaki hakları olarak kabul edilen alanlara saldırının faili ve mağduru haline de getiriliyorlar. Kadınları bu yöne sevk eden her türlü etken ile mücadele etmek devletlerin ve hükümetlerin görevi olmasına rağmen, kendini her ne şekilde tanımlarsa tanımlasın, bu sömürü, toplumun psikolojik ve ahlaki haklarına yönelik bu ihlal tüm hükümetler döneminde devam ediyor. Bu alandaki çalışmalar her zaman zayıf kalıyor ve her zaman ürkekçe icra ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan rakamlar kadınların hassaten örgün ve yaygın eğitim alanlarından dışlanmışlığını ortaya koyuyor. Kadınlar gerek şehirlerde gerekse kırsal alanda aynı yaş grubundaki erkeklerin neredeyse yarısına tekabül eden bir oranda eğitime katılma imkânı bulabiliyor. Kadınların eğitimindeki bu zafiyet onların haklarını bilme ve kullanma yolunda gösterdikleri gayretin niteliğini de olumsuz yönde etkiliyor.

Bir kız çocuğu yetiştiren babanın ilahi lütuflar ve cennet ile müjdelendiği bir dine, İslam’a mensup insanların yaşadığı, yüz yıllar boyu farklı kültürlere yurt olmuş bu topraklarda kadına yönelik aşağılama ve şiddet, dini/ ilahi değerlerin mahiyetini kavrayamamış, dinin kadın-erkek ayrımı yapmaksızın “insan”ı inşa için var olduğunu göz ardı eden kişilerce de körükleniyor, bunun için gerekçeler üretiliyor.

Kadının değerini düşüren ve onu bir başka şekilde suiistimale açık hale getiren tüm bu süreçlere karşı çıkmak hangi görüşten olursa olsunlar onurlu ve fıtrata duyarlı insanların vazifesidir. 

MAZLUMDER Dünya Kadınlar Günü’nde sadece hükümete/ hükümetlere değil, “insan”ı oluşturmakla mükellef olan âlimlere/ din adamlarına, insanın ilerlemeye dönük yüzünü her daim aydınlatmakla mükellef entelektüellere, fıtratın gereği olarak “adalet”e, “hakkaniyet”e ve “ihsan”a kulak veren vicdan sahibi her insana seslenmeyi bir vazife addediyor:

Emeğin, değerin, sevginin, adaletin, ahlakın sömürülmediği, hür kadınların ve hür erkeklerin “insan”a layık olduğu şekilde davranmayan, onu fıtratının dışında yaşamaya, haksızlığa boyun eğmeye zorlayan tüm yerel ve uluslararası güçlere karşı duran bir dili, bilinci, kararlılığı var edelim. Dünya Kadınlar Günü’nü “hür insan”ı yaratmak için bir milat bilelim.

MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı

Medine KÜÇÜK

 

Bir cevap yazın